Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Ömer Naci YILMAZ


RÜZGAR ESMEZSE BUĞDAY SAMANDAN AYRILMAZ

Yazarımız Ömer Naci Yılmaz'ın "Yeni" Yazısı...


Toros Dağlarının Yörük Atası ne de güzel buyurmuş: “Rüzgar esmezse buğday samandan ayrılmaz oğul.” İnsanlık tarihi rüzgârın esmediği zamanlarda buğday ile samanın birbirinden ayrılmadığı nice hasada ve harmana şahit olmuştur. Aynı zamanda insanlık tarihi zor zamanlarda insanın kalitelisine ve posa olanına da şahit olmuştur. Dostun ve hasmın varlığı, kalitesi zor zamanlarda ortaya çıkar. Bu öyle bir pazardır ki dostunu satandan, terk edenden geçilmez.

İnsanlık tarihi, insanlık pazarında satanlarla sadıkların, kalanların mücadelesine sahne olmuştur. Hz. İbrahim peygamberimiz putları kırana kadar herkesin sevdiği, saydığı bir insandı. Ta ki putları kırdı, etrafı satanlar ve kaçanlar kervanına döndü. Aynı tarihi hakikat Peygamberimiz için de geçerlidir. Mekkeliler onu öz oğullarını bildikleri gibi biliyorlardı. Emin ve erdemli bir insan olduğuna hep birlikte şahitlik ediyorlardı. Emanetlerini kendisine teslim edecek kadar da güveniyorlardı. Hakemliği herkesin dilindeydi. Ne zaman ki İlahi emirle vahyi hayata taşımaya karar verdi ve bu hakikati Safa Tepesi’nden ilan etmeye başladı, işte satış da, kaçış da, terk ediş de o gün başladı. Satanlar, kaçanlar, terk edenler sadece Mekkeli hemşehrileri değildi. Çocukluk, gençlik arkadaşlarından en yakın akrabalarına kadar herkes çil yavrusu gibi dağılmıştı. Safa Tepesi’nde yalnızlığa terk edildiğinde yanında henüz çocuk denilecek yaşta olan Hz. Ali Efendimiz vardı. Öyle bir yol arkadaşı oldu ki son nefesine kadar yanından ayrılmadı. Herkesin fellik fellik yanından kaçtığı günlerde Sevr Dağı’nda yanında sadakatin timsali Hz. Ebu Bekir vardı.

Selçuk Bey tarafından Selçuklu Devleti’nin temelleri atıldığında hasetlik girdabına sürüklenenler, ilk terk edenler oldu. Kardeşlik duygusunun zirve isimleri olan Tuğrul ve Çağrı Beyler, Selçuklu Devleti’nin şahlanışını başlattıklarında gönülleri muhkem olmayanlar, selin üzerindeki saman çöpü gibi savrulup, dağılıp gittiler. Anadolu topraklarına damgasını vuran Muhammet Alparslan aynı satışa muhatap olmadı mı? Anadolu’nun tapusunu 1176’da Miryakefelon Zaferi ile Bizans’tan alan II. Kılıçarsalan aynı akıbete uğramadı mı? Osmanlı Devleti’nin temellerini atan Ertuğrul Gazi ve Osman Beyler, İstanbul’un Fethiyle Peygamberimizin övgüsüne mazhar olan Fatih Sultan Muhammet Han, Kutsal toprakları Osmanlının malı yapan, Hakimü’l Haremeyn/ Mekke ve Medine’nin Hâkimi övgüsüne itiraz edip, ben olsa olsa Hadimü’l Haremeyn/Mekke ve Medine’nin hizmetçisi olurum diyen Yavuz Sultan Selim Han satılmadı mı, terk edilmedi mi? Sadece Osmanlının değil, İslam coğrafyasının tamamının yükünü omuzlarında hisseden, bundan dolayı kamburu çıkan, bununla da kalmayıp insanlığın da yükünü omuzlayan Abdülhamit Han satılmadı mı, terk edilmedi mi? Hem de öyle bir satıldı, öyle bir terk edildi ki insanlık tarihi bir liderin bu denli satılışına tanıklık etmedi. Ama satanların hiç birinin iki yakası da bir araya gelmedi. Bunların Abdülhamit Han’dan sonra ölenlerin tamamı perişanlık içinde, iki yakaları bir araya gelmeden nedamet/pişmanlık duygusu içinde yaşadı ve öldü. İhanet ettikleri Abdülhamitli günleri mumla aradılar. Allah onların tamamına bu dünyada cehennemi yaşattı. Zaten insanlık tarihinde hainlerin felah bulduğu nerede görülmüş ki?

İşte rüzgâr esince nasıl ki buğday ile saman birbirinden ayrılıyor, sosyal ve siyasal rüzgâr estiğinde de Sadıklarla Satılıklar birbirinden ayrılıyor. İnsanın kalitesi zor ve kor zamanlarda ortayı çıkıyor, yapacak bir şey yok.

Reis’in gölgesinde oldukları için siyasal itibar devşirenler, zannediyorlar ki gittikleri yerlerde, kurdukları partilerde aynı itibarı görecekler. Yemezler, yok böyle bir dünya. İyi ki rüzgâr var, iyi ki rüzgâr esiyor. Yoksa biz buğday ile samanı nasıl ayıracaktık? Sadıklarla, satılıkları nasıl görecektik. Sadıklardan olup Salihlerle yola devam edenlere selam olsun.



YAZARLAR