Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Seyit Ahmet UZUN


Sanat, Edebiyat Dünyasına Dair İfşalar

Yazarımız Seyit Ahmet Uzun'nun "yeni" yazısı...


İnsan söyleyemediklerinin esiridir. Söylemediğiniz her istismar ve taciz sizi daha ezik ve kullanılır yapacaktır.  

Son günlerde yazar, şair, sanatçı, dünyasına tepki olarak gelen art arda ifşalar sessizliğin ahlaksızlıkları daha da güçlü kıldığını göstermesi açısından önemlidir. Bugüne kadar kaç kadına istismar yaptıgı, taciz ettiği sadece söylenemediği için gizli kalan olimpos dagı tanrıları tahtlarında daha kimlere nasıl istismarda bulunacağının şehveti içinde yalanıp durmaktaymış meğer. 

Ünlü olmak, hiç kimseye , kendisine duyulan ilginin sihirli dünyasında okurlarını, takipçilerini, sevenlerini taciz ve istismar hakkı vermemektedir. Sanatının büyüsüne kapılarak takip edenlere yönelik tacizlerde, istismarlarda bulunan bir insan aslında "sessizliğin dünyasında" yaptıklarının tahammül edilebilir olduğunu sanmaktadır. Hayır! Hem de güçlü bir şekilde "hayır, siz alçaksınız!" diyerek yapılanlara karşı  seslerini haykırarak yükselten insanlarımız böylesine alçaklığa bundan sonra prim vermeyecektir.

Edebiyat dünyasında yükselen seslerin sanat dünyasından da yükselmesini bekliyoruz. Tiyatro, sinema gibi günümüz dünyasının olimpos dağı olarak algılanan ve kahramanlarını da olimpos dağının tanrılarına çeviren ve yaptıkları her şeyi bulundukları konumun güçlü dünyasının etkisiyle yargılanmaz sanan sahte tanrıların dünyası için de ifşaların gelmesi için kadınların, kızların korkularını yenmeleri gerekmektedir.

Garip değil midir ekranlarda güzel sözler söyleyenlerin ekranın büyülü dünyasından gerçek dünyalarına geçtiklerinde  şiddete nasıl başvurdukları ortaya çıktığında tanrısal maskeleri düşmektedir. Gençlerimizi olimpos dağının tanrılarına karşı uyarmak gerektiği bu ifşalardan sonra daha da bir önem kazanmış olmaktadır.  

Aslında bu yaşananlar bize şunu göstermektedir: insanları söyledikleri güzel sözlerle değil yaptıkları eylemlerle değerlendirmek gerekir. Çünkü güzel sözler ve  yazılar sevmeye hasret duyan masum gönüllerin en çekici yemidir. Bu yeme tav olan okurlar, sanat severler bir de bakıyorlar ki ahlaksızlığın girdabına kapılmışlar. Sözleri büyük edebi değer taşırken yaşantısıyla büyük bir edepsizliğe imza atanların ifşa edilmeleri tabi ki evrensel ahlaki değerler açısından önemlidir. 

Bu ifşalardan sonra yazarlarıyla yollarını ayıran yayınevleri aslında olimpos dağında kendilerine taht kuran sahte tanrılara gereken dersi vermiş olmaktadırlar. Bazı insanlar ise yazılanlarla yaşananların ayırt edilmesi gerektiğini söyleyerek, yazarların eserlerini korumaya çalışmaktadır. Bunlar aslında; "Bana dokunmayan yılanın zehri tesirli değildir." Mantığından başka bir şey değildir. O yazar müsveddeleri, kendilerinin yakınlarından birisini taciz etmiş olsaydı yine de yazdıklarıyla kişiyi ayrı tutacaklar mıydı acaba?

Ey tacize, istismara maruz kalmış kadınlar korkmadan haykırın sahte tanrıların ahlaksızlıklarını! Çünkü siz korktukça  onlar daha güçlü olacak ve sizin sessizliğinizden güç alacaklardır. 



YAZARLAR