Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



F. Yılmaz ALTUNÖZ


PSİKOLOJİK DANIŞMAN BAŞÖRTÜSÜ

Yazarımız F. Yılmaz Altunöz'ün "yeni" yazısı...


Tartışılmaya konu olmayan, tek kitap, tek değer, tek gerçek; Allah’ın kitabı olan Kur’an-ı Kerim’dir. Bir şeyin tartışılması demek o şeyin yanlışlara, hatalara ve eksikliklere konu olduğunu söylemek demektir. Kur’an mutlak doğrudur. Hakikatinde kendisidir. Anlamak için üzerinde konuşulur. Ama bilgi edinmek ve anlamak üzere bir konu hakkında konuşmak ayrı bir şey; bir şeyi hakim edayla tartışmaya açmak bambaşka bir şeydir.

Bu iman ettiğimiz kitabın ve itaat etmekten başka seçeneği olmayan; doğrularından birisi de Nur Sûresi 31Tesettür/Başörtüsü ayetidir. “Mümin kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar. Dışarıda kalanlardan başka ziynetlerini göstermesinler. Başörtülerini yakalarının üzerinden bağlasınlar.” Allah bu ayeti kerimesinde; tesettürün iman eden kadınlara farz/zorunlu kılındığını bildiriyor. Bu ayet genel bir emirdir. Ergenlik çağına gelmiş kadınların inançları gereği örtünme zorunluluğunu; yaşları kaç olursa olsun, meslekleri, görevleri, kariyerleri, etnik kökenleri ne olursa olsun; mümin kadınlardan örtünmelerini istemektedir.

Ama biri kalkacak, kendini Tanrı yerine koyacak ve yeni bir yasa yayımlayacak ve diyecekki “Eczacı, mimar, inşaat mühendisi başörtülü, tesettürlü olabilir. Söylediğim aynen şu, bir eczacı başörtülü olabilir, mimar olabilir, Milli Eğitim izin verdiği için öğretmen olabilir, hakim ve savcı benim alanım değil karışmıyorum. Fakat başörtülü psikolog, başörtülü psikiyatrist, başörtülü PDR uzmanı olması meslek etiğine aykırıdır. Nötr olamazlar" Allah ve peygamberi kadınların hayatın her alanında başörtülü olmalarını isterken; bu din ve toplum mühendisi kalkıp hayır! Öyle değil “başörtülü psikolog, psikiyatrist ve PDR uzmanı olamaz” diyecek. Korkunç. Eğer bu tavır bir din düşmanlığı değilse; tek kelimeyle cehalet.  Tam bir klinik vaka. Tam bir klinik kafa. Tam da Firavun’un bakanlarından biri gibi. Aşağılaştırarak cehalet Dökmeye devam ediyor “Psikoloğun karşısındaki kişiye karşı nötr davranış içerisinde olması gerekiyor. Empati kurabilmesi gerekmektedir. Empati kurabilmemin temeli nötr davranmaktan geçer. …Dünyada meslek etiği şudur, bizim insanlarımız bilmiyor. Psikolog, psikiyatrist, PDR uzmanı dini, siyasi, takım, milli simge kullanamaz.”

Evet,sözün sahibi bu mesleklerle ilgili din üretiyor. Adına etik diyor. Yani ahlak. Ve tanrılığa soyunuyor. İlgili meslek sahipleri kadınsa ve muhatapları erkekse; kadınlıklarını bir tarafa bırakmalı. Erkekse muhatapları kadınsa; erkekliklerini bir tarafa bırakmalı. Eğer bunların muhatapları fahişe ise erdemli düşünmeyi bir tarafa bırakmalı ve fahişe gibi düşünmeli. Eğer hastaları pedofoli sapkınıysa onlar gibi hissetmeli; öylemi? Hastalarıan vatan haini ise kendilerini o düzlemde hissetmeleri… Yani şahsiyetsiz/kişiliksiz olmaları…

Tanrılığa soyunan ve dini kurallar koyan bu varlık kim? Diyecekseniz; Üstün müdür esire midir? Ötüre midir böyle biri? Ama Üstün olamayacağı belli. Olsa olsa esire olur. Sonra da salyalarını döktürür!

Adı Üstün Dökmen’miş… yazık… bir de ünvanı var; Prof.

YAZARLAR