Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



F. Yılmaz ALTUNÖZ


PANDEMİ VE İSLAMİ DAVET

Yazarımız F. Yılmaz Altunöz'ün "yeni" yazısı...


Tebliğ ve davetin öncüleri peygamberlerdir. Sonra da onlara iman edenlerdir. Sırasıyla havarileri/sahabeleri, alimler, bilginler, mücahitler ve diğer müminler. Hz. Muhammed’den (sav) önceki peygamberlerin davet ve tebliği; şayet vefat veya şahadetle sonuçlanacak olursa, Allah onların yerine yeni peygamberler göndermiştir. Ama yeryüzü ve insan asla tebliğsiz ve davetsiz kalmamıştır. Son nebi’nin vefatıyla birlikte; kıyamete kadar sürecek olan tebliğ ve davete ise Kur’an ve Sünnet kaynaklık etmektedir/edecektir.

Tebliğ ve davetin üç boyutu vardır; söz, davranış ve sukuttur (hal ile onay). Peygamberler ve takipçileri davet/tebliğlerine söz ile başlamışlardır. Daha sonra ise söze uygun davranış ortaya koymuşlardır. Getirdikleri davete uygun olan davranışları ise “sukut ikrardandır” kuralı gereği müdahale etmeksizin onaylamışlardır.

Kutsal ve tarihi gerçekler tebliğ ve davetin bire bir, yüz yüze olduğunu göstermektedir. En etkili davet biçimi ise haldir/davranış biçimidir. Söz uçup gitmeye mahkumdur. Hal / fiil / davranış biçimi ise kalbe ve zihne kazınan; insan bedenini kuşatan bir eylemdir. Peygamberimiz davetin üç boyutunu uygulamıştır. Bunlara ek olarak Bizans başta olmak üzere devlet başkanlarına mektuplar göndererek, islami davetini sürdürmüştür.

İslami eğitim sisteminde var olan icazet verme/alma kuralı, en etkin ve ciddi bir eğitim ve öğretim yöntemidir. Bu yöntemin öne çıkan önemli boyutu; tebliğin üç özelliğini de (söz, fiil, hal ile onay sukut) içerisinde barındırmasıdır. Fakat burada asılolan hal yani davranış biçimi ile ortaya konan davet ve tebliğ boyutudur.Çünkü fiil sözün mücessem/cisim halinde sunulması, yani görünür kılınmasıdır ki bu da güvenin ve samimiyetin bir işaretidir. Öyleyse fiil/davranış ve hal söze sadakattir. Bu ise muhataplara güvendir. Bir başka tarihsel ifade ile münafıklarda söz vardır. Hem de sanat boyutunda. Ancak fiil, hal ve eylem yoktur.

Davet ve tebliğ iyiliği emretmek kötülüğü yasaklama girişimidir. Bu girişim bir ibadettir. Yerine göre farz, vacip ve sünnet olarak değerlendirilir. Adem (as) ile başlayan bu eylem kesintisiz olarak devam etmiştir. Pandemi nedeniyle kesintiye uğrayamaz/uğramamalıdır. Ancak pandemi ile birlikte yüz yüze, bire bir davet, tebliğ ve eğitim ile öğretim sorunlu hale gelmiştir. Bu salgın hastalık kadim islami geleneği tersyüz etmiştir.

Sosyal medyanın sunduğu yazı, sözel ve görsel imkanlar yüz yüze davetin yerini tutmadığı bir gerçektir. Tebliğ ve davette sosyal medyanın olumsuz boyutu da söz konusudur. Ehil olmayan insanların islami konuda yazıp çizmeleri ve görsellikleri sapkınlıklara yol açmaktadır. Ancak her şeye rağmen sosyal medya verimli bir şekilde kullanılmalıdır.

Pandemi Müslümanları teslim almamalıdır. Ahiret gününe iman ettiğini söyleyenler korkunun esiri olmamalıdır. Pandemi krizi Müslümanlar tarafından çok iyi bir şekilde yönetilmelidir. Tebliğ ve davet faaliyetleri sürdürülmelidir. Tarih, Firavun ve Nemrut’a rağmen; İslami faaliyetlerin sürdürüldüğünü muhataplarına anlatmaktadır.

Henüz güneş batıdan doğmadı!



YAZARLAR