Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Seyfi Pınarbaşı


SON SAAT

Yazarımız Seyfi PINARBAŞI'NIN "YENİ" YAZISI...


Ey peygamber! Sana kıyamet saatinden soruyorlar. Ne zaman gelip çatacak? Diye. De ki: Doğrusu buna dair gerçek bilgi, ancak Rabbimin katındadır. Onun vaktini O'ndan başka açığa vuracak kimse de yoktur. O kıyamet vakti göklere ve yere bütün ağırlığıyla çökecek ve sizi mutlaka umulmadık bir anda yakalayacak. Sanki sen onun vaktini biliyormuşsun gibi sana onu tekrar sorarlar. Yine de ki: Onun ilmi, ancak Allah katındadır. Fakat insanların çoğu, bundan habersizdirler. Araf. 7/187

Ayet dikkatli incelendiğinde, dünyanın son ânının geleceğiyle ilgili bir detaya yer verildiği görülecektir. Bu da; Kıyametin, umulmadık bir anda insanları yakalayıvereceğidir. Dünya hayatının bir sınanma alanı olduğu anlayışı doğrultusunda, son saatin, bir takım belirtiler ve işaretlerle yavaş yavaş ve gelebileceği büyük ölçüde tahmin edilebilen bir sürecin sonunda değil, umulmadık, beklenmeyen bir anda geleceği bilgisinin verilmesi, son derece önemsenecek bir uyarı niteliği taşımaktadır.

Saat kelimesi Kur'an'ın 43 ayetinde toplam 48 defa geçmektedir. Bu ayetlerin 7 tanesi Medenî ayetlerdir. Kalan 36 ayet Mekkîdir. 48 kullanımın 8'inde, lafız; ân anlamındadır. Diğer 40 ayette ise ıstılahlaşmış olarak Kıyametin kopacağı ân anlamında kullanılmıştır. 

Kur'an'ın, muhataplarına indiği dönemde, Saat kelimesinin terimleşme sürecini tamamladığı gözükmektedir. Saat kelimesi artık, kendisiyle neyin kastedildiğini herkesin bildiği önemli ve merak edilen bir terim olarak zihinlere yerleşmiştir. Kıyametin kopacağı ân la ilgili olarak herhangi bir tereddüdün bulunmadığı, merak edilen şeyin Kıyametin nasıl ve ne şekilde kopacağından ziyade vakti olduğudur. Sonuçta, gerekçesi her ne olursa olsun, insanlar Kıyametin ne zaman kopacağını merak etmişler, bunu soru olarak aralarında yaşayan Hz. Peygamber'e iletmişler ve devam eden vahiy sürecinde de sorularına cevap almışlardır. 

Hz. Peygamber, Kıyametin kopacağı ânı soran ve bunun ne zaman olacağını merak eden arkadaşlarına, herkesin kendi kıyametinin önemli olduğunu ve bu kıyametin de kişinin ölmesiyle kopacağını hatırlatmaktadır. Kişinin geleceğiyle ilgili bir garantisi olmadığına ve yaşam süresinin her an bitmesi ihtimaline dikkatleri çekerek aslında Hz. Peygamber a.s dünya hayatının sona ereceği Kıyamet hadisesinden ziyade kişinin kendi kıyametinin yani ölümünün, onu daha çok ilgilendirmesi gerektiğini ifade etmek istemiştir. Çünkü büyük Kıyamet kopmadan önce kendi kıyameti kopan, dolayısıyla ölen kişi için, büyük Kıyametin ne zaman kopacağının ne önemi var dır ki? Burada, üzerinde asıl durulması gereken nokta, ölüme ve sorguya sürekli hazır olmaktır.                                         

Hayatı tek boyutlu algılamak insanın kendisini aldatmasından ve hüsrana uğramasından başka bir şey değildir. Bu nedenle ömrü zayi etmek, hevâya uymak, hakikatten uzaklaşmak anlamına gelir. Hz. Peygamber şöyle buyurmaktadır. İnsanoğlu kıyamet günü beş şeyden sorguya çekilmedikçe bırakılmaz: Ömrünü nerede tükettiğinden, gençliğini nerede eskittiğinden, malını nerden kazandığından ve nerde harcadığından, ilmiyle ne amel ettiğinden. Tirmizî                                                                                                                                             

İmtihanı kaybedenler dün de vardı. Kim bilir belki dünkünden daha fazla insan imtihanda başarılı olamıyor olabilir. Tercih ettiklerimizin önemi, alternatiflerin çokluğu karşısında doğruyu bulmada isabet etmemizle ortaya çıkar. Bundan dolayı Dünya yaşantımızı, ahiret hayatını kazanmaya yönelik kurgulamalıyız.



YAZARLAR