Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Seyit Ahmet UZUN


Öğretmenler mi Koronayı Çıkardı 

Seyit Ahmet Uzun'un yeni yazısı;


Öğretmenler mi Koronayı Çıkardı 

Sosyal medya gerçekten çok bulanık bir su... Durulmasını beklemeden içerseniz muhtemelen algınızı bozarsınız. Ben bir öğretmen olarak son günlerde sosyal medyaya konu olan olaylardan dolayı bu satırları yazma gereği duydum.

Öğretmen ürünü İNSAN olan bir sanatkârdır. Gönül insanıdır öğretmen. Çocukları geleceğe hazırlamak için fedakârlıklarda bulunur. 

Ancak son günlerde sanki Milli Eğitim Bakanı ile öğretmenleri karşı karşıya getirmek için sosyal medya dedikoduları almış başını gidiyor.

Bakan ve öğretmen Ziya Selçuk; "Öğretmenin itibarı itibarımdır." diyerek öğretmenlere karşı bakış açısını net bir şekilde dile getirmişti. Daha önceleri öğretmenlerle yaptığı samimi söyleşiler yine onun öğretmenlik mesleğine bakış açısını göstermesi açısından önemliydi. Milli Eğitim Bakanlığının ödeneklerini değerlendirirken "Eğitimde asıl yük, öğretmenin maaşıyla ilgilidir." Sözünü öğretmenlerin maaşının yük olduğu şeklinde anlamak konuyu saptırmaktan ve Bakan ile öğretmeni karşı karşıya getirme çabasından başka bir şey değildir. Öğretmenin itibarı itibarımdır." diyen bir bakanın bu sözünü, onların maaşını çok görüyor şeklinde yorumlamak doğru değildir. Ödeneğin dağılımını dile getirirken öğretmen maaşı sadece yüzdelik dilim olarak belirlenmeye çalışılan bir konudur. Ve Milli Eğitim Bakanlığının ödeneğinin az olduğu da bu konuşma içinde satır aralarında dile getirilmiştir.  

Bakanımızın öğretmenlere bakışını dile getirdikten sonra öğretmen arkadaşların mesleklerine bakış açısını kısaca dile getirmeye çalışalım. Öğretmen asla okulundan kaçan, açılmasından rahatsız olan, yattığı yerden para almaktan zevk alan duyarsız bir insan değildir. Bakanlığın ve okulunun verdiği görevleri harfiyen yerine getirmenin mücadelesini veren fedakâr insanlardır. 

Ancak garip bir şekilde öğretmenler ve maaşları her zaman sorun olmuştur. "İki ay yaz tatilleri, on beş  gün yarı tatilleri var. Hayatları tatille geçiyor. Tatil yaparak, yatarak maaş alıyorlar."  Bu gibi incitici ifadelerle öğretmenler hedef alınmaktadır. Sanki tatili ayarlamak, okulun açılışına karar vermek ders saatlerini belirlemek öğretmenlerin elindeymiş ve bunu onlar belirliyormuş gibi bir yaklaşım hiçte öğretmenlerin hak etmediği insafsız bir yargıdır. 

Öğretmen eğitimin emekçisidir.

Elinden geldiğince öğrencisini geleceğe hazırlamanın, ona hayatı öğretmenin yollarını arayan bir rehberdir. 

Öğretmenler okuldan kaçmanın değil, eğitime katkı sunmanın yollarını arayan çalışkan bir insandır. 

Öğretmen yattığı yerden maaş almanın değil, bulunduğu her yerden öğrencisine ulaşmanın yollarını arayan dertli insandır.

Diğer konularda değerlendirdiğim gibi bu konuda da şunu vurgulamak isterim; münferit olayları bir meslek grubunun hepsine mal etmeye kalkarsak temiz bir meslek kalacağını sanmıyorum. Tabi ki diğer meslek gruplarında olduğu gibi öğretmenlik mesleğinde de olumsuz örneklerin olması söz konusu olabilir. Ancak bu örneklerden yola çıkarak bütün bir camiayı yargılamak haksız bir yargıdır.

Vallahi billahi biz öğretmenler tatil yapmak, yatarak maaş almak için koronayı çıkartmadık. Biz de diğer meslek grupları gibi bilim kurulunun aldığı kararlar ve Bakanlığımızın belirttiği yönergeler doğrultusunda çalışıyoruz. Çocuklarımız/öğrencilerimiz yokken okulumuz bir harabe misalidir. Ve duamız en kısa zamanda insanlığı kuşatan şu salgın belasından kurtulup sevgili gençlerimizle yüz yüze eğitim ve öğretime başlamaktır.

Şu an uzaktan eğitimle öğrencilerimize ulaşmanın yollarını ve onlarla sohbet ederek psikolojilerini düzeltmenin yollarını aramaktayız. Öğretmen arkadaşlar harıl harıl nasıl ders verebilirim endişesini taşımaktadır.

Öğretmenin tedrisinden geçmeyen hiçbir meslek grubu yokken garip bir şekilde öğrencisiyken hocam diye saygı duyan öğrenciler bir meslek grubuna dahil olunca sanki öğretmenin değeri uçup gidiyormuş gibi bir yaklaşım sergilemek hiçte doğru değildir. Tabi bunu kabul ettiğim bir ilke gereğince herkes için değil bu yazıya muhatap olanlar için söylüyorum.  

İçi boş sözlerle öğretmenleri övmek onlara verilen değeri göstermez. Her şeyden önce yaptıkları işin gerçekten çok önemli olduğunun farkına varılıp, maddi ve manevi yönden kalkındırılmalarını sağlayacak tedbirlerin alınması onlara değer verildiğinin bir göstergesi olabilir.  

Beni büyük sözlerle anarak yükseltmeyin

Yüreğinizde hissedin yeter

İçi boş kelimelerin sırtına yüklemeyin adımı

Gözlerinizin derinliğinde saklayın yeter

Seyit Ahmet Uzun

 



YAZARLAR