Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Aziz DARICI


ÖNCE AHLAK, ÖNCE ŞAHSİYET

Aziz Darıcı'nın yeni yazısı;


 

Kavramların hayatımızı şekillendirdiğini biliyoruz. Lakin bu kavramların diğer insanları terbiye metodu altında, insanları sürekli zan altında bırakan bir sosyoloji ürettiğini, buna karşılık bu kavramların içeriğiyle ilgili kendilerini dışarıda bırakan bir hal takınılmaktadır. Haliyle dilsel öğretiyi geçemeyen, samimiyetten uzak, soğuk bir içerikle gelen her mesaj; halimizin şekillendiği gerçek hayat çemberinde sıkışıp kalmaktadır.

Dinin özü samimiyet ve ahlak üzerine kurulu olduğu biliyoruz. Ama dinin mesajını öğütleyen kişilerin bu samimiyetten ve ahlaktan muaf tutulmadığını; bulunduğumuz makamların, sahip olduğumuz ilimlerin, elimizde olan imkânların, ardında bıraktığımız geçmişimizin bizi dinin ahlaki sorumluluğundan hiçbir zaman koparmamaktadır.

O yüzden başkalarına sabrı tavsiye edenlerin bu kadar telaşlı olması hayra alamet değildir. Neyi-kimden kaçıracaklarını düşünüyorlar. Oysa hayat telaşa ve aceleye gelmez. Herkes için sabır bir erdemdir.

Başkalarına okumayı tavsiye edenler; dönüp dönüp aynı şeyleri okuyarak, hayatı tekrar ederek, ilmini değil de malumat bilgisini çoğaltarak, belirli şablonları ve kalıpları aşamayarak, derinlikli ve nitelikli okumadan çok yüzeysel okuma yaparak, kendisini aşamayan bir okumanın içinde kalarak bu toplumda hangi şahsiyet inşasına girişecekler. Görünen o ki; anlama problemi derinleşiyor. Nedeni ise sınırlı okuma kültüründen başka bir şey çıkmayacak olmasındandır. Çünkü bazıları için okuyun mesajı, bizim okuduğumuzu okuyun demekten başka bir anlam ifade etmemektedir.

Başkalarına akıllı olun mesajı veriliyor lakin çizgisine gelemeyen bunca akıl(sız)lar içinde hangi medeniyetin inşasına kalkışacaklar sorusu kimsesiz-sahipsiz kalmaktadır. Adaletten dem vurup ta;  demini alamayan adaletleriyle hangi topluma gerçek adaletin tadını tattıracakları sorusu muallakta kalmaktadır.

Ümmet, kardeşlik, dostluk… Samimiyet, ahlak, dürüstlük… Konuşması kolay olan bu kavramların içini dolduramayan bir hal ortadayken, karizma yerlerde sürüklenirken, güç ve iktidar savaşları her ortamlarda kendini göstermişken, dünyevileşmenin cazibesi içlerini sarmışken, modernizmin hayat koşulları hayallerini süslerken, aile yapılarımız geleneğimizden koparılırken, gençlerimiz onların o iddia ettikleri “ahlak ve şahsiyetimizden” uzaklaşırken hala kendi yarattığı sanal ortamdan uyanmayan tavırların üreteceği önce ahlakı ve önce samimiyeti merak etmekteyiz.

Başkalarına sözün gücünü, söz vermenin değerini, iş yapmanın ahlakını tavsiye ederken; Müslümanlar arasında, yani kendi etraflarında dönen nice fırıldakları çözecek akıl, bunları anlayacak izan ve bu davranışlarımızı ölçecek bir mizan var mı? Kendi kulvarlarında tökezleyenler, büyük söz söyleyenler... Ama yaptıklarıyla küçük kalanlar hangi örnekliği bu topluma sunacaklar.

Başkalarına hesabı-kitabı, dünyayı-ahireti, hakkı-hukuku, adaleti-zulmü, samimiyeti-samimiyetsizliği anlatırken; kendimizi İslam’ın değişmez değerlerine olan bağlılığımızı bizde nasıl şekillendirdiğini anlatacak, hatırlatacak, tavsiye edecek birilerini etrafımızda bırakmış mıyız? Yoksa zaten herkes gibi kendileri de Cennet’in talipleriyken, elindeki Cennet tapularının kime dağıtacağı hususundaki daha zor işleri mi ifa etmektedirler?

“Önce Ahlak, Önce Şahsiyet” ile ilgili mesajların kendisi bir değerdir. Lakin hepimiz bu değerin kapsama alanı içinde olmamız gerekir. O zaman İslam’ın değer merkezli tüm alanları bizi ihya edecektir. Yeter ki; “Ey iman edenler! İman edin” mesajını doğru okuyalım. Herkes son nefesine kadar bu sözün sorumlu kıldığı anlamın kapsamındadır. Anlayacağınız “Önce Ahlak, Önce Şahsiyet” bir zaman dilimini değil, son nefese kadar sürecek bir imtihan sürecidir. Bazıları sanki buradan mezunmuş gibi ahlak ve şahsiyet dersi verirken, süslü sözlere başvururken, bu söylediklerimiz bir kenarda dursun. Çünkü herkese-hepimize  “Önce Ahlak, Önce Şahsiyet” gerekebilir. Vesselam...

 

 

 



YAZARLAR