Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Seyit Ahmet UZUN


NASREDDİN HOCA PEYGAMBERİMİZİ ANLATIYOR

Yazarımız Seyit Ahmet Uzun, Mehmet Nezir Gül’ün Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları arasından çıkmış bulunan “Nasreddin Hoca Peygamberimizi Anlatıyor” adlı eserini değerlendiriyor.


Kitap bugüne kadar hayatı en çok kaleme alınan, insanlığa en güzel örnek olarak Allah tarafından sunulan Hz Muhammed’i (as) anlatıyor. Hayatıyla ilgili bu kadar çok kitap yazılmış bir insanın hayatını tekrar ele almak garip görünse de yazar farklı bir yöntem deneyerek özgün bir çalışmaya imza atmış.

Çocuklar için yazıldığını göz önünde bulundurduğumuzda Nasreddin Hoca figürü oldukça dikkat çekici ve etkileyici bir özellik olarak karşımıza çıkmaktadır. Hz Muhammed (as) ve Nasreddin Hoca… Kitabı bir oturumda okuduğumu söylersem ne kadar akıcı yazıldığına işaret etmiş olurum diye düşünüyorum.

Kitabın özgünlüğüne değindikten sonra kalınlığıyla ilgili kısa bir değerlendirme yapabilirim. Üç yüz kırk sekiz sayfa olan kitap ilk bakışta çok kalın ve kaba görünmekte. Gözü korkutmakta. Bu bir çocuk kitabı için dezavantaj gibi görünse de okunuşunu kolaylaştıran bölümler halinde yazılması bu olumsuzluğu nispeten gideriyor. Yazarın akıcı üslubu kitabı nasıl bitirdiğinizi anlamadan sizi bölüm sonuna getiriyor.

Bölüm sonları deyince dikkat çekici en önemli özellik okuyalım anlayalım, araştırma konuları ve neler öğrendik başlıkları bir nevi kitabı anlama etkinliği olarak değerlendireceğimiz bir bölümdür. Benim aktif okuyuculuk olarak tanımladığım hususu burada görmem beni sevindirdi. Bu bölümle yazar okunan metnin anlaşılıp anlaşılmadığının da sağlamasını yapmış olmaktadır.

Nasreddin Hoca deyip de fıkralarının olmaması tabi ki düşünülemezdi. Yazar çok ustalıkla fıkraları konunun bütünlüğü içinde ele alıp harmanlamasını yaparak okuyucuya sunmaktadır. Kitabın diğer kahramanları da gençler olunca latifeler daha da güzelleşmekte. Her bölümde bir fıkranın olması kitaba ayrı bir değer katmıştır.

Yazar, ilk Müslümanları işlerken bir soruya verdiği cevapla aslında bugüne kadar vurgulanmayan bir hususun da altını çizmiştir. Peygamberimizin eşinin ilk Müslüman olduğunu hep okur ve öğretirken çocuklarından bahsedilmezdi. İşte yazar bu kitabında peygamberimizin çocuklarının da ilk Müslümanlardan olduğuna vurgu yaparak bir hakkı sahibine teslim etmiştir.

Kitabın çocuklara yönelik olması beraberinde bir takım ahlaki ilkelerin de belirtilmesini kaçınılmaz kılmaktadır. Ancak yazar bu hususu da vurgularken özellikle satır aralarında ve kahramanların şahsında dile getirmesi kitabı salt didaktik olmaktan kurtarıyor.

Yazarın mescidi bir okul olarak değerlendirdiği bölüm ise oldukça dikkat çekiciydi. Bu bölümde çocukların cami de bulunmasından rahatsızlık duyan bir kişiyi tatlı dille uyarmasıyla birlikte çocuklara da camilerde insanları rahatsız etmeyecek şekilde oynamalarını söylemesi eğitimde adalet ve denge unsuruna dikkat çekmesi açısından güzel bir örnekti.

Yazar Ensar ve Muhacir arasındaki kardeşliği anlatırken Nasreddin Hocanın “Ye kürküm ye!” fıkrasına yer vermesi de dikkat çeken yaklaşımlardan birisiydi. İnsanların, Allah nezdindeki değerinin kılık kıyafet, zenginlik fakirlik, ırk, renk olmadığını mizahi bir şekilde dille ifadesi Nasreddin Hocaya yakışan bir üsluptu.

Namaza çağrı bölümünü anlatırken peygamberimizin iki yönüne vurgu yapması da önemli bir husustu. Birincisi onun istişareye önem verdiğinin belirtilmesi ikincisi ise farklı inanç ve kültürlere benzememeye önem verilmesiydi.

Bedir savaşı anlatılırken yazarın özellikle esirlerin on kişiye okuma yazma öğretmesi karşılığında serbest bırakılmasını daha görünür kılınmasını arzu ederdim. Ancak bu husus satır aralarında geçiştirilmiş olarak gördüm. Ama yine de değinilmiş olması güzeldi. Çünkü bu yaklaşım dünya savaş tarihinde eşi görülmemiş bir kültür hareketiydi. İslamın ve Hz Muhammed’in (as) eğitim ve öğretime ne kadar değer verdiğini göstermesi açısından önemliydi. Bu husus Müslümanlara büyük bir hatırlatmadır. Çünkü ilim tarihin dönüştürücü gücüdür.

Yazar kitapta kendi duygu dünyasını Nasreddin Hocanın şahsında çok güzel vermiş. Bazen onunla gülüyor, bazen onunla ağlıyorsunuz. Peygamber sevgisinin. Ona inanan insanlarda ne kadar önemli olduğunu anlattığı bölüm çok duygu yüklüydü. Sümeyra annemizin yaklaşımıyla bu hususu güzel dile getirmiş. Kardeşinin. Kocasının şehit olduğu haberlerine rağmen hala peygamberi soruyor olması çok manidardı. Günümüz Müslümanlarına peygamberimizin nasıl sevilmesi gerektiğini gösteren harika bir örnekti.

İslam’a koşanlar bölümünde ise Nasreddin Hocanın çocuğuyla birlikte şehre gidişini bir metafor olarak anlatır. Eşekle yolculuk yapan baba oğulun herkesin sözüne göre hareket etmesinden yola çıkarak şu tespitte bulunur.

“Diyeceğim o ki sevgili arkadaşlar, herkesi memnun edemezsiniz. Önemli olan sizin doğru bir iş yapmanız. Siz doğru bir karar verdikten sonra insanların ne dediğinin bir önemi yok. Onlara anlatırsınız, kabul etmezlerse yolunuza devam edersiniz.”

Kitabın son bölümünde ise peygamber efendimizin güzel ahlakından örnekle sunulması kitabın ser-tacı olmuş. Çünkü güzel ahlaktan uzaklaşmış bir Müslüman peygamberin örnekliğinden nasipsizdir.

Yazar akıcı üslubu, konuya vakıf oluşu, çocukların dilini yakalamasıyla ve özgün yaklaşımıyla çocukların severek okuyacağı bir eser kaleme almış. Okuyucusunun bol olması dileğiyle

YAZARLAR