Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Bülent ACUN


SEN YAŞLI DEĞİL BÜYÜKSÜN

Yazarımız Bülent Acun'un "yeni" yazısı...


Ah gençliğim! diyor hayıflanıyorsun. Üzülme!  bu alemde yalnız sen değilsin. Gençliği bir su gibi  akıp giden dünyaya gelen her insan,  ömrü vefa ederse  bebek olacak, çocuk olacak, genç olacak  fakat   hiç kimse  genç kalmayacak.

Yalnızım diyorsun. Sevecek torunların varsa  sorunların çözülmüş demektir.

Bahçesine diktiği ağaçların gölgesinde  gölgelenen bir kimse nasıl yalnız olabilir?

Hatır gönül kalmadı, hizmet, hürmet bitti diyorsun.  Bak bu konuda biraz haklısın işte! fakat boş geç üzülme bırak hatırı, gönülü, hizmeti, hürmeti unutanlar utansın.

Bir zamanlar şöyleydi, bir zamanlar böyleydi diyorsun.

Doğru bir zamanlar öyleydi. Şimdi  de böyle neylersin. Geçmişi hatırlamak  güzel fakat geri getirmenin imkanı yok. Geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer sözünü boşuna mı söylemişler.

Şu hayatta ne çileler  çektim diyorsun. Zahmet olmadan rahmet olur mu  hiç? Hem ne demiş üstat ‘’Beklenen gün gelecekse çekilen çile kutsaldır. ‘’

Biz çileyi bir nefes gibi içimize çekeriz. Bir tohum gibi hayat tarlamıza ekeriz.

Saçlarım ağarmış içlerinde bir tane bile siyah saç  kalmamış diyorsun. Bizim irfanımızda ağıran saçlar meyveye durmuş ağaçlar gibidir. En yüce dağların başı her dem karlıdır.

Aynaya bakamıyorum, yüzüm solmuş diyorsun. Aynaları bırak  yarınları aydınlatmaya bak. Bakmasını bilenlere  yüzün aynadır senin.

Gözlerim görmez oldu diyorsun.

Dert  etme  bu dünyanın da öyle çok görülecek  yüzü de kalmadı zaten.

Kulaklarım duymaz oldu diyorsun.

Gönlün incinmesin diye kulakların duvar  oldu.

Bet seslere kem sözlere;  bülbüllerin yerini  baykuşların aldığı harap olmuş bir gülistanı andıran şu dünyada neyi duyacak, neyi dinleyeceksin .

Elim ayağım tutmuyor, asaya tutunuyorum diyorsun. Asa’ya tutunuyorsan Musa’sın  demektir. Hiç Musa asadan şikayet eder mi? Elinin ayağının tutma vakti  geçtiyse tutulma vakti gelmiş demektir.

Ellerindeki nasırları gösteriyor yoruldum diyorsun. O nasırlar yorgunluğun değil, bir ekmek için çekilen emeğin işaretidir.

Dertliyim diyorsun. Kişi ne kadar mert ise o kadar dert sahibidir.

Bu alemde en büyük dert dertsiz olmaktır.

Azrail (a.s) sık sık  sorup duruyor diyorsun.

Biliyorsun  herkesin bir görevi  var. Cebrail (a.s.) getirmek, Azrail(a.s)  götürmek için var.

Bu dünyada Cebrail’in getirdiklerine  kulak kesildiysen Azrail(a.s) götürmesinden korkma.

Belim büküldü  diyorsun. Hayat yiğitlerin belini bükebilir fakat  bileğini asla bükemez. Bel bükülür  insan rükuya varır. Rükuya varan insan  secde yerini görür ,secdeyi  gören kişi ebedi gençliğin müjdesine erer.

Ben yaşlıyım diyorsun.

Hayır  sen yaşlı değilsin, büyüksün, gün görmüşsün  eski topraksın, ulu çınarsın, şehrimizin ve hanemizin bereketisin.

Şu korona illeti olmasaydı ellerinden öpecektim

Kaynak: Yeni Söz Gazetesi



YAZARLAR