Ömer Naci YILMAZ


SİYASETİN KÖPÜK YASASI

Ömer Naci Yılmaz´ın Analizi;


Ah siyaset ah. Kimleri ne hale getiriyorsun. Başlar ayak, ayaklar baş oluyor; ancak bir türlü adam olunmuyor. Siyasi tarihimiz bunun örnekleriyle doludur. Dün katıldığı partiden, siyah çantanın aşkına istifa edip sonraki gün bir başka partiye katılanlar, niye ayrıldığımı ben de bilmiyorum diyenler, asla aday değilim deyip ertesi gün Siyonist randevu sonrası adaylık açıklayanlar, partisinden aday olamayacağını anlayınca o hırsla aday yapmayacaklarını bildiği halde başka partiye yelken açanlar, siz mi aday yapmadınız deyip yıkım harekâtına girişenler, başka partiye çalışanlar? Bunları uzatmak mümkündür. Bir kenara çekilip duruşlarını muhafaza da edemiyorlar. Hissi duygularla bir yerlerde olanlar bir başka hissi duyguyla pekâlâ savrulabilmektedirler. Sosyolojinin de siyasetin de yasası budur.

İşte Cevdet Sait´in ?köpük yasası? dediği tam da böyle bir şeydir. ?Köpük yok olup gider; insanlara faydalı olan ise yeryüzünde kalır. İşte Allah böyle güzel misaller verir.? (13/Ra´d, 17) Cevdet Sait bu ayetten hareketle toplumların kaderine hükmeden tarihsel yasalar bağlamında bir formül geliştirir ve adına da ?köpük yasası? der. Buna göre; yararsız ve değersiz olan zeval bulur, yararlı ve değerli olan ise hayatta kalır. Bu yasa bir başka türlü şöyle de ifade edilebilir. En yararlı olan kalır; en az yararlı olan ise bozulup kokuşmaya uğrar ve yok olur. (Direnişten Dirilişe, A. Yıldız s. 72-73)

Cevdet Sait´in ?köpük yasası? dediği olgu bugün siyasetimizin maalesef vazgeçilmezi olmuş. Birileri tarih boyunca bu yasayı geçer kural haline getirmek için elinden geleni yapmıştır. Bazen söylenir, Türkiye´de siyasi parti mezarlığı oldukça kalabalıktır. Ana gövdeden ayrılıp da başarı gösterenlerin varlığına pek rastlanmaz. Bu sağda da solda da bu şekildedir. Merkezin dışına çıkanlar aynı zamanda siyaset minderinin de dışına çıkmışlardır. 1961´den sonraki siyaset tarihimiz bunun örnekleriyle doludur.

Reisin önderliğinde kurulan Ak Parti, kuruluş aşamasında siyasetin merkezinde yer almayı planladığı için ilk etapta Türkiye´nin tüm siyasi renklerine yer vermiştir. Zamanla kan uyuşmazlığı yaşayanlar, Reis´in siyasal liderliğini hazmedemeyenler partiden ayrılmaya, yeni siyasi oluşumlar kurmaya kalktılar. Sonuç hep hüsran olmuştur. Aynı savrulmayı CHP içinde de gördük, onlar da savrulup durdular, sonunda hepsi köpük olup gittiler.

Son zamanlarda Ak Parti kuruluşunda yer alan bazı isimlerin bir takım teşebbüslerinden, partileşme çalışmalarından bahsedilmektedir. Hangi siyasi boşluğu dolduracaklar, bundan kendileri de emin değiller. Emin oldukları tek gerçek kesinlikle siyasal bir iktidarı elde etmek değildir. Hepsi bu durumu babalarının adlarını bildikleri gibi biliyorlar. Ak Parti´yi darbeyle alaşağı edemeyenler, seçimle gönderemeyenler, parti kurarak zayıflatma yoluna giderek başkalarının ekmeğine yağ sürmek istiyorlar. Kendilerinden bir şey olmayacağını bildikleri için, başkalarına koltuk değneği olma yolunu tercih ediyorlar. Reis´in yanındayken toplum nezdinde itibarı olanlar, Reis´e karşı tavır aldıklarından kaynaklanan itibar eksikliğini başkalarına sahip çıkarak gidermeye çalışıyorlar. Bu tavra girdiklerinde kimleri heyecanlandırdıklarına, kimlerin avuçlarını ovuşturduğuna bir baksınlar. Bunların kurmaya çalıştığı oluşumlar her halde mazlum ve mağdur ümmetimizi, Balkanların mazlum milletlerini, Afrika´nın sömürülmüş insanlarını, Asya´nın mazlumlarını sevindirmeyecek ve heyecanlandırmayacaktır. Sadece Emperyalistler, Siyonistler ve onların içimizdeki devşirmeleri sevinecek ve yapılanlardan heyecan duyacaklardır. Bunlarla alakalı olumsuz ve sinkaf sözlere hiç gerek yok, zaten bize de yakışmaz; ancak bir çift lafımızı da esirgemeyelim. Alagaş´ın dediği gibi ?Güneşin doğuşunu haber veren horoz olmak varken; güneş doğduktan sonra cik cik öten serçe olmak.? yakışmıyor.

 Peki, biz ne yapacağız? Emperyalistleri sevindirmemek için, Siyonistleri sevindirmemek için, Osmanlıyı yıkanları sevindirmemek için, Türkiye düşmanlarını sevindirmemek için, İnsanlığın son adasını ortadan kaldırmamak için, Ümmetin yetimlerinin boynunu bükmemek için, ezilmiş milletlerin ümit ışığını söndürmemek için Reis´le yola devam edeceğiz. Yolumuza diken olanlar ve olmaya çalışanlar için yaşasın siyasetin köpük yasası?



YAZARLAR