Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Seyit Ahmet UZUN


Namaz Müminin Miracı mı?

Yazarımız Seyit Ahmet Uzun'un "yeni" yazısı...


"Namaz müminin miracıdır." Bu söz hadis midir?  Araştırdığımda hadis olmadığını gördüm. Aslında buna çok da şaşırmadım. Çünkü hadis olarak bildiğimiz birçok sözün aslında kelamı kibar olduğunu okudukça araştırdıkça görüyoruz. "Cennet annelerin ayakları altındadır." sözünde olduğu gibi bu söz de kelamı kibarlardandır. 

Giriş olarak böyle bir tashihte bulunduktan sonra namazın insanı insan yapan özelliklerini anlatmaya başlayabiliriz. Ayet ve hadislerden yola çıkarak kelamı kibarlardan esinlenerek namazın insanın miracı oluşuyla ilgili yorumuma geçebilirim. 

İlk önce Kur'an bize namazın vakitli olarak farz kılındığını bildirerek hayatımıza sorumluluk ve disiplin vermektedir. 

"Namazı bitirince de ayakta, otururken ve yanınız üzerinde yatarken (daima) Allah'ı anın. Huzura kavuşunca da namazı dosdoğru kılın; çünkü namaz müminler üzerine vakitleri belli bir farzdır." Nisa/103

Bu ayetin özellikle savaş durumundaki müslümanlara söylendiğini düşündüğümüzde aslında namazın Allah katında ne kadar değerli olduğunu anlayabiliyoruz.

Savaşta bile namaza devam etmek...

Öylesine zor bir zamanda bile namaza ruhsat verilmediğini anladığımızda günlük yaşantımızın akışı için de onu unutmak, hafife almak, umursamamak bir mümin için olacak bir davranış değildir.

Peki neden namaz bu kadar önemli?

Her dinin kendine ait ritüelleri vardır. Yani bir nevi o ibadetler o dinin alameti farikasıdır. Haç çıkaran birini gördüğümüzde onun Hıristiyan, başında kipayla cumartesi günü sinagoga giden birini gördüğümüzde Yahudi, Ganj nehrinde arınmak için suya giren birini gördüğümüzde Hindu olduğuna kanaat getiririz. İşte bu açıdan baktığımızda namaz müslümanların alameti farikasıdır. Bu ilkeyi pekiştiren söz ise Allah'ın peygamberinden gelmektedir.

"Gerçekten kişi ile şirk ve küfür arasında namazı terk etmek vardır." (Müslim/iman 134-Ebu Davut/Sünnet 15-Tirmizi/iman 9)

Neden önemli? Çünkü bir müminin en önemli özelliği, iman ile küfür arasında sınır, imandan sonra emredilen ilk ibadet, vakitli olarak farz kılınarak müminin hayatına disiplin sorumluluk verdigi için ve daha birçok sebepten dolayı önemli hem de çok önemlidir. 

Ve yavaş yavaş namazın miracımız oluşunu açıklamaya geçebiliriz. Kulun, inanan bir müslümanın Rabbine en yakın olduğu an secde anıdır. Yani alnını O'nun huzurunda yere eğdiği andır. Bu ne demektir? Kulun acziyetini, zayıflığını, güçsüzlüğünü Rabbine ilan edişidir. O'nun karşısında hiçbir güce sahip olmadığını ve Allah'ı saygı duyulmaya, emirlerine itaat edilmeye layık tek varlık kabul ettiginin ilanıdır.

Allah'ın önünde eğilen baş, hiçbir varlığın önünde eğilmez, bükülmez ve köle olmaz. Allah'a kulluk bütün köleliklerden bağımsızlıktır.

Allah'a secdeye giden baş bütün güç ve kudretin O'nda olduğunun farkına varıp başka güçlere boyun eğmez. 

"Ya Allah'a baş eğer, hiç kimseye eğmezsin, ya da herkese baş eğer hiçbir şeye değmezsin." (Necip Fazıl Kısakürek)

Yani Allah'a secde özgürlüktür.

 "Kul, Rabbine en ziyade secdede iken yakın olur. Öyle ise secdede duayı çok yapın." (Müslim/salat 215- Ebu Davut/ salat 152)

Ve Allah kulunu secdeyle kendisine yakın olmaya davet ediyor. "Secde et ve Allah'a yaklaş!" (Alak/19)

İnsan sevdiği birinin davetine icabet etmez mi? Düşünün çok sevdiğinizi söylendiğiniz bir arkadaşınız sizi yanına çağırıyor gitmiyorsunuz. Arıyor cevap vermiyorsunuz. Mesaj gönderiyor okumuyor ve ona dönmüyorsunuz. Şimdi samimi olarak söyleyin bu arkadaşınızın sevgisinin sizin için önemli olduğunu söyleyebilir misiniz? İşte bizi kendisine davet eden Rabbimize icabet aslında O'na olan sevgimizin ispatıdır.

Allah'ın yanında ne kadar değerli olduğunuzu mu öğrenmek istiyorsunuz, hemen söyleyeyim; O, sizin yanınızda ne kadar değerliyse bilin ki siz de O'nun yanında en az o kadar değerlisinizdir.

Namazın neden önemli olduğunu kısaca açıkladıktan sonra namazın miraç oluşuyla ilgili değerlendirmeyi yapabiliriz. 

Namaz nedir? Salt şekil midir? Ritüelden ibaret bir ibadet midir?

Bunu bir ayetle açıklayabiliriz. Namazın insanı kötülüklerden alıkoyduğunu belirten ayet aslında bize namazla yükselişin; topraktan ruha, kötülükten iyiliğe, nefsin azgınlığından arınmaya, şeytandan Allah'a geçişin bir kapısı olduğunu belirtmektedir.

"(Resûlüm) Sana vahyedileni kitabı oku ve namazı kıl. Muhakkak ki namaz, hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah'ı anmak elbette (ibadetlerin) en büyüğüdür." Ankebut/45

Burada namaz borç olmaktan çok öte bir ibadet olarak karşımıza çıkıyor. Namaz kılan yani onu ikame eden insan her şeyden önce yaratan Allah'ına karşı saygısızlık olacak her türlü davranıştan uzak duracağı gibi insanlara karşı kötü olacak bir yaklaşımın içine de girmeyecektir. İşte bu nokta namazı miraç kılan en önemli özelliktir. 

Namaz kirlerden arınmaktır. Hadesten ve necasetten taharetle hem maddi hem manevi kirlerden arınan insanın artık yükselişe geçme zamanı gelmiştir.

Ve Allah temiz olmayanları huzuruna kabul etmiyor.

İftitah tekbiriyle vücuda ve kalbe komut verilir. Kıraatla yol azığı alınır. Rükuya gidilerek kalkış için hazırlık yapılır. Kendisine hamd edenleri işiten Allah, yükseliş için izin isteyene bir şartla izin verir. Hamdin sadece ve sadece kendisi için olmasını istemektedir. Kul: Rabbena leke’l-hamd! diyerek niyetini belirtir.

Bu niyetle izin alan kul evrendeki bütün varlığı geride bırakarak

miraca doğru yükselişe geçer. Yüce olan ve yücelikte tek olan Allah'a yakınlaşır. Şimdi alnı secdedir. Miraca varmıştır. O'na en yakın olduğu andır secde ve insanlığa erilen bir makamdır. 

Namazın miraç olabilmesi için insanın ilk önce namazın niçin önemli bir ibadet olduğunu bilmesi, sonra önemli olan ibadete gereken önemi vermesi, kimin huzuruna vardığının farkında olması ve bu bilinçle her türlü hayasızlık ve kötülükten kaçınması gerekir.

"Namaz kalbi günahlardan temizler ve gönüle gayb kapısı açar." (İmam Gazali)

Kötülüklerden alıkoymayan, her türlü ahlaksızlığa prim veren, kalbi şeytandan ve nefsi emmareden arındırmayan bir ritüel müminin miracı olacak bir namazdan çok ama çok uzaktır. Bu şekilde namaz kılanlar daha cik namazı aradan çıkarılması gereken bir şey olarak görürler. Namaz aradan çıkarılacak şey değil hayatın merkezine alınacak ana unsurlardandır. Çünkü namaz vakitli olarak farz kılınarak her an Allah'ın huzurunda olunduğu bilinciyle hayatı şekillendiren koruma kalkanıdır. Bu kalkan bizi insan olarak muhafaza ederek yücelere doğru yükselişimize vesile olur. Günahlar bizi yükseltmekten alıkoyan ağırlıklarımızdır. Bu ağırlıklardan arındıkça namazımız miracımız olur.

Namazlarımızın miraç olabilmesi dileğiyle...



YAZARLAR