Hasan ŞEREFOĞLU


Sana Yapılmak İstemediğini Neden Bana Yapıyorsun

Filistinlilerle aynı inancı, aynı ırkı ve aynı dili paylaşan Araplar; sınırları çizilmiş ayrı vatanlarda yaşamalarından dolayı birbirlerinden yalıtılmış durumda kalmışlardır.


?Karın Üstü Yere Yatınca, Bana Ağır Bir Odun Parçasıyla Vurmaya Başladılar?

Başta Kudüs olmak üzere tüm Kenan diyarı, tarihi serüveni içerisinde en önemli dönüm noktasını 637 yılında İslam orduları tarafından fethedilmesiyle yaşadı. O güne kadar bu bereketli toprakları ele geçiren güçler (Mısır, Babil, Roma, Pers, Bizans) hep bölgede katliamlara, yağmalamalara, sürgünlere yol açmışlardır. Farklı inançlar arasında sık sık el değiştiren bu kutsal beldeler el değiştirdikçe hep yeni dramlar yaşanmıştır. Fakat Filistin toprakları İslam hakimiyeti ile barış ve huzurla tanışmıştır. Müslüman fatihler daha önceki hakim güçlerden farklı olarak bölgede yaşayan farklı ırk ve inanca mensup insanlara hoşgörü ile yaklaşmış, kutsal beldelerini muhafaza etmelerine olanak tanımış, inançlarını serbestçe yaşamaları için özgürlük vaat etmiştir. Kısacası kimsenin kanını akıtmamıştır.

I. Dünya Harbi sonunda bir oldu bittiyle Osmanlıdan alınıp İngiltere´nin "manda"sına verilen Filistin; Yahudilerin planlı bir şekilde bölgeye yerleşmesiyle başta bölge halkı olmak üzere tüm Müslümanların ıstırap duyduğu en önemli hadiselerinden olmuştur. Avrupa´nın desteğini almış ve her türlü donanıma sahip Siyonist Yahudiler, Arapların sahip oldukları toprakları tedricen işgal ettiler. Bu İşgallere Arap ülkelerinde çok cılız itirazların dışında kayda değer bir tepki gelmedi. Filistinlilerle aynı inancı, aynı ırkı ve aynı dili paylaşan Araplar; sınırları çizilmiş ayrı vatanlarda yaşamalarından dolayı birbirlerinden yalıtılmış durumda kalmışlardır. Arapların; Filistinlilerden farklı Arap devletlerinin vatandaşı olmalarından dolayı bu trajediye sessiz kalmaları, ahlaki ve insani değerlerle örtüşmemektedir. 1948 yılında İsrail devletinin ilanı ile bölge bugüne kadar sürekli huzursuzluk kaynağı olmuştur.

1940´lardan günümüze dek sürekli yayılmacı bir politika sonucu topraklarını genişleten ve Filistin halkının yaşam alanlarını daraltan Siyonist Yahudiler, bununla yetinmeyip sistematik bir şekilde bölgeyi Araplardan arındırarak, kalanlara ise her türlü zulmü reva gördü. Halbuki tarih boyunca fiillerinden ötürü zulüm görmüş bir milletin empati yapma olanağı, zulme uğramamış toplumlara nazaran daha fazla olmalıydı. fakat gel gör ki geçmişten ders çıkartılmamış görünüyor.
****

... Karın üstü yere yatınca, bana ağır bir odun parçasıyla vurmaya başladılar. Bağırmak yerine acıyı, sessizce içime atmaya çalıştım. Her bir darbe o kadar acı veriyordu  ki bayılacağımı hissettim. Yaşayacağımı hiç zannetmiyordum. Almanlar benimle işlerini bitirince, sırtım, deri bir ayakkabı gibi simsiyah morarmıştı. Tüm damarlarım paramparça olmuştu. Herkes şoktan şaşkındı. Zar zor yürüyordum ve tabii ki oturamıyordum. Sonra, bana ölüm cezasıyla eş bir şey yaptılar. Almanlar, benim çalışmak için çok hasta olduğumu söylediler. Kamptaki herkes, çalışamayanların öldürüleceğini bilirdi.
Fakat, benim barakamdan iki kişi, başımızdakilere benim hala çalışabileceğime dair güvence verdi. Her iki yanımdan beni gizlice ayakta tutmaya çalışarak, bir yandan da Almanlar´ın görmemesine dikkat ederek , 8 kilometre ötedeki tren yoluna yürümem için bana yardım ettiler. Dayanılmaz bir acı içindeydim.Yol boyunca, sonuna kadar dayanamayacağımı, birdenbire yere yığılacağımı ve o anda da boğazıma sıkılacak bir kurşunla acılarıma son verileceğini düşünüyordum. Arkadaşlarım düşmeme izin vermedi. Onlar, bana bir şans daha vermeye kararlıydılar. Bana bu kadar sahip çıktıkları için çok şanslıyım, yoksa o zaman benim işim bitecekti?

Yukarıdaki sözler Nazilerin zulmünden sağ kurtulan bir Yahudi´ye ait. Kendilerine yapılan insanlık dışı muameleden söz ediyor. Peki, bu gün devlet sahibi olan Yahudiler gasp ettikleri Filistin diyarında mazlum Filistin halkına farklı bir şey mi reva görüyorlar.  Filistinli gençlerin kollarını taşla ezmiyorlar mı? Tanklarla küçücük bedenleri ezip parçalamıyorlar mı? Belki kat be katını yapıyorlar. Acımasızca çoluk çocuk demeden Filistinlileri öldürüyor, evlerini yıkıyor, geçimleri olan tarlalarını yakıyorlar. Kendilerine yapılanları çok çabuk unuttular. Ellerine fırsat geçince çok acımasız davranabiliyorlar. Ama unutmasınlar ki tarih tekerrürden ibarettir. Aşağıladıkları, horladıkları ve yok etmeye çalıştıkları Filistin halkı, ellerine imkân geçtiğinde bu zalimlerden hesap soracaktır.

Siyonist terör devleti İsrail, bütün özgürlük söylemlerine karşı Hamas hükümete geldikten sonra sürekli ekonomik ambargolarla Filistin halkının Hamasa karşı ayaklanmasını istiyordu. Ama bütün komplolar boşa çıktı. Halk Hamas´a daha da yaklaştı. Çünkü Hamas artık Filistin´e mal olmuştur. Hamas demek Filistin demekti. İsrail bu gerçeği değiştirmeyi başaramayınca Hamas kontrolündeki Gazze´yi dünyadan tecrit etti. Gazze içindeki insanlarla birlikte ölüme terk edildi. Her türlü insani ihtiyacını dahi görmeye izin verilmeyen Gazze halkı asıl acıyı halkı Arap olan Mısırın, Siyonistlerle aynı paralelde hareket etmesiyle çekiyor.

Gazze; işgalci İsrail devletinin,1,5 milyon insanı küçük dar bir alana sıkıştırmasının adıdır.

Gazze; Dünyanın en büyük açık hava hapishanesinin adıdır.

Gazze; Girenin çıkamadığı, çıkanın giremediği bir şehrin adıdır.

Gazze; Dünyanın gözü önünde bir insanlık dramının yaşandığı çile diyarıdır. 

Gazze;  Daracık bir toprak parçasına hapsedilmiş binlerce aç, susuz, biçare insanın, her türlü insani haktan mahrum bırakılmış halde yaşamlarını sürdürmek zorunda bırakıldığı diyarın adıdır.

Gazze insan onurunun gerektirdiği can ve mal ehemmiyetinden yoksun bir şekilde hayatlarını idame hakkından mahrum bırakılmış mustazafların yaşam alanıdır.

VE SELAM?



YAZARLAR