Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Seyit Ahmet UZUN


Nagehan Alçı ve Rahata Alışan Öğretmenler

Eğitimci Yazar Şair Seyit Ahmet Uzun'un yeni yazısı;


   

 

İki kör karşılıklı tatlı yiyormuş. Bir tanesi diğerine bağırmış; "Oğlum yavaş ye yavaş! Ne öyle iki iki götürüyorsun tatlıları."

Diğeri bu söze şaşırmış; "Sen nerden biliyorsun tatlıları ikişer yediğimi? Yoksa benim haberim yokken gözlerin mi açıldı?" Gülmüş diğeri. Arkadaşına; "Yok be oğlum ne gözlerimin açılması, demiş. Ben tatlıları iki iki yediğim için senin de öyle yaptığını düşündüm."

İnsan kendisinde olanı söylermiş. Dil kovası kalp kuyusunda ne varsa onu çeker. Nagehan Alçı da galiba rahata alışmış bir pozisyonda klavye Kahramanlığıyla kelimeleri sallayıp dururken diline öğretmenler gelmiş. Ancak biz kör değiliz. Ne yaptığımızı ve ne yapıldığını biliyoruz. Bugün sekiz saat dersim vardı. On dakikalık teneffüslere çıkarak dersimi tamamladım. Eşim bu halimi görünce öğretmenliğin gerçekten zor bir sanat olduğunu dile getirdi. 

Sanıyorum Nagehan Alçı'nın yakınlarında bir öğretmen olmadığı gibi bir öğrenci de yok. Olsaydı böyle rahat sallayamazdı. 

Öğretmenler bu ülkenin şamar oğlanı sanki! Canı sıkılan öğretmenlere sarıyor. Gidin be kardeşim gidin başkalarıyla uğraşın, düşün şu eğitim emekçisi öğretmenlerin yakasından. 

Gençleri hayata hazırlamak için verilen mücadele yıpranan psikoloji... 

Ve sürekli tacize maruz kaldığımız psikolojik şiddet...

Sürekli başa kakılan tatiller...

Şu kadar tatilleri var, yatarak para alıyorlar. Hak etmedikleri maaşı nasıl yiyebiliyorlar. İşleri kebap gibi...

Sanki koronayı da biz çıkardık. Tatilleri kendi kendimize biz verdik. Sanki yattığımız yerden maaş alıyoruz.

Öğretmenlerin tatilleri ve rahatları bazılarının bir yerlerine yani gözlerine batıyor galiba? Çalışın siz de öğretmen olun, öğretmenlik çok rahatsa, tatilleri çoksa! Sizin gibi kendisini bilmezlerin öğretmenlerin itibarıyla oynamaya  hakkı yoktur. Ama bir öğretmenin en büyük itibarı yetiştirdiği, hayata hazırladığı ve yüreğine dokunduğu öğrencileridir. 

Sözde kalem erbabı olacak, kalem tutmayı öğretenlere, yattığı yerden, klavyesinin başında rahata alıştılar yaftasında bulunmaktan hiç utanmamakta! 

Kör gibi kendisi ikişer yeyince herkesi öyle sanıyor galiba? Bu sözleri söylerken hiç mi sana bir harf öğreten öğretmenin aklına gelmedi? Hiç olmazsa ona duyacağın vefaya saygılı olaydın!  Galiba vefan da yokmuş öğretmenlerine? 



YAZARLAR