Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Yusuf YAVUZYILMAZ


MENFAATÇİNİN AHLAKI VE SİYASET

Yazarımız Yusuf YAVUZYILMAZ'IN "YENİ" YAZISI...


 


            Türkiye'ye de yeni bir ufuk açacağına inanarak gelenler ile eski partisinde beklediği karşılığı elde edemediği için yeni bir arayışa giren menfaatperestler arasında seçim yapmak, yeni kurulan partilerin önündeki en büyük zorluklardan biridir. Çünkü menfaatperestin en büyük ideali kendi çıkarlarıdır. Onun ideolojisi çıkarlarını korumaktır. Ama bunu büyük ideallerin arkasına gizlenerek yapmayı dener. Bundan dolayı her değeri bu yolda istismar etmeye hazırdır. Ahlakta değişmez evrensel ilkeler kabul etmeyen, varılan sonuçtaki başarıyı iyi olarak tanımlayan ve iyiyi menfaat ile eşitleyen Pragmatizm, onun ahlâkıdır. Sonuçlarının kendi menfaatine olması, temel ilkesidir. Hak ve adalet arayışında olduğunu, ülkesi ve milleti için siyaset yaptığını ve asla kendi çıkarlarını düşünmediğini de sürekli haykırır. Diğer yandan dindarlığı kadar Atatürkçülüğü de sahtedir. Menfaatperest, çıkarları için her tür kutsalı istismar etmeye açıktır. Ancak sürekli tedirgindir. Başarı elde etmek için denediği yolların başkası tarafından, daha başarılı bir şekilde deneneceğinden endişelidir. Bu yüzden menfaatperest başkalarını sürekli menfaatlerini öncelemekle suçlar.

            Pragmatist siyasetçinin en büyük mottosu: "Kendim için bir şey istiyorsan namerdim." veya " Dün dündür, bugün bugündür". Türk sağının en etkili ismi olan Demirel’in bu ifadeleri, menfaatperestliğin siyasal düzene ne kadar yerleştiğinin ifadesidir.

            Yeni kurulan partiye katılan menfaatperest, büyük bir özveri ile çalıştığını herkese ispatlamak ister. Oysa gemiyi ilk terk edecek olan odur. Çünkü o, değişmez bir idealin temsilcisi olan bir idealist değildir.

            Menfaatperestlik bir yaşam felsefesidir aslında. Sadece siyaset alanında değil, hayatın bütün alanlarında yaygın bir anlayış türüdür. Menfaatperestin dostluğu, bir gün ise yarayacağı çerçevesindedir. Onun için eleştirileri de övgüleri de ahlaki bir değer taşımaz.

            Menfaatperestin bir parti, cemaat, sivil toplum kuruluşu içinde bulunmasının temel nedeni beklentileridir. Menfaatperestin eleştirileri de değişkendir. Dün eleştirdiği kişiyi bugün savunması, değişen pozisyondan dolayıdır. Bu yüzden onun hayatını çizen ahlak anlayışı İlk Çağ Yunan düşünürleri olan Sofistler’e benzer. Bilindiği gibi Sofistler, hayatın hiçbir alanında değişmez, evrensel değer ve normların olmadığını, iyilik, doğruluk, güzellik denen değerlendirmelerin kişiden kişiye değişeceğini savunurlar. Bu yüzden ahlak, bilgi ve değer alanında herkesin anlaşabileceği evrensel değerlerden söz edemeyiz. Evrensel değerler yoksa kişi kendi menfaatine olanı tercih etmelidir.

            Menfaatperestin eleştirilerinin yönünü, elde edeceği menfaat beklentisi belirler. O yüzden eleştirilerindeki tutarsızlık oldukça belirgindir.

Partiler, cemaatler, sivil toplum örgütleri menfaatperestlerin en çok yuvalandıkları yerlerdir. Kamusal pozisyonların liyakate değil nepotizme/(akraba kayırıcılık) dayandığı düzenlerde bu davranış çok daha yaygındır.

Menfaatperestin bir kuruluşun içinde olması, makam beklentisiyle doğrudan ilişkilidir. Onun için kuruluş, örgüt veya parti beklentisini karşıladığı ölçüde değer kazanan yerlerdir.

Menfaatperestin dindar, Kemalist, ulusalcı, solcu ya da milliyetçi görünümünün temel amacı geleceğine yatırım yapmaktır. Hedeflerini gerçekleştirecek her yatırım hem ahlaki, hem de rasyoneldir.

            Menfaatperestin en büyük özelliği; isteği karşılanmayınca ahlakçılığa sığınmasıdır. Ancak, ahlaki ilkelerden söz etmesi yine menfaati icabıdır. Kendisine bir ayrıcalık tanındığında sesini çıkarmayan, hatta bunun hakkı olduğunu düşünen menfaatperest, aynı durum bir başkasına yapıldığında dünyanın en adil insanı kesilir.

            Menfaatperestin dün eleştirdiği kişiler ile bugün dost olması sık rastlanan bir durumdur. Bu onun yüksek bir ahlâkî değer olan affedici olmasından değil, menfaatinin onunla dost olmayı gerektirmesinden kaynaklanmaktadır. O, çıkarlarının kesiştiği herkesle işbirliği yapmaya hazırdır.

            Muhalif olanların arasında menfaatperest olanların sayısı da az değildir. Onlar da büyük ölçüde yarına, beklentilerine yatırım yapmaktadır. Ancak menfaatperestler genellikle, beklentilerini karşılama imkanı daha çok bulunan, iktidar etrafında kümelenirler.

            Menfaatperest, siyasi destekle bulunduğu konuma geldiği halde sürekli bulunduğu yeri hak ettiğini ispatlamaya çalışır. Bu yüzden bir göreve atandığında düzenin işleyişinden şikayetçi olmamasına karşın, görevden alındığında düzenin kokuşmuş ve çürümüş olduğundan söz eder.

            Bir kişinin ne kadar menfaatperest olduğu, bir makam için yarıştığı dostlarına nasıl davrandığı ile doğrudan bağlantılıdır. Geçmişte kader birliği yapmış insanların araya menfaat girdiğinde farklı yöne savruldukları, hatta birbirine düşmanca davrandıkları sık rastlanan bir olgudur.

Menfaatperestin bir parti, örgüt ya da cemaate üyeliğinin temel nedeni, zor durumda kaldığında başvuracağı referans arayışıdır. Bu yüzden cemaatin, partinin, örgütün ideolojisi değildir onun için önemli olan, önemli olan kendi hedefine ulaşmada ne kadar araçsal olabileceğidir.

Menfaatperest dini araçsallaştırmaktan çekinmez. Onun için inanç, hedeflendiği yere ulaşabilmeyi sağlayacak bir araçtan ibarettir. Menfaatçinin en büyük çelişkisi, doğru bulmadığı değer ve davranışları onaylıyor olmak zorunda kalmasıdır.

Menfaatperestin kolayca iş yapamayacağı ortam açık, şeffaf ve demokratik bir ortamdır. Böyle bir ortamda ne her ayrılan hain, ne de her kalan dost olarak adlandırılmaz. Düşünce özgürlüğünün olduğu, faklı düşünce ve arayışların hainlik olmadığı, düşünce alanında farklı düşüncelerin tekfir baltasını çıkarak karşılanmadığı ve hoşgörünün egemen olduğu ortamlar, menfaatperestin yaşayamayacağı ortamlardır. İç eleştirinin olmadığı otoriter yapılar menfaatçilerin daha çok ürediği yapılardır.

 



YAZARLAR