Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Muhammet YETİŞ


Örnek Bir Ana Modeli Hanife Teyze

Yazarımız Muhammed Yetiş'in, Özgün İrade Dergisi 2020 Kasım (199.) Sayısında yayımlanan yazısı...


Hanife teyzemin hikmet pınarından su içenler hayat bilgisi dersinden asla sınıfta kalmazlar. Kendi emeğiyle geçinmek, elindekine kanaat etmek, infak etmek, haksız kazanç sağlamamak, haksızlık etmemek onun temel öğretilerinin ete kemiğe bürünmüş halidir.

Toplumsal cinsiyet eşitliği, kadına şiddet, kadın hakları derken kafamızın iyice karıştığı bir süreçte; kadını bir kız çocuğu, kız kardeş, eş ve anne rolleri ile düşünürken modern bakış açısı ile taşları bir türlü yerine oturtamıyoruz. Özellikle İstanbul Sözleşmesi etrafında gelişen tartışmalar; sözleşmenin bir kanuna dönüştürülüp (6284) toplumumuza uygulanmasıyla artan boşanma ve cinayetlerin gölgesinde değişen aile yapısı; kadın ve erkek rollerindeki değişiklik ve karışıklıklar içinde huzuru ve güveni kalmayan, çatırdayan ailelerin dramını düşünürken imdadıma Hanife teyzem yetişti.

Çocukluğumdan beri hep iyi anılarla, hayırla yad ettiğim Hanife teyzeyi kaybedeli bir kaç yıl oldu. Ancak zaman geçtikçe onun bıraktığı boşluğun da büyüdüğünü fark ettim hayretle. Bire bir aileden biri olmasam da onun ailesi ve akrabaları çevresinde oluşturduğu sevgi ve şefkat çemberinin bizi de kuşattığının farkına vardım. Hanife teyzemin bende bıraktığı izleri gerçek analara çok ihtiyaç duyduğumuz bu dönemde paylaşmak istedim:

Ana deyince aklıma gelen yegane örnek, numune-i İmtisal.

Hanife teyzem tam bir anadır. Aile içinde bütün rolleriyle örnektir. Eşine karşı yumuşak huylu ve uyumludur. Eşiyle cedelleştiğine şahit olan görülmemiştir. Örnek bir abla, yenge, elti, görümce, teyze, haladır. Çocukları için örnek bir anadır. Bütün rollerinin hakkını verir. Komşularına; onların çocuklarına, akrabalarına; onların çocuklarına karşı müşfik ve cömerttir. Herkes doyar onun sofrasında. Kim ki yolu onun sofrasına düşmüşse maddi ve manevi rızkını onun elinden yer tasasızca. Hanife teyze sofrasını da, sevgi ve şefkatini de kimseden esirgemez. Hanesine giren hiç kimseyi de kendi öz çocuklarından ayırmaz. Çünkü bilir ve hisseder ki ne sofra, ne sevgi, ne şefkat paylaşıldıkça tükenen şeyler değildir. Onlar paylaşıldıkça çoğalan-artan nimetlerdir. Ümmi irfanıyla Hanife teyzem bunu öğrenmiş ve içselleştirmiştir. Belki de bu hanif(e)lik ve cömertliği atası İbrahim’den almıştır.

Doğrusu İbrahim yumuşak huylu, duygulu ve gönülden (Allah’a) yönelen biriydi.(1)

Tam bir Anadolu kadını; merhamet, şefkat, kanaat, tevazu, cömertlik… daha nice erdem şahsında mündemiç.

Ümmidir; lakin binlerce öğretmeni cebinden çıkaracak hikmete sahiptir. onun aile mektebinde-ocağında nice insanlar yetişmiştir. Avukatlar, imamlar, doktorlar, esnaflar, mühendisler, emekçiler onun tedrisatından geçmiştir. Nice aile anaları, aile babaları onun ocağının müdavimleridir. Onun irfan mektebinde eğitim alanlar her biri kendi alanında yetkin; her biri bir boşluğu doldurur. Toplumu oluşturan temel taşları; tuğlaları, çimentoları, harçlarıdır. Çünkü Hanife teyze onları kendi görevleri, konumları için en güzel şekilde yetiştirmiştir. Kalplerine Allah korkusunu naifçe nakşetmiştir. Kul hakkını işlemiştir bilinç altlarına. O mektebinde yetiştirdiği güzel insanlarla adeta mahalleler kurmuş, şehirler inşa etmiş; medeniyet tasavvuru oluşturmuştur. Bıraktığı mirasla bir çok psikologa, sosyologa insanlık dersi verir farkına varmadan.

Hanife teyzemin hikmet pınarından su içenler hayat bilgisi dersinden asla sınıfta kalmazlar. Kendi emeğiyle geçinmek, elindekine kanaat etmek, infak etmek, haksız kazanç sağlamamak, haksızlık etmemek onun temel öğretilerinin ete kemiğe bürünmüş halidir. Onun mektebinde yetişenler komşuluk hakkını bilir, akrabalık hukukunu gözetir, dostluğun her iki tarafını da doldururlar.

Hanife teyzenin mektebinde yetişenlerin hiç kırık notları, kusurları yok mudur? Hırsları, kıskançlıkları, zaafları… Elbette vardır. Adem’in çocuklarında olan zaaflar Hanife teyzemin çocuklarında(2) da mevcuttur.

Hülasa Hanife teyzem geride yüzlerce aile ocağı bırakmış; binlerce insan yetiştirmiştir. Lakin bizi müteessir eden şey bu yüzlerce ocaktan ve binlerce insandan bir Hanife teyze çıkamamış olmasıdır.

Belki de Hanife teyzemin hikayesi bu toprakların, Anadolu’nun hikayesidir; bizim hikayemizdir.

1- Hud Suresi/75

2- Çocuklarından kasıt; kan bağı olsun veya olmasın onun tedrisatından geçen her kişiyi ifade eder.



YAZARLAR