Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Aziz DARICI


NE GÜNLERE KALDIK!

Aziz DARICI'nın yazısı;


 

İnsan ahlaklı olmaya “mecbur” bir varlıktır. Aynı zamanda bundan "memnun" bir varlık olması beklenir. İnsan, Allah’ın şaheseridir. İzzet ve şeref sahibi insana yakışan ahlaklı ve erdemli olmasıdır. Oysa kendisinden zuhur eden saçmalıkları "özgürlük”, sapkınlıklarını bir "tercih" olarak sunması ahlaksızlığını meşrulaştırmadığı gibi izzet ve şerefine de yakışmamaktadır. Evrensel ahlak değerlerini hiçe sayan eğilimlerin yasalaşması, kendini bilmezlerin "saygı" duruşları sergilemesi yapılan "ibneliği” de hafifletmiş değildir.

Kötülüğüm kendisi yokluktur-yoksunluktur. Kötülüğe somutsal bir görüntü kazandıran insanın niyet ve eylemleridir. Kötülük kuşkusuz bir tercih ürünüdür. Lakin kötülüğün bile bir raconu olmalıdır. Zina her zaman ve her halde de haramdır. Fakat bir ihtiyarın zina yapması, bir kişinin komşusu ile zinaya teşebbüs etmesi katmerli haramdır. Hırsızlık yapmak haramdır ama ihtiyacı olmadığı halde hırsızlık yapmak kişinin kendi dili ile "elimi kesin!" demeye davetiyesidir. Ciddi ruhsal-psikolojik-fiziksel rahatsızlık dışında yapılan ahlak dışı eylemler, günah kapsamındadır. Bu günahın dünyada insani vicdan olarak toplumsal karşılığı, ahirette hem yapmış olduğu kötülüğün hem de kötülüğü meşrulaştırmanın cezası olarak bir sorgulama ve bunun sonucunda Cehennem ateşi ile ıslah etme safhası vardır.

Hatalar ve günahlar insandan sudur etmektedir. İnsan arada sırada aldanabilmektedir. İlahi öğreti bunu yadırgamamaktadır.  Hatta insani fıtratın gereği olarak hikmet’sel bir vurgu yapmaktadır. İlahi öğretinin zinhar yasakladığı şey, kötülüğün-ahlaksızlığın bir karaktere bürünmesidir. Günahların kişide kimlik olarak anlam bulmasıdır. Kimliğe bürünen kötülük-ahlaksızlık insan üzerinden var olmak istemektedir. O zamanda ahlaksız yaşam formu, ahlaki yaşam formunu sürekli tehdit etmeye başlar. Kötülüğün-ahlaksızlığın kimlik halini aldığı toplumsal hayatta, ahlaklı yaşam formu var olma savaşına başlamış demektir.

Allah'tan başka kutsallık etiketleri insanlığın sonunu getirmektedir. İnsan kutsal bir varlıktır. Lakin onu kutsal kılan üzerine taşıdığı ilahi ahlaki değerlerin muhafazasıdır. İnsanoğlu insanın fıtratına ait değerlerle hayata tutunduğunda anlam dünyasındaki yerini almaktadır. O zaman varlık insana hizmetkâr olmakta, hakikat kendisine yoldaşlık etmektedir. İnsanda ahlaki değer namına bir şey zuhur etmeyince, zulüm kendisinin benliği haline geldiğinde, ortada anılmaya değer bir varlıkta yoktur. Bu yoksunluk insan üzerinden sözün hikmeti, özün saflığı, varlığın hakikati var’lığın-yok’luğun araf’ında sıkışıp kalmaktadır. İnsanoğlu kendi değerini düşürdükçe, Allah’ın gözünden de düşmektedir. “Yoksa sen onların çoğunun (söz) dinleyeceklerini yahut akıllarını kullanacaklarını mı sanıyorsun? Onlar hayvanlar gibidirler, belki yolca onlardan daha da şaşkındırlar.” (1)

Her türlü değere yabancılaşan, tüm erdemleri hiçe sayan insanoğlu; modernitenin özgürlük tellallığını yaptığı zamanımızda,  özgürlük hayalleriyle “insanlık onuru” adı altında sahneye çıkmaktadır. İslam’ın çirkin bir hayâsızlık olarak ifade ettiği LGBT tavrı, içgüdülerinin ahlaksız tesiri altında “Bende varım” demektedir. Allah korkusu olmayınca, hayâ perdesi kalkınca, toplumun değer baskısı olmayınca; sokağa hangi kimlikle çıktığının, nerelerini gösterdiğinin, neyin reklamını yaptığının anlamı kalmamaktadır. Ahlaksızlığın her türlüsü zaten bu coğrafyamızı kaplamış durumdadır.  Ahlaksızlığın çıtasını yükseltenler LGBT’cilere bakıp kızmaktadır. Bu kadar da ahlaksızlık olmaz misalinden“ahlaka” selam göndermektedirler. Oysa bu ahlak yoksunu insanlar “ibneliğin” üreme yatağını oluşturmaktadırlar. Bu sapkınlara bakarak, kendi ahlaksız duruşlarını meşrulaştırmak için dilsel cambazlık peşindeler.

Kişilerin yaşam tercihleri elbette kutsaldır. Kendi dini inançlarını yaşamaları haklarıdır. Lakin hangi tür yaşam tercihi-inanç biçimi olursa olsun Kant’ın “Ahlak delili” olarak ifade ettiği gerçeği hatırlatmak gerekir. O yüzden ahlakilik, vicdan üzerinden insanı doğru eyleme, güzel davranışlara itmektedir. Çünkü varlığın fıtratı temizdir. İyilik üzerine kuruludur. Din, insanın özüne yabancılaştığının farkına varması için bir uyarısıdır- hatırlatmasıdır. Peygamber, varlık âleminde “ahlaklı” olmanın en güzel görüntüsü, fıtrat dini üzerinde yaratılan insanın varlığına muhteşem dönüşüdür. Hümanizmin çığırtkanlığı, demokrasi edebiyatı, hoşgörü kibri gibi yaklaşımlar; toplumların midesini bulandıran, insanın izzet ve şerefini hiçe sayan, Hz. Lut’un yüzünü kızartan ahlaksız eylemlerin normalleştirmesini-kabullendirilmesini sağlayamaz.  “Velev ki ibneyiz” (bunda şüphe yok) sözü, sanatsal kimlik üzerinden meşrulaştırma-masumlaştırma çabası ise işe yaramaz. ÖYSM sorusunda adının çıkması, “Velev ki ibneyiz” sözünü de unutturamaz.

Sokaklar-ekranlar makyajlı öcülerle doluyken, başörtülü kızlarımıza “öcü” diyen kendini bilmezler hala sanatçı olarak toplumda değer bulmaktadır. Milyon takipçileri olan malum zatların halen bu toplumun gündemini belirliyor olmasını, toplumun ahlaki değerlerinin geldiği noktanın tartışmasını yapmak durumundayız.  “Velev ki ibneyiz” diyen birinin şarkıları milyon kere dinleniliyorsa, başörtülü kızlarımıza öcü diyen şahıs milyon kere izleniyorsa; aklımızı-başımızı-ahlakımızı alıp taşa vurmak zorundayız.

Ben varım demek, seni var edeni kabul etmen, seni var edene karşı sorumlu olduğunun bilincinde olman demektir. Hakikate sırt çevirmen, ahlaksızlığa yol vermen kendi varlığını inkâr etmen demektir. Kendi varlığını inkâr ediyorsan; niye kalkıp “Velev ki ibneyiz” diye bağırmaktasın. Hastalıklı ruh halinle birde bunu reklamını yapmaktasın, ahlaksızlığını normalleştirerek toplumun onayına sunmaktasın.  Bu toplumun değer yüklü gönülleri, ahlak sahibi şahsiyetleri, erdem yüklü tavrında her türlü sapkınlığa karşı alerjisi vardır. Boşuna uğraşma! Biz sizin gibileri  ne duyarız ne görürüz ne de kabulleriniz. Bu hayasızlığı kaldıracak, sapkın eylemleri sindirecek o kadar geniş bir mideye sahip değiliz.

Varlığı özünü kirleten sizler ve  hakikatin yüzünü kızartan sözleriniz bizim için yok hükmündedir.

  1. (Furkan, 25/44.)

 

 



YAZARLAR