Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Mehmet Ali TEKİN


Plevne Kahramanı Gazi Osman Paşa

Yazarımız Mehmet Ali TEKİN'İN 'YENİ' YAZISI...


5 Nisan günü, Plevne Kahramanı Gaziosmanpaşa'nın vefat yıldönümüydü.

1832 yılında Tokat'ta dünyaya geldi. Babası İstanbul'da Kereste Gümrüğü'nde katiplik yapıyordu. 7-8 yaşlarında Babasının yanına ailesiyle birlikte gitti. Önce Beşiktaş Askeri Rüşdiyesi'ne akabinde dayısının ders nâzırı olduğu Askeri İdadi'yi bitirdikten sonra Mekteb-i Harbiyye'ye girdi. buradan Mülazım-ı Sâni rütbesiyle mezun oldu. Erkânı Harp sınıfına kaydolduğu sırada Kırım Harbi'nin çıkması üzerine orduya sevk edildi ve gösterdiği kahramanlık dolayısıyla 1855 yılında Mülâzım-ı Evvelliğe terfi ettirildi. Harp sona erdikten sonra, okuluna avdet etti ve mezun olduktan sonra Erkân-ı Harp dairesine girdi ve bir yıl sonra Kolağası oldu. Osmanlı ülkesi nüfus sayımı ve kadastro hizmetinde Askeri temsilci olarak 2 yıl görev yaptı. 1861 yılında Rumeli Ordusu'nda görev yaptı, daha sonra sırasıyla Suriye'de Cebelilübnan'da, 1866 Girit isyanlarını bastırmada görev aldı ve burada gösterdiği gayret ve fedakârlık sayesinde Serdârı Ekrem Ömer Paşa tarafından Miralaylığa terfi ettirildi ve 3. dereceden Mecidiye nişanı verildi. 1868'de gönderildiği Yemen'de Mirliva oldu. Yemen'de hastalanınca 1871 yılında, İstanbul'a tedaviye geldi. Bir kaç aylık hava değişiminden sonra Manastır'a tayin edildi ve 1873 yılında Yenipazar Tümen Komutanlığı görevine getirildi. Daha sonra Arnavutluk'ta İşkodra Kumandanlığına ve ardından da Bosna Kumandanlığına gönderildi. Bosna Valisi Derviş Paşa ile anlaşamayınca 1875 yılında Erzurum Dördüncü Ordu Erkânıharp Başkanlığı'na tayin edildi. Balkanlarda kargaşa artınca kısa bir süre sonra Niş'e gönderildi ardından Vidin Kumandanlığına getirildi. 1876 yılında Sırpların isyanına müdahale etti ve  Sırpları bozguna uğrattı. Bundan dolayı kendisine ikinci rütbeden Mecidiye nişanı verildi ve Müşirlik rütbesine yükseltildi.

24 Nisan 1877'de Rus Osmanlı harbi başladığında Vidin'deki Garp Ordusu Kuvvetleri Komutanıydı. Kendisine verilen Emir üzerine 25.000 Kişilik ordusuyla 7 Temmuz 1877 günü Plevne'ye ulaştı.

8 Temmuz'da Ruslar Alman asıllı Generel Schilder komutasında Plevne'ye saldırdılar. I. Plevne Muharebesi diye tarihe geçen çarpışmalar sonunda Ruslar ilk yenilgiyi aldılar. 18 Temmuzda ikinci saldırıda da Ruslar yenildi. Üçüncüsünde Rumenlerin de desteğini alan Ruslar büyük bir güçle saldırdılar, Ruslar yine yenildi. Bu muzafferiyetten sonra Osman Paşa'ya Gazilik unvanı verildi. Ruslar 13 Eylül'de daha büyük bir güçle şehri kuşattılar. Kuşatma uzadığından mühimmat ve yiyecek sıkıntısı baş gösterince Osman Paşa 40.000 kişilik ordusuyla huruç harekâtı gerçekleştirdi. Vid suyunu geçmeye çalışırken Rusların açtığı top ateşinde şarapnel parçası isabet ederek yaralandı ve teslim olmak zorunda kaldılar. Bir süre Bugot, Bükreş, Harkof ve Rusya'da esaret hayatı yaşadı. Bu büyük komutana Rus Çarı tarafından kılıcı geri verildi ve hiç bir esire tanınmayan serbestçe dolaşım hakkını verdi. II. Abdülhamid, Serasker Müşir Rauf Paşa'yı Yâveri Ekremîlik ve fevkalâde büyükelçilik pâyeleriyle, Gaziosmanpaşa'yı geri getirmesi için, Petersburg'a gönderdi. İçinde Gazi Osman Paşa'nın da bulunduğu heyetin İstanbul'a gelişi muhteşem bir törenle kutlandı. Daha sonra çeşitli görevlerde bulunan Gaziosmanpaşa 1900 yılı 4 Nisanı 5 Nisan'a bağlayan cuma gecesi vefat etti. Türbesi Fatih Camii haziresindedir.

İstanbul İmam Hatip Okulu'ndan Arapça Hocamız ve Urduca üzerine Türkiye'de sayılı bir kaç uzmandan birisi olan Yusuf Karaca Hocamız'ın Tercüme ettiği Hindistan müslümanlarının önemli ilim adamlarından Şibli Numani'nin SEYAHATNAME* Sefername-i Rûm u Şam u Mısır adlı (Şibli'numa'nin Hindistan'dan Dersaaddet - İstanbul'a yaptığı ziyaretin yolculuğunu anlattığı) eserinde, Gazi Osman Paşa ile ilgili bölüm: 

Bir gün çok sevdiğim ve derin bir hayranlık duyduğum, dünyanın Plevne kahramanı olarak tanıdığı, gönüllere taht kurmuş olan Gazî Osman Paşa'yı ziyarete gitmiştim. Görüşme sırasında karşılıklı derin bir saygı ve sevgi yakınlığı sergiliyorduk. Bu yüzden elini elime almış tutuyor bırakmıyordum. Gönlümdeki derin saygıyı ve hayranlığa ulaşan sevgiyi, bu hareketimle daha iyi göstermeye çalışıyordum. Bir ara dayanamadım ve “İslâm düşmanlarına karşı Müslümanları korumak için silah kullanan ellerinizden, müsaade ederseniz öpmek isterim!" dedim. Bunun üzerine o çok nazik şerefli insan, büyük ve yiğit komutan bana: "İlme hizmet için çalışan ve durmadan yazan, sizin eliniz öpülmeye daha lâyıktır." diyerek, zorla o benim elimi öptü.

Bu olay sırasında Şiblî'nin otuz beş yaşında olduğu, Gazi Osman Paşa'nın ise altmış yaş civarında olduğu göz önüne alınırsa bu kişilerin ruh asâleti ve derin İslâmî duyguları daha iyi anlaşılır."

Ruhları için El Fatiha...

Kaynak: Milat Gazetesi



YAZARLAR