Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Mehmet Ali BİLİCİ


Sorumluluk Yaşanan Şartlarla Kayıtlı

Mehmet Ali Bilici; Bireyin sorumluluğu kendi şartlarıyla ilgilidir ve zaten bunun aksi pek mümkünde değildir.


“...Benden sonra görüntüye girecek dünyayı biçimlendirmeye kalkmamalıyım asla. İndirgenmez biçimde kendi zamanıma aitim. Ve bunun içindir ki kendi zamanım için yaşamalıyım. Gelecek, gelecekte yaşayacak olanların yükseltecekleri bir yapı olmalıdır...”*
Bireyin sorumluluğu kendi şartlarıyla ilgilidir ve zaten bunun aksi pek mümkünde değildir. Bireyin kendi koşullarında kendisini ilgilendiren direkt veya endirekt sorumluluklar vardır ve bu sorumluluklara karşı göstereceği duyarlılık oranında sorumluluklarını da yapmış olacaktır. Bu kişisel, ailevi, maddi, sosyal ve siyasal sorumluluklar olarak adlandırılabilir. Kendisine ve ailesine karşı duyarlı olup bu konuda sorumluluklarını yerine getiren bir bireyin, örnek olarak; kendileri dışında gibi gözüken sosyal sorunlara ilgisiz kalması ve burada kendisine bazı sorumlulukların düştüğünü kabul etmemesi, içinde yaşadığı bu toplum sorunlarının bir gün kendisini de kuşatabileceğini, aslında hiçbir zaman ve şekilde bu sorunların dışında olmadığını bilmesi gerekmektedir. Yani; birey içinde yaşadığı toplumun sorunlarına kendi aile sorunlarına duyduğu ilgi ve duyarlılık kapsamında bakmalı, toplumun kendisi gibi diğer bireylerin bütününden oluştuğunu unutmamalıdır.
Sorumluluklar, kişinin yaşadığı koşullarla ilintili ve müdahil olunabildiği çerçevede olanlar olarak belirlenmeli. Kendi ırkının ve toplumunun sorunlarıyla ilgilenenlerin, başka toplumların sorunlarına ilgisiz kalmaları insani erdemlilikle örtüşmemektedir. Dünya nüfusunun %5’ini oluşturan ABD, dünyadaki genel üretimin %55’ini tüketmektedir. Korkunç derecede aşırı bir fark, bir uçurum. Dünyada yokluk derecesinde açlık içinde olan azınsanmayacak ölçüde insanlar var ama bir ABD, tüketim standartlarının düşmemesi için “gereken her şeyin ne pahasına olursa olsun yapılması gerektiği” inancındadır. Bu tutumun insanlıkla, insani erdemlilikle bağdaşması hiç bir şekilde mümkün değildir. Bunun gerçek adı: İlkel vahşiliği bile geride bırakan “Modern Barbarlık”tır. Bu öyle bir barbarlıktırki, yaşam standartlarını gene bu aç bıraktıkları ülkelerin sömürüsüyle gerçekleştiriyorlar.
Kendi zamanına aidiyetin, zamanını doğru biçimlendirmek ve insanlığın yararına, sorun ve sorumluluklara karşı kendine düşeni yapmak olduğu, böylesi bir tutumun yaşanan koşulların sorumluluğunun gereği olduğu içindir. Ve elbette bugüne yönelik yapılacak her şey geleceğin biçimlendirilmesinde etkili olacaktır. Ama geleceği biçimlendirmek sorumluluğu bugünün insanının sorumluluğu değildir ve olmazda zaten. O tartışılmaz bir biçimde bu zamana aittir ve ait olduğu zamana yönelik sorumluluklar içindedir.
Nasıl ki bugün geçmişin bir devamı olarak, geçmiştekilerin yapıp yapmadıklarından etkileniyorsa, gelecekte bugünün insanlarının yapıp yapmadıklarından şekil bulacaktır-etkilenecektir. Bu zaman içinde yaşayanların kimi sorunlardan geçmiştekileri sorumlu tutma hakları vardır ve bu anlamda yerine göre ağır eleştiriler yapılmakta, yapılması gerekmektedir. Bugünün insanı da kendinden sonraki zamanın eleştirilerine, onlara dervredeceği tarihi mirasın niteliğine bağlı olarak duyarlı olmalıdır. İnsani sorumluluk zaman üstü bir sorumluluk olup, bir insanın istifade ettiği bir su kaynağını, ihtiyacını giderdikten sonra kirletmesini değil, belki başkalarının ve daha sonrakilerin istifadesi için ıslah etmesi gerekir.
Bu örnekleme hayatın bütün alanlarıyla ilgili görülmeli. Sadece ekonomik ve sosyal iyileştiricilikle sınırlı da tutulmamalı. Bilimsel gelişmeler, düşünsel belirlemeler ve yenilenmeler, en az sosyal ve ekonomik gelişmeler kadar önemsenerek sonraki nesillere aktarılabilinmelidir. Hatta sağlıklı düşünsel gelişmeler sosyal ve ekonomik gelişimin daha doğru ve gerçekçi bir şekilde geliştirilmesinde etkileyici, yerine göre belirleyici olurlar.
Kendi zamanına aidiyet bilinci, sadece kendi dar koşullarına karşı sorumlu olmak olarak görülmemelidir. Aynı zaman içindeki ilgili ve ilintili sorunlar, yerine ve durumuna göre muhatap alınmalı. Hatta bir zamana aidiyetin en büyük sorumluluğu; geçmişle hesaplaşmak, geleceğe iyi bir miras bırakmaktır. Bunu yaparken de; salt gelecektekiler için gibi bir ön hedef ve amaçta taşınmamaktadır. Böyle olunması halinde, kendi zamanına aidiyetin aşılmış olunup, geleceğe ait bir işlem içine girilmiş olunacağıdır.
Bir alman papazının aktarımı olan Nazi uygulamalarına yönelik ilginç bir aktarımı var: “Önce komünistleri alıp götürdüler. Sonra yahudileri aldılar. Bütün gelişmelere seyirci kaldık. Derken bir gün benim de kapımı çaldılar. Sıra bana gelmişti.” Sorunlar şununla bununla değil, insanlıkla ilişkilendirilmelidir. Böyle olunca da insanlık adına oluşan her bir sorun bir şekilde duyarlı insanı ilgilendirecektir. Çünkü bu onun erdemli ve duyarlı bir insan olmasının gereğidir.
O, herhangi bir insanın başına gelen insanlık suçu kapsamındaki bir zulmün pekala kendi başına da gelebileceğini veya o insanın yerinde olabileceği bilincinde hareket eder.
O insanlık adına gelişen her sorundan kendi insaniliği temelinde sorumluluk duyar.
“Yeryüzünde linç edilen bir yoksul, işkence altında canından bezdirilen bir mazlum yoktur ki, onunla beraber canına kıyılan ve aşağılanan ben olmayayım.”**



* Siyah Deri Beyaz Maske, Franz Fanon. Seçkın Yay./1988-İst. s.15
** Siyah Deri Beyaz Maske, Franz Fanon. Seçkın Yay./1988-İst. s. 103 (Bu söz Martinikli zenci lider Aimè Cèsaire ait)



YAZARLAR