Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Muhammet YETİŞ


Sokak Lambası

Yazarımız Muhammed Yetiş'in, Özgün İrade Dergisi 2020 Ekim(198.) Sayısında yayınlanan yazısı...


Bugün hepimizin günlük olarak sürekli karşılaştığımız; ancak çoğunlukla fark edemediğiz bir nesneden bahsetmek istiyorum: Sokak lambası. Modern çağ başladığından beri, (yaklaşık 50-100 yıldır) elektriği kullanmamızdan itibaren hayatımızın bir parçası o. Sessiz sedasız her sokak başında ve çevremizde onlarcasına rastladığımız bir nesne. Gençlerimizden biriyle yaptığımız bir sohbet sırasında sokak lambasının herkesi tarafsız ve hesapsız bir şekilde aydınlattığına dikkat çekmişti. Bakış açısı bana ilginç geldi. Sokak lambası işleviyle değil de bir metafor olarak düşünmüştü. Ben de bu konu üzerine sesli düşüncelerimi paylaşmak istedim: Her şeyden önce sokak lambası bana Mehmet Akif’in soğuk kış gecelerinde bu lambanın ışığında saatlerce (kimi zaman sabaha kadar) oturup kitap okumasını ve yazı yazmasını hatırlatır. Tabii Akif keyfinden bu mekanı seçmemiştir. Şartların zorluğu ve imkansızlıklar Akif’i bu mekanı seçmeye zorlamıştır. Hatta bazen paltosu olmadan sokak lambasının ışığında sabahladığı olmuştur rivayetlere göre.

Tabii bu durumu yaşayan sadece Akif değildir kuşkusuz. Aynı şartlarda yaşayan pek çok insan sokak lambası ışığında okumalar yapmış; ders çalışmış; belki sohbetler yapmıştır. Kimi zaman yalnızlar için bir sığınak; kimi zaman da çaresizler için bir barınak olmuştur.İyi kötü, zengin fakir, güzel çirkin, haklı haksız ayırt etmeden herkesi kucaklamış; ışığında misafir etmiştir…

Ancak sokak lambası sadece ışığına sığınan kişileri ve kitapları aydınlatmaz, misafir etmez; aynı zamanda bize şarlar ne olursa olsun vazgeçmemeyi, her şeye rağmen hedefe gidebilmeyi; azmi, kararlılığı; içinde bulunulan duruma rağmen elden gelenin en iyisini yapmayı; umudu, mücadeleyi, idealleri, hayalleri… gösterir/hatırlatır.

Kimi zaman da sokak lambasına içerden/pencereden bakarız. O zamanlarda yağmurun sokak lambası ışığında ritmini, ahengini görürüz. Zaman zaman iri taneler halinde düşer mütemadiyen; bazen de ince ince çiseler ışık hüzmelerinin içinde doyumsuz bir seyir sunar. Her bir yağış şekli bizi farklı hayal dünyalarına götürür. Hatta şairler en çok yağmurla havalarda buluşurmuş ilham perileriyle.Bazen de karın yağışı girer kadrajımıza. Kar tanelerinin dansı en güzel sokak lambası ışığında seyredilir. Işığından faydalanmasak da yine onun bize sunduğu görsel şöleni yaşarız. Soğuk ve sıkıcı kış gecelerinde bu görsel şöleni saatlerce seyretseniz de asla sıkılmazsınız. Tabii bu söylediklerim X ve Y nesli için düşünülebilir. Z ve sonrası neslin bu görüntü ve şöleni fark etmesi çok zor görünüyor. Bırakın sokak lambasının görsel şölenini; bir çoğunun sokak lambasını bile fark ettiğini sanmıyorum. Malum onlar camlara (ekranlara) baktıkları için camdan (pencereden) bakamıyorlar. Doğal olarak da candan bakamıyorlar; dolayısıyla onların gündemine bahsettiğimiz konu ve görüntüler maalesef girmiyor. Sokak lambasının altına tekrar gittiğimizde ise başka bir görüntü ile karşılaşıyoruz. Artık bu aydınlıktan faydalananlar içinde kitap okuyan, ders çalışan kimseler yok. Sokak lambası artık madde kullanıcılarına, zararlı çete mensuplarına, gayri ahlaki buluşmalara şahitlik ediyor maalesef.

Sokak lambası acıları, güzellikleri sadece kışın aydınlatmaz şüphesiz; yaz aylarında da bir görsel şölen sunar. Pervane böceğinin hikayesi devreye girer bu kez. Durmaksızın sokak lambasının etrafında döner durur. Sürekli ışığa doğru hareket eder; ta ki yanana kadar. Yanan böceğin yerini yenileri alır ve bu döngü yaz boyunca devam eder.

Geceleri ışığın çevresinde dönen pervanenin klasik Doğu şiirinde âşığı temsil ettiği ve muma (şem’) âşık olduğu yaygın bir kabul olarak yer almaktadır. Pervanenin mum ışığı etrafında her seferinde ona daha yaklaşarak döndükten sonra kendini aleve atıp yok etmesi sevdiğiyle yakıcı bir vuslata ermek şeklinde düşünülmüş ve bu düşünce şairler için orijinal bir ilham kaynağı olmuştur. Şem’in yanarak ışık vermesi, pervanenin de bu ışık çevresinde dönüp durması âşık ile mâşukun durumuna benzetilmiştir.

Kısacası sokak lambası geçip giden hayatımızın; acılarımızın, hüzünlerimizin, sevinçlerimizin, heyecanlarımızın cansız, sessiz ve tarafsız şahididir…



YAZARLAR