Nejdet DEMİREL


Necdet DEMİREL; ANNE BABA BİZ SUÇLUYUZ

Aile bir toplumun mevcudiyetini sürdürebilmesi için hayati öneme sahip bir yaşam biçimidir.


Çocuk ebeveyn ilişkisi çok detayları olan ve birden fazla konu başlığına sahip bir mesele olduğundan, bu yazıda özellikle aile çocuk eğitiminin önemli bir unsuru olan iletişim konusunda yapılan bazı hatalar ele alınacaktır. 

Aile ve çocuk iletişimi üzerine yapılan bilimsel çalışmalarda, çocuğun kişilik ve psikolojik gelişiminde, ailenin ilk sırada yer aldığı ortaya konmuştur. Bu gerçeklik ışığında kabullenmemiz gerekir ki, çocuk eğitimini bilmiyoruz bilmediğimiz gibi öğrenmek içinde ciddi bir gayretimizde yok. "Ne garip bir durum ki! yaradanın ilk emri oku olmasına rağmen, bu dinin müntesipleri olarak okumuyor araştırmıyoruz." Konumuzun başlığını öz bir eleştiri yapmamıza yardımcı olur diye, "Anne Baba biz suçluyuz" diye tercih ettik.

Ebeveynlerin pedagojik formasyondan yoksun yanlış çocuk eğitim uygulamaları, cinsellik dahil bastırılmış duygu altında yetişen bir nesil ortaya çıkarmıştır. Çelişkiler yumağı içinde yetişen çocuklar yaş ilerledikçe ailenin kontrolünden hızlıca çıkma eğilimi gösterdiklerini gözlemlemekteyiz. Anne-Baba çocukları için emek verdiği yılların bir işe yaramadığına şahitlik etmenin hüznü ve şaşkınlığıyla nerde hata yaptık diye serzenişte bulunmaya başlar. Bizim çocuk niye böyle oldu, o aslında böyle biri değildi, gibi kendini avutmaya dönük içine düştüğü aciz durumu anlamaya ve tanımlamaya çalışarak derin düşüncelere dalıp gider. 

 

En çok yapılan hatalardan biride, ergenlik çağına adım atan bir çocuğa, anne-babanın yıllarca birçok badireler atlatarak kazandığı tercübe ve birikimi, hiç bir sosyal gerçeklik düşünülmeden hemen aktarma isteğidir. Doğal olarak kapasitesi aktarılan bilgi ve tecrübeye hazır olmayan çocuk, aileden gelebilecek tepkileri hesaba katarak aslında kabul etmediği ve kafasında cevap bulması gereken onca soruya rağmen, kabul ediyor gibi gözükerek yıllarca çift kişilikli bir hayat sürmeye başlar. Taaki ergenlik çağına gelip ailenin kontrolünden çıkmaya başlayınca, iç dünyasında barındırıp yapmak isteyipte yapamadığı çirkin haram adına ne varsa yaparak tanınmaz bir hale gelir. 

Çocuğun ebeveyini olan aile büyükleri hayret eder şaşırır ve çocuklarının bu kadar hızlı değişime girdiğine inanmak istemezler. İşin kolayına kaçılır, muhasebe yapmak yerine çocuk suçlanarak işin içinden çıkılır. Ha unutmadan söyleyelim yapılan hataya kılıf hemen hazır. Hz. Nuhun'da çocuğu iman etmemiş hatta 950 yıl Allah'ın dinini anlatmasına rağmen kendisine üçbeş insan dışında kimse inanmamış. Kişi nefsini tatmin etmek için gırla mazaret üretir durur. Şunu da hatırlatmadan geçmeyelim. Söylenen her bir sözün, uydurulan her bir mazeretin, "el-yevmü'l-âhirde" karşımıza çıkartılacağı gerçeğini nereye koyacağız."

Son dönem çok sık rastladığımız doğru bilinen ama yanlış olan, çocuklarla arkadaş olma inancının bazı aileler arasında hızla yayılmasıdır. Batıdan devşirme aynı zamanda Anne-Baba ve çocuk ilişkisini sıfırlayan safsata ve fantaziden öteye geçmeyen bu düşünce, ebeveyn ve çocuk arasındaki olması gereken ince çizgiyi yok etmiştir. Çocuğun arkadaşa değil rol model olacak Anne-Babaya ihtiyacının varlığı ısrarla görülmek istenmez. Siz her ne kadar arzulamış olsanızda, çocuğunuzun arkadaşı gibi olamaz ve doğacak o boşluğuda arkadaşı gibi dolduramassınız. Fıtrata aykırı bir iş yapmaya çalıştığımız gerçeğini er veya geç karşımıza çıkacak ağır bedeller ödeyerek görmüş olacağız.

Toparlıyacak olursak; batıdan kopya edilen aile ve çocuk eğitimi ile ilgili, akademik çalışmalarında dahil olduğu yazılan çizilen her ne var ise: Toplumun din, kültür ve ahlâk değerleri öncelenerek seçici davranılması gerekmektedir. Aile bir toplumun mevcudiyetini sürdürebilmesi için hayati öneme sahip bir yaşam biçimidir. Öncelikle toplum olarak ivedilikle bu konunun öneminin kavranılması gerekir. Çocuk ve iletişim adına İlerisi için projeksiyonlar üretilmek isteniyorsa, kamu spotu dahil her türlü iletişim araçları kullanılarak, farkındalık oluşturmak gerekliliği üzerinde mutabık olmamız zorunluluk halini almıştır. Selam ve Duayla... 

 



YAZARLAR