Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz


Yusuf YAVUZYILMAZ


Seni Tanıyorum Gizlenemezsin

Yusuf Yavuzyılmaz'ın "yeni" yazısı...


Senin dini anlayışında Haricilerin izlerini görüyorum. Hariciler görünürde son derece dindar kimselerdi. Ancak onların dindarlığı Hz. Ali gibi bir ilim ve irfan kapısını kâfir ilan etmelerini engellemiyordu. İlim, irfan ve ahlaktan yoksun bir gösterişçi dindarlığın insanı gelip bırakacağı nokta, kendi dışındaki herkesi kâfir ilan eden harici psikolojisidir. Ayetleri kılıç gibi kullanarak kendisi gibi düşünmeyenleri kâfir, müşrik, münafık olarak suçlayanlar, Rahmet Peygamberinin kuşatıcı adaletine ve muhatabını asla küçümsemeyen ahlakına ne kadar da uzaklar. Sen de senin gibi düşünmeyen, senin partini desteklemeyen herkesi tekfir etmekten çekinmiyorsun. Siyasi farklılıkları itikat alanına taşıyarak farklı fikirlerin önünü tıkıyorsun.
Sen, Hz. Hüseyin adı anıldığında gözyaşı döken, ancak kılıcını Muaviye’den yana kullanan sahte dindar; sen, Hz. Peygamberin hanımlarına hiçbir zaman şiddet uygulamadığını dinlerken sahte gözyaşı döken ve hanımına köle gibi davranan vandal ruh; sen, kocana hayatı zindan eden feminist sahte dindar; sen, çalıştırdığı işçisine asgari ücreti çok gören, ancak Hz. Peygamberin “işçinin alın teri kurumadan ücretini ödeyiniz” hadisini duyunca sahte gözyaşları döken emek hırsızı; sen, dini kendi çıkarların için araçsallaştıran sahte dindar; dini devletin hayatından tamamen, insanların hayatından olabildiğince uzaklaştırmaya çalışan, sonra da gerçek dindar biziz diye retorik üreten ulusalcı seni ve yüzündeki kini de gördüm.
Sen, siyasal geleceğin için her tür kutsal değeri araçsallaştırmaktan çekinmeyen siyasetçi; sen, dini inancını bürokratik bir göreve gelmek için basamak olarak kullanan sahtekâr bir psikolojiye sahipsin.
Sen, makamını korumak için her tür değeri araçsallaştıran, gerektiğinde en yakın dostlarını bile aldatabilen çıkarcı, bu davranışın ile çevrendeki herkesi kendinden uzaklaştırdığını ve kendini yalnızlığa mahkûm ettiğini anlayacak basiretten yoksunsun.
Sen, hak ve hukuktan söz ederken kamu hakkını, komşu hakkını çeşitli söylemlerin arkasına gizlenerek ihlal etmekten çekinmeyen yalancı, senin bu halinle her şeye zararın dokunmaktadır.
Sen, dava uğruna mücadele etmekten söz ederken en yakın arkadaşlarını harcamaktan çekinmeyen, davayı kendi çıkarları için araçsallaştıran, adam kayırmayı davaya hizmet olarak gören, ömrü boyunca başkalarının sırtına basmayı marifet bilen ahlaksız, seni tanıyorum.
Sen, komşuna, yetime, yoksula en küçük yardımı esirgeyen cimri, toplumda fakirlerin uyarıcı sesini kendine hiç dert edinmiyorsun. Üstelik kendin bu yardımları yapmadığın gibi, yapanları da eleştiriyorsun
Sen, hakikati tekeline alan, farklı düşünen herkesi kâfir ilan eden tekfir makinesi, inanç özgürlüğünden söz etmen hiç inandırıcı değildir. Sadece kendi savunduklarının doğru olduğuna inandığın için farklı düşünceleri tehdit olarak algılıyorsun.
Sen, ait olduğun etnik grubun diğerlerinden üstün olduğunu iddia eden ırkçı, bu toplumun geleceği için en büyük tehdit sensin. Bu halinle Hz. Peygamberin, “İnsanlar bir tarağın dişleri gibi eşittirler” anlayışına çok uzaksın.
Sen, destek verdiğin her parti, örgüt, sivil toplum kuruluşunu kendi çıkarların uğruna kullanan çıkarcı, senin vatan, millet, din, iman söylemlerin sahtedir. Özgürlüğü savunacak yerde totaliter yapıların destekçisi oluyorsun.
Sen, kader inancını insan özgürlüğünü yok edecek biçimde yorumlardan Cebriye taraftarı bu konuda samimi olmadığını biliyorum. Allah’ın ilminin arkasına sığınarak insanı rüzgârın önünde iradesiz bir canlıya dönüştürdüğün ve yaptığı olumsuz eylemlerin sorumluluğundan uzaklaştırmak için gayret sarf ettiğin açık. Sen, iktidarı sırasında “Allah mülkü bize verdi” diye yaptığı her türlü zulme kılıf arayanların son temsilcilerinden birisin. Bu halinle zulmü Allah’a nispet eden bir noktada durduğunu bile fark edecek ferasetten yoksunsun.
Sen, başkanı olduğun sendikayı, atlayacağın bürokratik görev için zemin olarak kullanan, bunu yaparken dinin en kutsal değerlerini istismar etmekten çekinmeyen sahte sendikacı, seni tanıyorum.
Sen, sarık, cübbe, çarşaf giyen ancak kamu ve insanların hakkını yiyen, sözünde durmayan, dini istismar eden kişi, senin dine verdiğin zarar din düşmanlarından çok daha fazladır. Formel olarak dini temsil eden ancak ahlak ve içerik olarak ona uygun davranmayan sen, sadece kendine zarar vermiyor, aynı zamanda ait olduğu inancın da sorgulanmasına neden oluyorsun.
Sen, Hz. Peygamberin “işçinin ücretini alnının teri kurumadan ödeyiniz” emrini dilinden düşürmeyen ancak çalıştırdığı işçisine, asgari ücreti bahane ederek, insanca yaşayacak bir ücreti ödemeyen sahtekâr işadamı, senin emek ve helal kazanç konusundaki retoriğin tümüyle sahtedir.
Sen dilinden Allah, kitap ve peygamberi düşürmeyen, Nurettin Topçu’nun yerinde deyimiyle dini sömüren söylemin temsilcisi olan siyasetçi, bu halinle İslam’a ne kadar zarar verdiğinin bile farkında değilsin.
Sen insanların sınanmadığı olayların kahramanı olmaması gerektiğini bilmiyorsun. İslam hakkında yeterli birikime sahip olmadan kolayca bir partinin militanı oluverdin. İslam’ın insanoğlu hayatını sürdürdüğü müddetçe bitimsiz bir mücadele olduğunu unuttun. “İslam gelecek dertler bitecek sloganıyla avundun. Oysa ilk Müslümanların İslami dönüşümü yaşadıklarında bırak rahata ermeyi, hayatlarında görmedikleri işkence ve zorluklara muhatap olduklarını görmezden geldin. Modern hayatın dayattığı mutlu olmayı, İslam’a uyarladın ve kendine özgü bir dini söylem ürettin. Daha da kötüsü ürettiğin bu sanal dini gerçek din zannettin. Aslında en büyük zaafın İslam’ın değerlerini taşıyacak bir ahlakın da olmamasıydı. Bu zaaf hayatında yaptığın her tür istismarı onaylayan bir davranış biçimi yarattı. Verdiğin sözleri yerine getirme hususunda zaafa düştün. Nitekim iktidara geldiğinde verdiğin ölçüsüz vaatlerin altında ezildin. İnsanları kazanmayı hedefleyeceğin yerde kolayca ötekileştirdin. Sana bakan yüzünde İslam’ın rahmetini değil, ölçüsüz ve uzaklaştırıcı bir öfke gördün. Bununla da kalmayıp geçmişte savunduğun ahlaki değerlerden koptun. Bunun nedeni aslında İslamı salt bir siyasal proje olarak görmen ve ahlaki değerlerini içselleştirememendi. Alt yapın güçlü olmayınca oradan oraya savruldun. Üstelik kendi zaaflarından kaynaklanan hataları inancına yükledin. Şimdi menfaatlerini önceleyen bir noktaya savruldun. Sadece başkalarından değil, aslında kendinden bile nefret ediyorsun.
Senin Kur’an okunurken takındığın tavrın ne kadar sahte olduğu, gündelik hayatında insanlara ve topluma karşı sorumluluklarını kolayca ihmal etmenden açıkça belli oluyor. Sen bu halinle Kur’an’ı mızrakların ucuna geçirerek, menfaatini önceleyen ve Kur’an’ı yapacağın hileye alet eden kişilerin günümüzdeki temsilcisinin. Takındığın aşırı tevazünün altında ne kadar büyük bir kibir yattığını gizleyemiyorsun.
Yine de sana geçmişini, yola çıktığında savunduğun değerleri hatırlatayım dost. Aziz Kur’an ahlaklı müminleri şöyle tanımlıyor: Onlar; “Yolda kalmışlara yardım ederler(Bakara/177), İnsanların kusurlarını affederler(Ali İmran/134), Yalnızca Allah’a dayanıp güvenirler(Mücadele/10) Yeryüzünde alçak gönüllü olarak yürürler(Furkan/63), Yoksulluk yüzünden evlatlarını öldürmezler(Enam/151), Hakkı bile bile gizlemezler(Bakara/42), İnsanlara sen mümin değilsin demezler(Nisa/94), Namuslarını korurlar(Müminun/5), Anne babasına öf bile demezler(İsra/23), Kötü zandan ve gıybetten kaçınırlar (Hucurat/12), Sözlerine sadıktırlar(Müminun/8), Zekâtlarını hakkıyla verirler(Bakara /177), Müminlere karşı alçak gönüllüdürler(Maide /54), Darlıkta ve bollukta infak ederler(Ali İmran/134), Gerçekten felaha kavuşanlardır. (Müminun/1), Allah’ın ayetlerini az bir menfaate değiştirmezler(Ali İmran /199), Rasullerden hiçbirini diğerinden ayırt etmezler(Bakara/136), Allah’ın adı anıldığı zaman kalpleri ürperir(Enfak/2), Asla şirk koşmazlar (Furkan/68), Zinaya asla yaklaşmazlar(Furkan/68), Namazlarını huşu içinde dosdoğru kılarlar(Müminun/12), Boş şeylerden yüz çevirirler(Müminun/13) Mallarıyla canlarıyla cihat ederler, (Tevbe /20), Cahillerle asla tartışmazlar(Furkan 63), Kınayıcının kınamasından asla korkmazlar(Maide/54), Emanete ihanet etmezler(Mü’minun/8) ve Verdikleri sözde dururlar. (Bakara/177)
Umarım özeleştirini yapar, girdiğin yoldan döner ve başlangıçta savunduğun ahlaki ilkelere geri dönersin.

 

Kaynak Farklı Bakış


Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir


Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

YAZARLAR