Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Mesut AYDIN


Medyada İyilikleri Artırın Kötülükleri Bitirin

Yazarımız Mesut Aydın'ın, Özgün İrade Dergisi 2020 Kasım (199.) sayısında yayımlanan yazısı...


Eskiden kötülükler pek kabul görmediği için, iyilikleri göstermek bir kibir olarak algılanırmış. Ama artık iyilik mağdur oldu. İyiliğin görünür hale gelmesi, alkışlanması gerekiyor..

Zengin Bedevi, çölde devesi ile giderken, hemen ileride “su, su” diye inleyen birini görünce, hemen devesinden iner ve ona kana kana su içirir. Ardından da karnını doyurur. Bedevinin yardım ettiği kişi kendine geldikten hemen sonra, zengin bedeviyi etkisiz hale getirerek, bedevinin neyi var neyi yok, hepsini alır.

Sonrada bedevinin devesine binerek oradan uzaklaşmaya başlar.

Soyulan bedevi hırsızın arkasından defalarca, “Sakın bunu kimseye anlatma” diye bağırır.

Hırsız bedevi önce aldırış etmez buna ama uzaklaştıkça kafasına dert olur ve geri döner. Soyduğu bedevinin yanına gelerek ona sorar; “Neden kimseye anlatma” diyorsun.

Kumların üstünde oturan soyulan adam şöyle der;

Eğer bu yaptığını anlatırsan, bundan sonra çölde, gerçekten aç ve susuz kalanlara hiç kimse bir yudum su vermez.

İyilikler neden paylaşılmalı ve kötülükleri neden paylaşmamalı? Çünkü iyilikler paylaşıldıkça çoğalır. Kötü olayları eleştirmek için dahi paylaştığımızda davranışsal olarak yayılmasına neden oluruz. Yapılan araştırmalara göre, ahlaki olmayan davranışların çokça paylaşıldığı durumlarda, onları okuyan ya da gören bireyler de ahlaksız davranmaya meyilli olurlar. Yine, iyilikleri paylaştığımızda iyiliği yapanın mutluluk hissettiği kadar olaya tanık olanlarda mutluluk hissediyorlar ve bu tanıklar benzer iyilikler yapmaya çalışıyorlar. Dolayısıyla iyilikleri paylaştığımızda iyilikler yayılıyor ve iyiliklerin paylaşımı daha iyi bir toplum oluşturmamıza yardımcı oluyor.

Her kötü olayı eleştirmek için bile olsa paylaştığımızda, o kötü düşünceyi farkında olmadan da olsa yayarız. Her iyi şeyi sakladığımızda, başkalarının o iyi hareketlerden örnek almasını engelleriz. İşin ihlâs boyutunu atlamadan “Aman yaptığınız iyi bir şeyi paylaşmayın bir anlamı kalmaz” sözü bu toplumun kendisine yaptığı en büyük kötülüktür. Tabiî ki yaptığı her işi kameraya alıp paylaşanları kastetmiyorum. İnsanlar kendi iyiliklerini reklam yapmasınlar, ama biz onların iyiliklerini paylaşalım.

Toplumda insanların yaptıkları iyilikleri, yardımları gizlemeleri gerektiğine dair bir inanış var. Oysa bu kural, insanların küçük toplumlarda yaşadığı ve herkesin kimin ne yaptığını bildiği geçmiş zaman için geçerli. Günümüzde bu anlayış topluma zarar vermeye başladı. Çünkü insanlar artık kötülükleriyle övünüyor ve kötülük toplumda ne hazin ki pirim yapıyor. Eskiden kötülükler zaten kabul görmediği için, iyilikleri göstermek bir kibir olarak algılanırmış. Ama artık iyilik mağdur oldu. İyiliğin görünür hale gelmesi, alkışlanması gerekiyor diye düşünüyorum.

İyilik ödülleri töreninde Mehmet Görmez hoca şu nefis tespitleri yapıyor: “ Bu tören, Sadece iyileri tespit edip onlara birer plaket vermekten ibaret değildir. Bizim amacımız; kötülüğün insanları, insanın kalbini, ruhunu kuşattığı bir zaman diliminde, kötülüğün coğrafyamızı kuşattığı bir zaman diliminde, coğrafyamızın bütün başkentlerinden kötülük dumanlarının yükseldiği bir zaman diliminde, küresel ölçekte kötülüğün egemen olmaya çalıştığı bir dünyada iyiliği alt ederek kötülüğün iyiliğin önüne geçtiği bir dünyada iyiliği öne çıkarmak, iyilik üzerinde durmak, iyilik konusunda her zihinde, her kalpte bir farkındalık oluşturmaktır; bizim asıl gayemiz bu. Öncelikle şunu belirtmek isterim ki aslında kötülük çok zayıftır. Güçlü görünür, ama kötülük çok zayıftır, iyilik çok güçlüdür. İyiliğin gücü kendisindedir. Ancak kötü ve kötülük daha çok haber konusu olduğu için, kötülük yaydığı şerriyle daha çok ortada göründüğü için iyilikler gölgede kalıyor. Bu iyiliklerin üzerinde durmamızın sebebi; sadece kötülükle mücadele değil, aynı zamanda iyiliğin karşı karşıya bulunduğu tehlikelerdir”

“Sorunları çözmek ve daha iyiye ulaşmak için uygulanması gereken yöntem, olumsuzluklara (kötülüklere) odaklanıp onları yerip kavgaya, çatışmaya girmek değil, sorunsuz alanlara yönelerek “iyilikleri” büyütmek ve böylece iyiliklerin alanını genişletmektir.

Kötülük, kabalaşır, öfkelenir, kavga eder, alt etmeye çalışır. Kötülüğü yeneceğiz diye onun yöntemleriyle onunla mücadele ettiğinizi zannederken sizi de kendi çemberine sokarak alanını genişletir. Böylece farkına varmadan onun aracı haline gelirsiniz.

Öyle ya, dünyanın hacmi belli; eğer iyilikleri, güzellikleri çoğaltıp dünyayı onlarla doldurmazsak, kötülükler çoğalıp doldurmaya devam edecektir

İyi niyetli kişiler kendilerine sormalıdırlar: Ben ne yapıyorum, şu anda ne üretiyorum? Fayda mı üretiyorum? Yoksa çatışıyor, kavga mı ediyorum? Neyin alanını genişletiyorum?

Sorabilirsiniz, kınamanın, şikâyetin, yergi, suçlama veya kötülemenin hiç mi faydası yok? Buna açık yanıtım, hayır, hiç faydası yok! Keşke olsaydı, o zaman her sorun zaten kolayca çözülmüş olurdu. Ama öyle olmuyor; yergi, kınama, hakaret yağdırıldığında sorunlar çözülmüyor. Karanlığa küfretmek yerine bir mum yakmalı”! (bakikaracay.com)

Nur suresinde anlatılan ifk hadisesinde Allah c.c iftira atanlardan daha çok olayı ifşa edenlerden bahsediyor. Bu ilginç değimli? Rabbimiz kötülükle mücadele ederken, kötülükle, o kötülüğü yapanları birbirinden ayırarak, aynı zamanda bize bir mücadele metodu öğretiyor.

Allah genele hitap ederken kötülüğü hedef göstererek buyurur ki:“Çünkü siz bu iftirayı, dilden dile birbirinize aktarıyor, hakkında bilgi sahibi olmadığınız şeyi ağızlarınızda geveleyip duruyorsunuz. Bunun önemsiz olduğunu sanıyorsunuz. Halbuki bu, Allah katında çok büyük (bir suç) tur. Onu duyduğunuzda: “Bunu konuşup yaymamız bize yakışmaz. Hâşâ! Bu, çok büyük bir iftiradır” demeli değil miydiniz? (Nur/15-16)

Özele değinirken de Cenabı hak, iftiraya ortak olan Mistah’ın ise günahını değil iyiliklerini ön plana çıkararak şöyle buyurur: “İçinizden faziletli ve servet sahibi kimseler akrabaya, yoksullara, Allah yolunda göç edenlere (mallarından) vermeyeceklerine yemin etmesinler; bağışlasınlar; feragat göstersinler. Allah’ın sizi bağışlamasını arzulamaz mısınız? Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.” (Nur/22) Bu ayette Allah, iftiraya ortak olanlardan Mistah’ın, akraba, yoksul ve muhacir olduğunu öne çıkararak, velev ki bir kötülük görmüş olsanız da, geçmişteki iyilikleri göz ardı etmeyiniz mesajı vermektedir. Hem de haklı olarak ona darılan Ebu Bekir (r.a)’ı “fazilet sahibi” diye anarak, onun gönlünden kızgınlık ve dargınlığı söküp atıyor. Yani sadece bir tarafı tutmamamızı da öğretiyor. Yayanlara çetin bir azap olduğunu haber veren Rabbimiz, Mistah’da yayanlardan olmasına rağmen, onu gözetiyor. Çünkü Mistah Müslüman ve bizim bir vücut azalarımızdan biri. Münafık değil onun için bizden birinin hatası büyükte olsa kaybetmeyi göze almamalıyız.

Kötülüğü yayanların cezasından bahsederken de: “İnananlar arasında çirkin şeylerin yayılmasını arzulayan kimseler için dünyada da ahirette de çetin bir ceza vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz.” (Nur/19) buyuruyor.

Hz. Yusuf’u zindana sokan, şehir kadınlarının dedikodusu değil mi? Onlar bu olayı konuşmasa, yaymasa, Züleyha deli gibi sevdiği Yusuf’u niçin gözünden uzaklaştırsın. Dikkat edin! bizim de konuştuğumuz, paylaştığımız bir haber, bir cümle başkalarının zindanı olabilir. Şakadan paylaştığınız bir cümle bir aileyi parçalayabilir.

Copy All Code

Kuran’da Allahın mahremiyet konularını anlatırken kinayeli anlatması da bu kabildendir. Rabbimiz kötülüğün dillerimize bulaşmamasını istememektedir. Dilimizin, gönlümüzün ve gözümüzün selamette olması için kötülükleri paylaşmamalıyız.

Günahların gizlenmesinde şu hikmetler olabilir:

-Eğer örttüğümüz günah bir müminin ise, kendi azalarımızın günahını örtmüş oluruz. Çünkü “Müminler bir vücudun azaları gibidir…” diyor. Nebi a.s.

  • Kardeşinin günahlarını örttüğünde dünya ve ahrette günahlarının örtüldüğü müjdesine nail olursun.

-Affedersiniz pislik deşildikçe kokusu çıkar. Günahta paylaşıldıkça çoğalır.

  • Kötü şeyler paylaşıldıkça hem adres göstermiş, hem özendirmiş hem de normalleştirmiş olabiliriz. Öyle değimli? İlk kez televizyonla muhatap olan ninelerimiz, televizyondaki erkeğe karşı yüzlerini kapatıyorken, sonraları en kötü sahneleri torunlarıyla beraber izlemedi mi? -Eğer iyilik ötelenir ve ihmal edilirse kötülük kendine her zaman zemin bulur. Bunun içindir ki kötülüklerle en iyi ve doğru mücadele iyiliğin yaygınlaşması için yapılan çalışmalardır.

-Kötülükler çok paylaşılınca, gayretli insanların ümitlerini yıkar. Bahane arayanlara da “Ne yapalım herkes böyle, yapacak bir şey yok” gibi kılıflar hazırlatır.

Paylaşmadan önce şu soruları kendinize sorun:

Bu paylaşılan kişi ya da konu benimle ilgili olsaydı paylaşılmasını ister miydim?

Paylaşacağım şey doğrumu?

Niçin paylaşıyorum?

Bunu paylaşmasam ne olur ve ne eksik kalır?

Bu paylaşımımın dünya ve ahretime ne faydası var?

Paylaştığım kişi veya fikre ne faydası var?

Ya da tam zıddı olarak benim ve paylaştıklarıma ne zararı var?

Paylaşımı okuyan ya da görenler bundan ne çıkarır ve ne kadar istifade eder.

Eğer paylaştığınız bir günahsa, günahımı günahkarı mı nişan aldığınıza bakın.

Paylaştıktan sonra da gözlemleyin. Paylaştım da ne oldu? Diye sorgulayın.

Sadece takipçilerin çokluğuna bakamazsınız. Çünkü paylaştığınız bir günahsa, takipçiniz kadar günahlarınızı artırmış olursunuz. Öyle bir zamanda yaşıyoruz ki, kendi günahlarımızdan ziyade sebep olduklarımız bizi mahşerde mahkum edecektir.

İyilik yapar gibi görünmeyin. İyilik yapın ve görünmeyin.

Siper edindiğimiz hesaplarımızdan parmak uçlarımızla kardeşlerimize gülleler fırlatmamalıyız. Midemize tutturduğumuz orucu dilimize ve parmak uçlarımıza da tutturmak zorundayız.

“Hakkında bilgin bulunmayan şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz ve gönül, bunların hepsi ondan sorumludur.” (İsra/36)

“İyilikle kötülük bir olmaz, Sen (kötülüğü) en güzel bir şekilde önle. O zaman seninle arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki candan bir dost olur”.(Fussilet/34)

“…İyilik ve takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) üzere yardımlaşın. Ama günah ve düşmanlık üzere yardımlaşmayın…”(Maide /2)



YAZARLAR