Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Mustafa GÜL


Namaz Müminin Parolasıdır

Yazarımız Mustafa Gül'ün, Özgün İrade Dergisi 2020 Haziran (194.) saysında yayımlanan yazısı...


Yine mi namaz?

Evet yine namaz. Günde beş vakit namaz. Her zaman namaz. Ölünceye kadar namaz. Ezelden beri namaz. Kıyamete kadar namaz.

Bu yazıyı, “yine mi namaz?” diyerek namaza tavır koyanlar için kaleme alıyorum. Namaza üşenen, hafife alanlar genelde 4 kısma ayrılır.

1.Tembeller.

2. “Namaz kılanlar dürüst değil” diyenler.

3. “Kılmasam da olur” diyenler.

4. “Namaz Kur’an’da var mı?” diyenler.

1.Namaz kılmayanların en masumu bu tembeller sayılır. Namazın Allah’ın emri olduğunu bilir. Kılamadığı için üzülür. “Ben kılamıyorum, fakat çok şükür annem, dedem, ninem kılıyor” diye kendisini avutanlar. Bu gruptakiler inanç bakımından en masum sayılsa da, tembellik iflah olmaz bir hastalıktır.Bu tembellik ölüme kadar da sürebilir. Musalla taşında cenaze namazını kılarlar da, başını kaldırıp bakamaz bile.

2.İkinci grubu “pireye kızıp, yorganı yakanlar” oluşturur.

“Falanca kadın, namazını bırakmaz ama, dedikodudan da geri kalmaz. Yalancıdır, burnu havadadır, yaptığı iyiliği başa kakar. Namazlı niyazlı falanca esnaf da hileci ve pahalıcıdır. Teraziyi eksik tartar, çaktırmadan poşete çürük çarık doldurur. Yönetici ve amir adil davranmaz. Rüşvetle iş yapar. İşçi ve memur hakkıyla görevini yerine getirmez.” şikâyetlerini sıralarlar.

Bunlar doğru da, peki bu kusurlar, namaz kılmayanlarda yok mu? Onlar çok mu dürüst. Kişilere bakarak niçin yolumuzu çiziyoruz. Kibirli, gösteriş budalası biri kitap okuyor diye okumaktan vaz mı geçeceğiz? Adam hem hanımına kaba davranıyor, çocuklarından da haberi yok, fakat düzenli spor yapıyor. Spor yapmayacak mıyız?

Kişilere değil, Allah’ın “namaz kıl” emrine uyalım, kılmamak için bahaneler üretmeyelim. Sen kıl da iyi örnek ol.

3.”Kılmasam da olur” diyen üçüncü kesim daha zor durumda. Çünkü kendini yeterli görüyor. İyi olmak için namaza ihtiyaç olmadığını düşünüyor.

“Namaz kılmaktan maksat, kötülüklerden geri durmak ve iyi insan olmaktır. Ben kimseye kötülük yapmıyorum, kimsenin hakkını yemiyorum, gücüm yettiğince de zayıflara yardım ediyorum.” diyerek, namaz kılmama gerekçelerini sıralıyor. Fakat yanılıyorlar. Yaratıcı Allah, yarattığı kulunu iyi biliyor. Akıl ve irade vererek bütün diğer yaratıklardan farklı ve üstün kılmıştır. Fakat onun zayıf yönlerini de en  iyi bilen O’dur. Kişi kendini bilip tevazu içinde kulluğunu sürdürürken, kendini bir şey sanıp sapacağını da biliyor. Rabbim, merhameti gereği, doğru ve eğri yolu gösteren kitaplar gönderiyor.

Yap dedikleri var, yapma dedikleri de var o kitapta. “Dosdoğru namaz kıl” diyor. Çünkü biliyor ki, insan, günün telaşı içinde Allah’ı unutabilir, ahireti unutabilir, hesap vermeyi unutabilir. Hiç değilse namazda yeniden kendine gelsin. “Şüphesiz ben Allah’ım. Benden başka ilah yoktur. Onun için bana kulluk et. Beni hatırlaman için namazı sürekli ve düzgün kıl.” (Taha,20/14) diye hatırlatır.

“Ben artık iyi insan oldum, namaza ihtiyacım yok” demek, uçağa sadece havalanacağı miktarda benzin almaya benzer. Nasıl ki havada kalmak ve ileri gitmek için benzine ihtiyaç varsa; insanın iyi kalması için de, namaza ihtiyacı vardır.Çünkü “Onlar namazlarında huşu içindedir.”(Müminun,23/2) ayetinde belirtildiği duyarlılıkta kılındığında, “kötülüklerden alıkoyacaktır.” (Ankebut,29/45)

Yani insan, kendine çok güvenmeyecek. “Namaz kılmasam da olur, çok da önemli değil.” demeyecek. Hac ve oruçtan birkaç ayette bahsedildiği halde, namaz onlarca ayette hatırlatılıyor. İnsan haddini de bilecek, yaratanın huzurunda secdeye varmayı da. Tevbe edip dönüş yaparsa, yani namazını kılmaya başlarsa, O’nun bağışlaması sonsuzdur, bunu da hatırından çıkarmayacak.

4.Dördüncü grupta olanlar “namaz Kur’an’da var mı?” diyorlar.

Evet haklılar, namaz Kur’an’da yok. Çünkü namaz Farsça bir kelime. Kur’an’ın dili Arapça olduğu için, namaz yok, fakat onun karşılığı “salat” var.

“Efendim, salat namaz anlamında değil.” diyorlar. İşte burada yarı haklılar. Kur’an’da 72 yerde kullanılan salatın farklı anlamları var. Dua, destek, yardım, yardıma çağrı, davet, rahmet, istiğfar, ibadet, tazim gibi. Bazı ayetlerde bu farklı anlamlarda kullanıldığını görüyoruz. Fakat “aqimu's-salat” şeklinde kullanıldığında, bildiğimiz kıyamlı, rükûlu, secdeli namazı/salatı anlatmaktadır.

Hem salat, sadece son Kitapla bildirilmemiş. İlk insandan beri Allah’ın emrettiği bir ibadettir. O namazı/salatı, bütün Nebiler ve onlara tabi olanlar yerine getirmiş. Zerdüştlerin kitabında 5 vakit ibadet saatlerinin yazılı olduğunu görüyoruz. Budistlerin tapınaklarına secde ederek yaklaştıklarına şahit oluyoruz. Dindar Yahudiler ve dindar Hıristiyanlar 5 vakit namaz kılıyor. Yahudilerin kıldıkları namazın rekat sayılarının da, yatsı hariç Müslümanlarınkiyle benzer olduğunu okuyoruz.

Önceki elçilerin namazla emrolunduklarına dair onlarca ayet var:

“Bir zamanlar İbrahim’e Beytullah’ın yerini hazırlamış ve (ona şöyle demiştik): Bana hiçbir şeyi ortak koşma. Tavaf edenler, kıyâmda duranlar, rükû ve secdeye varanlar için evimi temiz tut.” (Hac,22/26)

İbrahim’in dualarında da bunu görüyoruz:

“Rabbimiz! Neslimden bir kısmını senin Beyt-i Harem’inin yanında, ziraat yapılmayan bir vadiye yerleştirdim. Rabbimiz! Ben, bunu o namazı (yukimu's-salat) dosdoğru kılmaları için yaptım.(İbrahim,14/37)

“Ey Rabbim! Beni ve soyumdan gelecekleri o namazı (mukime's-salat) dosdoğru kılanlardan eyle.” (İbrahim,14/40)

Yine Kur’an’da, İbrahim, Lut, İshak, Yakup’la ilgili şöyle haber veriliyor:

“Onları, emrimiz uyarınca doğru yolu gösteren önderler yaptık. Kendilerine hayırlı işler yapmayı, o namazı (veikamessalat) dosdoğru kılmayı ve zekâtı vermeyi vahyettik. Onlar daima bize kulluk eden kimselerdi.” (Enbiya,21/73)

Yahudi ve Hıristiyanlara da kesin olarak namaz emredilmişti:

“Ehl-i kitap, kendilerine o beyyine gelinceye kadar bölünüp parçalanmamıştı.

Halbuki onlara emredilen sadece şuydu: Doğrudan doğruya yalnız Allah’a boyun eğerek ondan başkasına kul olmayın, o namazı (yükîmu's-salate) dosdoğru kılın, zekâtı verin. İşte sağlam din budur.” (Beyyine,98/4-5)

Lokman Aleyhisselamın oğluna verdiği nasihatlerden biri de namazdı:

“Yavrucuğum! O namazı (aqimu's-salate) dosdoğru kıl. İyiliği emret, kötülükten vazgeçirmeye çalış, başına gelenlere sabret. Doğrusu bunlar azmedilmeye değer işlerdir.” (Lokman,31/17)

Eski toplumların kendilerine emrolunan namazı anlatan bunlar gibi başka ayetler de var. Hem de ayakta duruşu/kıyamı, rükûyu ve secdeyi bildiren ayetler. “Namaz Kur’an’da var mı?”diyen arkadaşlar, hiç mi Ku’an okumazlar.

Son Elçiye de bildirilen namazla ilgili çokça ayet var:

“Gündüzün iki bölümünde ve gecenin gündüze yakın vakitlerinde o namazı (aqimu's-salate) dosdoğru kıl. İyilikler kötülükleri giderir. Bu, bilenler için bir öğüttür.” (Hud,11/114)

Namazın eda edileceği vakitleri de belirtmiş bu ayet. Vakitleri bildiren başka ayetler de var. Zaten 1400 yıldır, dünyanın her tarafındaki müminler, kendi mahalli saatlerine göre 5 vakit olarak namazlarını kılmaktadır.

Namazın terk olunamayacağı fakat kısaltılabileceğini de bildiriyor ayetler:

“Yolculuğa çıktığınızda düşmanların size saldırı yapmasından korkarsanız namazı kısaltmanızda bir günah yoktur.” (Nisa,4/101)

Sen onlara namaz kıldırdığında, içlerinden bir grup seninle beraber namaza dursun, silahlarını da yanlarına alsınlar. Secdeyi yaptıktan sonra çekilsinler. Bu defa diğer grup gelsin seninle namaz kılsın. Tedbirli olsunlar, silahlarını kuşansınlar.” (Nisa,4/102)

“O namazı kılarken Allah’ı, ayakta, oturur halde ve yanlarınız üzerinde anın. Güvene kavuştuğunuzda o namazı tam kılın. Çünkü namaz, müminlere vakitle sınırlı olarak farz kılınmıştır.” (Nisa,4/103)

“Kur’an’da namaz var mı?” diyen arkadaşlar, Nisa Suresinin sadece bu üç ayeti bile bizlere yetmez mi?

Namazın savaş zamanında bile terk edilemeyeceği, fakat kolaylık olarak kısaltılabileceği ve tek rekât olarak kılınabileceği belirtilmiş. Güvene kavuşulduğunda da tam kılınması istenmiş.

Namaz kılmak için bütün yeryüzü mescittir, temiz olan her yerde secde edilebilir. Aşağıdaki ayet,binek üzerinde kılınabileceğini de söylüyor:

“Eğer bir korku içindeyseniz, yaya veya binek üstünde kılın.” (Bakara,2/239)

“Namaz Kur’an’da var mı?” diyen arkadaş! At bulamıyorsan, uçak, otobüs veya özel arabanda namaz kılabilirsin, yukarıda okuduğun gibi KUR’AN’DA VAR.



YAZARLAR