Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



F. Yılmaz ALTUNÖZ


KURBAN TESLİMİYET Mİ? YOK YA!

Yazarımız F. Yılmaz Altunöz'ün "yeni" yazısı...


En çok tüketilen şeylerdendir kelimeler, sözcükler ve cümleler. Ve tabiî ki zaman. Hesabı verilmeyecek zannedilen şeyler hoyratça tüketilir. Seküler inanış ta hesap vermekten korkan ve kaçınan kimselerin edindiği dinidir; bu yüzden. mide ve mide altları ne istiyorsa yapacaklar ama hesap vermeyecekler. Bundan dolayı günah kavramını hiç sevmezler. Tanrı olmayacak, cehennemde olmayacak. Seküler inanış tüketim dinidir. 21. Yy. egemenlerinin küreselleştirdiği din sekülerizmdir.

Oysa İslam inancına göre; insan kendisine verilen her şeyden hesaba çekilecektir. Seküler düşünceden bir parça, biraz Müslümanlar etkilenmiş olabilirler mi? Hayır! Etkilenmediler demek mümkün mü? Etkilendiler öyle ki din anlayışlarını bile seküler egemenlik belirledi. Birçok Müslüman’ın bireysel, ailevi, toplumsal ve yönetim sistemini ve yaşam tarzını şekillendirdi.

Sekülerizmin tükettiği kelime ve kavramlardan biri de; Kurban kavramıdır. Kurban ibadeti Kur’an ve sünnetin işaret ettiği ve yönlendirdiği bir ibadetin adıdır. İslam’ın kaynak kitaplarında teslimiyetin ve adayışın/adanmanın adıdır; kurban. İbrahim peygamber ve oğlu İsmail peygamberin; Allah’ın emri karşısında takındıkları tavır; Kurban ibadeti ile sembolleştirilir. Adanmak ve Teslim olmak. İşte bu iki kavramın tanımını Allah şöyle yapıyor “Deki, Şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm(hepsi ve sadece) âlemlerin Rabbi olan Allah içindir.” (Çünkü riyakârlık ve din istismarcılığı şirktir.)

Kurban bayramı yaklaşıyor. Sosyal medyada çokça kurban, teslimiyet ve adanmaktan söz ediliyor. Daha çok din adamları! Hutbeler ve sohbetler. Üzgünüm ama bu defa “kol kırılıp yen içinde kalmasın.” Yaşadığınız coğrafyada hangi şeyinizi adadınız; çocuklarınızı diplomaya adadığınız gibi islam’ın egemenliğine adadınız mı? Kendi kazancınızın artması için gece gündüz çalıştığınız gibi: İslam’ın kazanması için çalıştınız mı? Bulunduğunuz makamları kaybetmemek için gösterdiğiniz gayreti; ailenizin ve çevrenizin imanını korumak için gayret gösterdiniz mi? Seçimi kazanmak ve oy toplamak için festivallere harcadığınız paralar kadar; gönülleri ahlaka kazandırmak için toplantılara harcadınız mı? İşinizde ve mesleğinizde daha iyi olmanız noktasında yapılan uyarılara teşekkür ettiğiniz gibi: sosyal yaşantınızda İslami uyarılara da teşekkür etiniz mi? Sağlıklı, varlıklı ve uzun ömürlü olmak için her türlü tedbiri almaktan ve harcamaktan kaçınmadığınız gibi: sağlıklı ve mücadeleci bir Müslümanlık için gerekli tedbiri aldınız mı? islami mücadele verdiğiniz, İslami hükümlerin hakim olması için çalıştığınız, yani müslümanca bir hayatı yaşamak noktasında; başınıza bir sıkıntı ve bela geldiğinde; “benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm(hepsi ve sadece) âlemlerin Rabbi olan Allah içindir” mi deyip teslim mi oldunuz? Yoksa gerisin geriye dönüp mazeretler mi uydurdunuz?

Şimdi ey Müslüman! Kendine sor; sen hangi şeyi Allah’a adadın ve kurban ettin. Allah ve peygamberinin hangi isteği karşısında; hangi zorluk, bela ve imtihan karşısında teslim oldun? Evet, seküler sistem/modernizm kutsallarımızı tüketti değil mi? İçini boşalttı değil mi? Teslimiyeti ve adanmayı kasaptan et alır gibi kestiğin Kurban boyutuna indireceksin. Kasaptan et alır gibi kurban keseceksin sonra da kalkıp; İbrahim peygamberin adayışından ve İsmail Peygamberin teslimiyetinden söz edeceksin? Kurban teslimiyet diyeceksin. Yok ya!

Seküler/modernist yaşam tarzına hayır demediğin müddetçe senin Kurbanın, adayışın ve teslimiyetin de olmayacaktır.       

YAZARLAR