Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Prof. Dr. Bilal SAMBUR


Selefilik: Teoloji mi? Terörizm mi?

Yazarımız Bilal SAMBUR'UN "YENİ" YAZISI...


Selefilik, günümüzde çok tartışılan kavramların başında gelmektedir. Selefiliğin şiddetin ve terörizmin kaynağı olduğuna dair görüş uzun süreden beri tartışılmaktadır. Son zamanlarda Selefi grupların silahlandığı ve şiddet eylemlerinde bulunacağına dair iddialar ortaya atılmaktadır. Selefi gruplar denilen oluşumların silahlanması ve şiddete yönelmesi, selefiliğin teolojik bir sorun olmaktan çıkıp ciddi bir güvenlik sorunu haline geldiği anlamınagelmektedir. Teolojinin güvenliği belirleyebilen bir dinamik olması, Selefi grupların silahlanması ve şiddet yönelimleri etrafında yapılan tartışmalarda net olarak ortaya çıkmaktadır.

Selefilik, değişik tarihsel dönemlerde ortaya çıkan dini anlama biçimlerine verilen şemsiye bir kavramdır. Selefiliğin tanımlanması zordur. Tarihsel süreçte herkesin içinde bulunduğu şartlara uygun olarak Selefiliğe farklı anlamlar yüklemesi ve içeriğini kendine göre kurgulaması, Selefiliğin muhtevasını net bir şekilde belirlemeye imkan tanımamaktadır. Farklı tanımları ve yaklaşımları bünyesinde barındıran selefilik konusunda söylenebilecek en önemli şey şudur: Selefilik din değildir, Selefilik dini yorumlama tarzlarından biridir. Günümüzde ortaya çıkan Selefilik ideolojisi, kendisini, dine yönelik bir yorum biçimi olarak değil, dinin kendisi olarak sunmaktadır. Selefiliğin kendisini dinle özdeşleştirme ve dinin yerine ikame etme sapmasına karşı ısrarla selefiliğin din olmadığı gerçeğinin altını çizmek lazımdır. Selefiliğin dinle özdeşleştirilmesi, Selefilik adı altında din korsanlığı yapmak anlamına gelmektedir. Selefiliğin dini bir yorumdan çıkıp din korsanlığına dönüşmesi, selefiliği teolojik bir konu olmaktan çıkarmakta terörizm ve şiddet şeklinde bir güvenlik sorununa dönüştürmektedir.

Günümüz Selefi hareketlerinin en bariz niteliği, Batı kavramı etrafında bir düşman icat etmeleridir. Batıdan gelen her şeye karşı olduklarını iddia eden Selefi hareketlerde, yoğun bir Batı karşıtlığı teması sürekli olarak gündemde tutulmaktadır. Selefilik, düşmanın Batı olduğunu iddia etmektedir. Batı düşmanlığı etrafında kurgulanan Selefi hareketler, günümüz dünyasını anlama konusunda sağlıklı, olgun ve yapıcı yaklaşımlar ortaya koymaktan uzaktırlar. Tek Düşman Batı olarak niteleyebileceğimiz tek boyutlu, yüzeysel ve otoriter nitelikli söylemleriyle Selefiler, günümüz dünyasının gerçekliğinden, genişliğinden ve çeşitliliğinden kopmuş, kapalı, tepkisel, sığ ve yüzeysel oluşumlardır. Körleştirici ve köreltici bir Batı düşmanlığının arkasına sığınan Selefi gruplar, Batı dedikleri düşmana karşı her türlü şiddet ve terörizmi yapmayı meşru görmektedirler.

Sürekli düşman icat eden Selefi gruplar, sadece Batı’yı değil, kendilerinden olmayan bütün Müslümanları da tekfir ederek düşman olarak konumlandırmaktadırlar. Selefi ideolojide dış düşman ve iç düşman şeklinde iki çeşit düşman kategorisi bulunmaktadır. Dış düşman Batı iken, iç düşman Müslüman toplumlardır. Selefi grupların Türkiye gibi Müslüman bir coğrafyada örgütlenmesinin ve harekete geçebilmesinin nedeni, toplumu iç düşman olarak görmelerinden dolayıdır. Müslümanların tekfir yolu kullanılarak iç düşman haline getirilmeleri, Selefi teolojisinin terörizm teolojisine dönüşmesinin bir başka yansıması olarak değerlendirebiliriz.

Selefiliğin günümüz versiyonları, İslam’ı ahlak ve ibadet merkezli bir din olarak anlamamaktadırlar. Günümüz Selefiliği, dini ideoloji haline getirmiştir. Selefilik teolojisi, aslında dinin ideoloji haline getirilmesinin adıdır. Selefiler tarafından dinin ideolojileştirilmesi, dini din olmaktan çıkarmaktadır. Selefilik ideolojisini modern dönemde ortaya çıkan Faşizm ve Komünizm gibi ideolojilerin coğrafyamızdaki din boyalı versiyonu olarak görmek mümkündür. Otoriter bir ideolojiye, mutlak bir itaat sistemine ve Stalinist örgütlenme biçimlerine sahip olan Selefi gruplar, şiddeti yüceltmekte ve meşrulaştırmaktadırlar.

Selefi ideolojinin merkezinde cihat kavramı bulunmaktadır. Selefi ideolojisi, cihat kavramını ahlaki ve manevi boyutları olan bir olgunlaşma sürecini anlatmak için kullanmamaktadır. Selefi ideolojide cihat, militer bir anlama sahiptir. Selefi ideolojide cihat, Allah yolunda ölmek ve öldürmektir. Cihadın militarizasyonu ve oluşturulan ölüm kültürü, Selefi grupların silahlı mücadeleyi kutsallaştırmalarına yol açmaktadır. Selefi gruplarda yoğun bir şekilde silah ve silahlı mücadele temaları işlenmektedir. Hayata ve insana silah ve silahlı mücadele perspektifinden bakan Selefi ideoloji, militanlarını kolaylıkla silahlandırabilmekte ve harekete geçirebilmektedir.

Selefi ideoloji, dini ahlaktan, ibadetten ve maneviyattan soyutlamaktadır. Dini salt bir siyaset, hakimiyet ve şiddet üçlüsüyle sınırlandıran ve sığlaştıran Selefi ideoloji, teolojik bir sorundan ibaret değildir. Selefi ideoloji örneğinde görüldüğü üzere teolojinin istismar edilerek terörizmin oluşturulması ve organize edilmesi mümkündür. Selefiliğin ideolojisiyle, teolojisiyle ve terörizmiyle coğrafyamız ve insanlarımız için ciddi bir tehdit oluşturduğu gerçeği konusunda farkındalık oluşturmaya ihtiyaç vardır.

Kaynak: Milat Gazetesi



YAZARLAR