Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Mahmut Olgun


Mahmut Olgun; FELAKET TELLALLARI

Minareden, müezzine ait olduğunu düşündüğüm ses, şöyle yankılanıyordu:


                   

Ezan-ı Muhammedi okunduktan sonra minareden, müezzine ait olduğunu düşündüğüm ses, şöyle yankılanıyordu: "Ey müslümanlar; devletimizin almış olduğu kararlara uyalım, dışarı çıkmayalım, ibadetlerimizi evde eda edelim, İslam Alemine ve birbirimize dua edelim, Allah İslam Alemini bu mikroptan korusun, tüm Ümmet-i Muhammedi bu virüs belasından muhafaza etsin..."

 

Bu ifadeleri kullandığı esnada, sizlerin de tahmin edeceği üzere, ibadethaneler boştu. Tıpkı vicdanımızın terkettiği yüreğimiz gibi... Münadi -olması gerekeni yapıp- hem halkı uyarıyor hem de Allah'a yakarmamız için bizlere tavsiyelerde bulunuyordu. Sadece kendi dindaşlarını hesaba katarak konuştuğunu saymazsak, aslında güzel bir hareket sergiliyordu.

 

Yankılanan ses, her ne kadar müezzinin dilinden döküldüyse de müslümanların olaya yaklaşımını ortaya koyuyordu aslında. Ve eminim ki o esnada ekser halkımızın bilinçaltında da benzer düşünceler geziniyordu. İşte bu durum kendimce bir takım hususları dile getirme ihtiyacı doğurdu.

 

Dikkat ederseniz bu olay ilk patladığında, "Doğu Türkistan'a zulmeden Çin, belasını buldu!" diyenler Müslümandı. Allah'ın hesabını biliyormuşçasına ukalalık edenler; salgın taa Mekke, Medine ve Kudüs'e vardıktan sonra, "Allah'ın Evi" diye nitelediğimiz Kabe boşaltıldıktan sonra dahi bu düşüncelerinden utanmadılar. "Kurmuş olduğumuz 'denklem' yanlışmış, özür dileriz..." bile demediler. Aksine, her kesimden bilim insanının %99'u bu virüsün mutasyon sonucu hayvandan insana sıçradığını ve doğal seyreden bir süreç olduğunu söylemesine rağmen, bugünlerde de "Bu virüsü, Dünya'yı hegemonyası altına almaya çalışan gavurlar icat etti." şeklinde, ilk dillendirdikleri ile taban tabana zıt teoriler üretmekle meşguller.

 

Şu an salgının ortasında inim inim inleyen halkını gayrimüslim ülkelerin yardımına muhtaç halde bırakan İran ve başka ülkelerde bulunan vatandaşlarına kapılarını kapatan Cezayir Müslüman oldukları için bizim cenahta kayrılırken, "gavurlar" ne mi yapıyor? Parasıyla bile olsa, böyle olağan üstü bir durumda, tonlarca sağlık malzemesi ve doktor gönderiyor, aşı ve ilaç bulmak için harıl harıl çalışıyor. Peki, kime? Biz Müslümanlar da dahil, tüm Dünya'ya.

 

Beni bu düşüncelere sevk eden münadinin de dinleyici kitlesinin de tabi oldukları İslam, ömrü boyunca kendisini öldürmek isteyen kimselerin cenazeleri geçtiği vakit, ayağa kalkıp, saygı gösterebilecek kadar naif bir lidere sahip; kural ve kaideleriyle, kapsayıcılık ve kucaklayıcılığıyla evrensel bir dindir. Tarih sayfalarındaki Kudüs, Endülüs, Fatih'in Beyannamesi gibi önemli notlar da İslam'ın, bugün bile mumla aradığımız en güzel uygulama ve söylemleridir. Dolayısıyla bugün Dünya'nın altını üstüne getiren, tüm toplumları ciddi manada etkileyen bu virüs hakkında verilmesi gereken mesajlar ve yapılması gereken uyarılar da küresel olmalıdır. Bu hastalığa karşı verilen mücadelede herhangi bir kesim görmezden gelinmemeli, dualarımızla ve çabalarımızla insanlığa ortak olmalıyız. Kur'an- Kerim'in ışığında, bilimi dikkate alarak, faydalı sonuçlar elde etmeye çalışan örnek bireyler olmalı; bir anlamda, dolaylı yoldan tebliğ vazifemizi de gerçekleştirebilmeliyiz.

 



Musab Olğun
27.03.2020 12:17:26
Allah tüm mazlum ve masumları bu beladan muhafaza eylesin. Zalimleri de ıslah eylesin. Islah olmayacaklarsa helak eylesin.

YAZARLAR