Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Yusuf YAVUZYILMAZ


LİYAKAT VE BÜROKRASİ

Liyakat ve ehliyetin geçerli olmadığı, bürokratların eş, dost ve akraba arasından seçildiği bir toplumda öncelikli sorun ahlak sorunudur.


Bürokrasi, devletin işleyişinde çalışan memur topluluğu olarak tanımlanabilir. Kuşku yok ki, devlet örgütlenmesinin olduğu her yerde bürokratik bir yapıya ihtiyaç vardır. Bürokratlar, belli bir alanda uzmanlaşmış, hiyerarşik bir yapı içinde hareket eden, hukuk tarafından denetlenen memur topluluğudur.

Bürokratlar, devlet ve halk arasında köprü görevi yaptıklarından halka karşı davranışları son derece önemlidir. Bu yüzden bürokratların görevlerini eksiksiz ve adil olarak yapmaları son derce önemlidir.

Bürokratların görevlerini tam olarak yapabilmeleri, ilk olarak görevlerinde başarılı ve yetkin olmaları, ikincisi ise vatandaşa karşı olan davranışlarının ahlaki olmalarına bağlıdır. İşte bu noktada en önemli ilke bürokratların görevlerinin ehli olmalarıdır. Dolayısıyla bürokratların seçiminde en önemli kriter, liyakattir. Liyakatin olmadığı yerde, bürokratlar atandıkları görevde başarılı olamayacağından dolayı iş kaybına yol açmaları büyük ihtimaldir.

Bürokratların seçiminde eş, dost, akraba ve tanıdıklara öncelik vermeye nepotizm (Dayıcılık) denmektedir. Bürokratların bu yöntemle seçilmeleri, hem iş verimini düşürecek, hem de bu görevi daha çok hak edenleri devre dışı bırakarak adalet ilkesini zedeleyecektir.

Hukuk devleti seçeceği bürokratların etnik, ideolojik, dini ve mezhebi konumuna bakarak değerlendirme yapamaz. Liyakat ilkesi, bir bürokratın o işi en iyi yapanlar arasından seçilmesidir.

İslam inancında ehliyet son derce önemlidir. İşlerin ehline, yani o işi en iyi yapacak olana verilmesi adaletin gereği olarak tanımlanır. Ayrıca iyi bir dindar olmak iyi bir yönetici olacağına veya bürokraside başarılı olacağına delil değildir. Nitekim Hz. Peygamberin çok sevdiği dostu olan Ebu Zer’in bürokratik bir görev istediği Hz. Peygamber tarafından reddetmiştir. Bu olaydan sonra Ebu Zer asla Hz. Peygambere darılmamış, bir daha da bürokratik bir görev istememiştir. Hz. Peygamberin bu tavrı bürokratik görevlerin dağıtılmasında önemli bir ölçüt olarak görülmelidir.

Geldiği göreve liyakat ve ehliyeti dolayısıyla değil siyasal bağlantıları ile gelen bürokratlar sürekli tedirgindir. Çünkü aynı yolları başka birinin deneyeceğinden ve kendi yerine geçme ihtimalinden endişelidir. Bu endişe onu görevinde başarılı çalışmalar yapmaktan ziyade siyasal bir konum almaya zorlar. Bu yüzden başarısız bürokratlar, sahip oldukları siyasal bağlantılar ile konumlarını sağlamlaştırmaya çalışırlar.

Değerlerini işgal ettikleri makamlardan alanların orayı terk etmemek için yapmayacakları alçaklık, çiğnemeyeceği ahlak ilkesi, yapmayacağı yalakalık yoktur. O makama seçilmek için yeterli ehliyete sahip olmadığının bilincinde olarak, liyakat dışı faktörlerle makamını korumaya çalışırlar. Bu durum onları sürekli ikiyüzlü davranmaya iter.

Görevlerine liyakat dışı yollarla gelen bürokratlar yolsuzluk yapmaya meyillidir. Bürokratların sık sık hukuk dışına çıkmaları yolsuzluğun kurumsallaşmasına yol açar. Ayrıca bu tip bürokratlar, hukuk dışı isteklere, bulundukları konumu kaybetmek endişesiyle dirençli olamazlar. Bu durum toplumda yolsuzluk ve adam kayırmanın normalleşmesine neden olur. Yolsuzluk toplumda yaygın bir anlayışa ve davranış biçimine dönüşmüş ise, bu özellik oy verme davranışını etkileyici bir faktör olmaktan çıkar. ( Bal tutan parmağını yalar, Devlet malı deniz yemeyen domuz)

Adalet ve özgürlük arayışında en ön saflarda yer alanların, bürokratik bir makamı ele geçirdikten sonra bu söylemlerden uzaklaştıkları çok görülen bir tutumdur.  Başlangıçta yolsuzlukla mücadele söylemiyle iktidara gelenler zamanla yolsuzluk sarmalının içinde bulabilirler kendilerini.

Liyakat ve ehliyetin geçerli olmadığı, bürokratların eş, dost ve akraba arasından seçildiği bir toplumda öncelikli sorun ahlak sorunudur.

 

Kaynak: Her Taraf



YAZARLAR