Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Halil ÇİFTÇİ


Medet Ya Suudi

Yazarımız Halil Çiftçi’nin “yeni” yazısı…


Türkiye içine düştüğü ekonomik, siyasi ve uluslararası ilişkilerde yaşadığı yalnızlığı alternatif üretme adına yeniden revize etmek durumunda kalmaktadır.21. yüzyılın ilk çeyreğinde çeşitli atraksiyonlar ile Ortadoğu ve körfez havzasında etkin güç olma çabaları bazı derin odaklar eli ile ters yüz edildi. Bu gidişatın başlangıcı aslında 2003 Irak tezkere krizi ile başladı. Daha sonra “onemınute” çıkışı ile yeni bir ivme kazandı. Amerika ve İslam dünyasının göbeğine konumlandırılan İsrail’in çabaları ile Türkiye zamanla dış politikada alt edildi. Türkiye alternatif arama arayışına girerek Rusya ile bölgede yeni bir rota çizme çabasına girdi. Bu çaba Amerika için Türkiye’deki otoritelerin üzerine yeni çiziklerin eklenmesine sebep oldu. Türkiye’nin Arap dünyasındaki yöneticilerin devrilmesini fırsat bilerek çeşitli çabalara girmesiyle batı tarafından Türkiye’nin üzerine yeni çizgiler daha eklendi. Neticede Ortadoğu’daki oyun kurucuların (Silah şirketleri, Petrol kartelleri…)Türkiye’ye olan kızgınlıkları zamanla öyle bir boyuta vardır ki darbe girişimleri, ayaklanmalar, sınır bölgelerinde terör oluşumları ve son olarak sınırlarımıza yapılan askeri yığınaklar(Güneyde YPG’nin ağır silahlarla donatılması, Kuzey sınırlarımızda Yunanistan’a yapılan askeri takviye) ile Türkiye’deki mevcut yönetim devrilmeye çalışılmıştır.

Dış politikada son 20 yılın ağır faturası hiç şüphesiz bu toprakların cefakar insanına kesildi. Barış ve huzurun merkeze alındığı dönemlerde güney sınırlarımızdaki Arap ülkeleri ile ciddi bir ticari münasebetimiz bulunmaktaydı. Şimdilerde insani yardımlar dışında hiçbir varlığımız bulunmamaktadır. Mısır’da İhvancı çizgiye sahip yöneticilere bel bağlanarak geliştirilen politikalar kısa bir süre sonra ters yüz oldu. Türkiye Mısır’da yönetimi eline geçiren unsurlara düşman kesildi. Suriye’de patlak veren vesayet savaşlarında çeşitli unsurların desteklenmesi ve zamanla bu unsurların savaştan mağlup çıkması ile Türkiye Suriye özelinde kaybeden taraf durumuna geçti. Lübnan’da Hariri ailesi ile kurulan ekonomik münasebetler zamanla Haririlerin belirli odaklar eliyle devrilmesi neticesinde son buldu.

15 Temmuz darbe girişiminin finansörü olarak gösterilen Birleşik Arap Emirlikleri’nin hedef tahtasına oturtulması ve Cemal Kaşıkçı cinayetinin arkasındaki ülke olarak BAE’nin gösterilmesi gibi olaylar Arap dünyasında Türkiye’nin hamasi bir tavır sergilemesine yol açtı. Bunlar dışında müspet denilecek tek diyalog Katar ile sağlandı. Onlarda sağ olsun Türkiye’deki birçok şirketi kelepir fiyatla alarak  iyi niyet belirtisi olarak Türkiye’ye ultra lüks bir uçak hediye  etti.

Bölge dışındaki birçok aktörün Arap dünyasındaki zenginliği kendi ülkelerine taşırken Türkiye yabancı oyun kurucularının taktikleri ile Arap dünyasında yalnız bırakıldı. Adeta birbirlerine kanlı bıçaklı düşman olarak konumlandırıldı. Sınır komşumuz ve yakın havzamızdaki geniş ticaret alanı zamanla daraldı. Bu vaziyet Türkiye’nin ekonomisini derinden sarstı. Milyarlarca dolara varan ticaret hacmi neredeyse sıfıra dayandı.Türkiye  içinde bulunduğu ekonomik buhrandan çıkma adına Arap dünyası ile yeni bir sayfa açma girişiminde bulunarak Suudiler ile bazı anlaşmalar yapmak zorunda kaldı. Bu tip yakınlaşmalar ve anlaşmaların Mısır, Suriye ve daha birçok Arap ülkesinin ekleneceğini söyleyebiliriz. Amerika ve Rusya’nın Ortadoğu’daki it dalaşında Türkiye ne yazıkki kaybeden taraf oldu. Bu kaybın faturasını daha fazla arttırmamak adına Suudilerden medet bekler hale geldik. Ama ne hazindir ki Lawrence’ın torunları Türkiye’yi her daim Arap dünyası ile kanlı bıçaklı bir pozisyonda tutma çabalarını sürdürecektir. İyisi mi Türkiye özelinde dış politikadaki ekonomik atakları bir kenara bırakarak iç politikada yeniden revizyona gitmemizde yarar var. Öyle ki Adalet mekanizmasında sağlanacak revizyonlar, İstihdam ve teşvik atakları, Özgürlüklerin arttırılması, adil paylaşımın sağlanması ile Türkiye’nin batının Ortadoğu’daki piyonlarından medet ummasını engelleyebiliriz. Yok değilse başkasının atı ile yola çıkanlar yarı yolda kalır.

YAZARLAR