Sait ALİOĞLU


MÜSLÜMAN, İNDİRGEMECİ , İTİCİ VE SEÇKİNCİ BİR DİL KULLANIRSA… “EVRENESOĞLU ÖLDÜ!” HABERİ ÜZERİ

Bir insana, İslam itikadından yola çıkarak, ama haddi de aşmadan, o tür kişiler için, dini literetürün salık verdiği bir sıfatı uygun görebilirdiniz, ama yaklaşık yüz yıldır, materyalist dünya görüşünden kotarılan tanımlamalarla, insanların değerlendirilmemeleri gerekirdi.


Muhafazakâr bir internet sitesinde, 22 Kasım 2019 Cuma günü, sığındığı Amerika’da vefat eden ve kendine vahiy geldiğini iddia edip aslında kendisinin kaleme aldığı “Risalet Nurları” adlı kitabı Allah’a© atfeden sapkın görüşleri ile bilinen, kamuoyu tarafından ‘sahte peygamber’ olarak bilinen ‘Mihr’ İskender Evrenesoğlu’nun vefatı ile ilgili olarak yayımladı bir haber metninde, Evrenesoğlu’na ait bilgiler verirken, ona yönelik karşıtlık içerisinde, Evrenesoğlu, FETÖ gibi 90’lı yılların sonunda ABD’ye göç ettikten sonra vakıflar kurdu, televizyon ve çeşitli yayınlarla Türkiye’de irticai faaliyetlerine devam etti, diye bir cümle kullanılmıştı.

"...Türkiye’de irticai faaliyetlerine devam etti  ifadesi ne kadar şık ve Müslümanca duruyordu; demek hakkımız olmalıydı. Kaldı ki böyle bir ifade, resmi bir belgede kendsine yer bulabilirdi, ama Müslüman bir zihinde ise, asla!

Tamam Evenesoğlu kendine vahiy geldiğini söyleyecek oranda bir şizofrendi ve bu durumu da ilgili insanlar tarafından da biliniyordu. Ama onun, ya da birçok kişinin, bir mürteci ve irticai faaliyet içerisinde olduğunu iddia etmek ise, ister medyada yazıp çizen Müslüman, isterse de sıradan bir Müslüman olsun, hiçbir kimsenin, bu üstenci, seçkinci ve hele hele ilerlemeci, aydınlatmacı bir dile tevessül etmesini gerektirmezdi.

O tür bir insana, İslam itikadından yola çıkarak, ama haddi de aşmadan, o tür kişiler için, dini literetürün salık verdiği bir sıfatı uygun görebilirdiniz, ama yaklaşık yüz yıldır, materyalist dünya görüşünden kotarılan tanımlamalarla, insanların değerlendirilmemeleri gerekirdi.

Anlaşılan, Müslüman bir ülkede, şu ya da bu oranda kendi siyasi meşruiyetinin temini için, çoğu kez İslami literatürü kullanma konusunda gerek dini ve gerekse de seküler zeminleri zorlayıcı unsurları kullanan bir iktidarın medyası olunca, güya ‘İslam adına bir takım sapkınlara karşı çıkacağım’ saikiyle, 28 Şubatçıların kullandığı dili kullanma, o mantığı kuşanma herhalde, kendilerine ulaşan haber metindeki ‘seküler inceliği’ görmemekle alakalı olabilirdi.

Evrenesoğlu örneğinde olduğu üzere, birçok kişi ve grubun devlet tarafından sakıncalı ve tehlikeli olarak görülmesi, onların yaptığı, yapmakta olduğu faaliyetlerin yasaklanmış olması mutlaka ayrı bir şeydi, ama devletten bağımsız olarak hareket etmesi gerek Müslümanların, o kişi ve grupları, muhtemelen devlete karşı işlenmiş suçtan dolayı eleştirirken dışarıdan empoze edildiği gözlemlenen ve din/inanç karşıtı olarak düşünülen tanım ve kavramları içselleştirmemeleri gerekirdi.

Umarız Müslüman ister medyada, isterse de herhangi bir ortamda, seküler ve indirgemeci bir dile itibar etmezlerdi.



YAZARLAR