Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Ramazan KAYAN


​Musibet aynası

Yazarımız Ramazan Kayan'ın "yeni" yazısı...


Malum, hayat sürprizlerle doludur… Bazen yüzümüzü güldürür bazen de hüzünlendirir…

Kimi zaman hayal kırıklıkları, acılar ve travmalar yaşarız… Kimi zaman da nimetlere boğulur, refah ve konfor içinde sürüklenir gideriz…

Tek düze bir yaşam yok…

İşlerimiz yolunda gidince şükrederiz… Peki, aksilikler bizi bulunca ne yaparız?

‘’Neden ben?’’ diye soruyor muyuz? İçten içe kendimizi sorguluyor muyuz?

Biliyoruz, musibetler ‘’davetsiz misafirlerimizdir.’’ Nasıl karşılıyoruz?

Musibetler kendimizle yüzleşmemize vesile oluyorsa amaç hâsıl olmuş demektir… Belirsizlik, boşluk ve bunalım içinde bocalıyorsak sıkıntı devam ediyor demektir…

Musibetler maksatsız değildir… Hayata imtihan penceresinden bakabilirsek taşlar yerine oturur…

İnsanın fiilleri musibet laboratuvarında tahlil edilir… İnanç ve insanlık değerleri orada ortaya çıkar… Sebatı orada ölçülür… Gaybi yardımları hak edip-etmediği orada netleşir…

Ruhumuzun kasvet ya da haşyetini keşfetmek o süreçte mümkündür… Zaaflarımızla yüzleşir, kendimize yeniden yön verebiliriz… Olağanüstü hallerde bilinmeyen boyutlarımızı bilme imkânı yakalarız…

Musibetlerle sınav, iç dinamiklerimize ayna tutar… Kulluk ve kişilik kalitemiz böylece netleşir… Acılarla yoğrularak nitelik kazanırız…

Acılardan anlam çıkarırız… Acılardan kaçmak ve kovmak mümkün olmadığına göre acılarla olgunlaşmanın yollarını yoklarız…

Nasihatlerden hâsıl olmayan sonuçları musibetlerden elde ederiz…

Musibetler içinde saklı olan mazhariyet ve meziyetleri teğet geçemeyiz… Manevi donanım ve kazanımlar zorlu süreçlerde tecelli eder… Yeter ki teselliyi Rabbimize teslimiyette arayalım…

Yeter ki içimize kapanmadan, Allah’a sığınabilelim…

Pes etmeden, ye’se yenik düşmeden, yeni açılımların arayışında olalım… Bunun için de iman ve irade, azim ve aksiyon lazım…

Evet, krizi fırsata nasıl dönüştürebiliriz?

Kadere küsmeden kararlılık gösterebilmeliyiz…

Musibet bir kaderse, musibeti Müslümanca karşılamak bu sınavı en güzel şekilde vermekte bir kaderdir…

Sorumluluk neyi gerektiriyor?

Musibetler hayatın bir parçası ve kaçınılmaz gerçeği… Musibetlerle karşılaşmamanın çaresi hiç var olmamak… O ki varsınız başınıza geleceklere hazır ve hazırlıklı olmalısınız…

Aktif bir sabrı ve aktif bir tevekkülü kuşanmak zorundayız…

Modern zamanlarda Müslümanlar musibetlerden ne anladıkları konusunda da sınava tabi tutulmaktadırlar…

İmtihandan kaçamayız… Emaneti beğenmemezlik edemeyiz…

Başımızı kuma sokamayız… Sıkıntılı günlerde sünnetullahı ve nebevi sünneti iyi izlemeliyiz… Kendimize doğru bir rota çizmeliyiz…

Bir musibet ahlakımız olmalı…

Zor ve kötü günlerde şu dört bilinci daha güzel kuşanmalıyız:

Adalet bilinci…

Hikmet bilinci…

İnayet bilinci…

Rahmet bilinci…

Duruşumuzu sabır ve takva ile tahkim etmeliyiz… Tevbe ve istiğfar ile yeni bir tezkiye ve terbiye sayfası açmalıyız…

‘’…Umulur ki hatanızdan dönersiniz.’’ buyuruyor Rabbimiz…

Musibet okumalarımızdan sonra hangi hatalarımızdan dönebildik, değil mi?

Burhan’ını kaybeden insan buhrandan ve bunalımdan kurtulamıyor…

İnsanoğlu Allah’ın mülkünde emanete ihanet etmişse, bilimsel birikimi ile doğayı istismara devam ediyorsa, başına geleceklere de hazır olması gerekiyor…

Bize düşen ibret nazarı ile ilahi işaret ve ihtarları doğru okumaktır…

Tedbirlerle takdiri güzel anlamaktır…

Efendimiz (sav) buyurmuyor mu?

‘’Sukutu tefekkür, bakışı ibret ve konuşması hikmet olan kurtulmuştur.’’

 

Kaynak: Milat Gazetesi



YAZARLAR