Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Seyit Ahmet UZUN


KURAN’DA YENİDEN DİRİLİŞ ÖRNEKLERİ

Seyit Ahmet Uzun'un yeni yazısı;


 

Toprak tohumların mezarı

Baharda yeşerir başları

Ölüm insanların mezarları

Mahşerde dirilir ruhları

Yeniden diriliş olmasaydı varoluşun bir amacı kalmazdı. Yüce yaratan bizi oyun ve eğlence olsun diye var etmedi. Hayatımıza bir gaye verdi; ibadet.

İbadetin de bir gayesi vardı; Yaratana yakınlık.

İşte Rabbimiz, biz kullarını kendisinin belirlediği bir gayeyle yarattıktan sonra bu amacı yerine getiren ve getirmeyenlerle ilgili bir akıbet belirledi; cennet ve cehennem.

İlk bölümde gördüğümüz gibi bütün medeniyetlerde ölüm sonrasıyla ilgili bir inanış vardı. Her medeniyetin kendisine ait bir yeniden diriliş hikâyesinin olması insanın DNA’sına bu inancın işlendiğinin bir göstergesi değil midir?

Bununla birlikte kâinatta birçok hadise doğa olayı bu inancın varlığına işaret eden birer mucize değil mi? Her doğan gün akşam olduğunda ölüp sabaha yeniden dirilmiyor mu? Her yıl doğa kış mevsiminde ölüp baharda yeniden dirilmiyor mu? Ağaçlar bütün ihtişamlarına gözlerini kapatıp baharda yeniden canlanmıyor mu? Hiçbir şeyden haberi olmayan ölü bir meni anne rahminde insan yeniden dirilip şekillenmiyor mu? Vücudumuzdaki tüm organlar, dokular ve hücreler kendini yeniler ve sürekli güçlenerek yaşamın devam etmesini sağlar. Vücudumuzun yenilenme ve tamir süreci her an devrede olur. Vücudumuzda her gün 200 milyar kadar hücre kendini yeniler ve daha güçlü yoluna devam eder. Her gün gerçekleşen bu mucizeye gözleri kör olanların yeniden dirilişle ilgili tereddütleri elbette olacaktır.

Çünkü inanmak insana hayatını, alışkanlıklarını ve huylarını değiştirmesi gerektiğini söylemektedir. Bu değişimi öze alamayanlar devekuşu misali akıllarını inkâr torağına gömerek gerçekleşecek hayatı yok ettiklerini sanacaklardır. Ama ahiret vardır ve var olmaya devam edecektir.

İnancımızda ahiretin varlığı iman esaslarındandır ve inkâr edilmesi halinde kişinin dinden çıkmasına neden olur. Yeniden dirilmenin nasıl olduğunu yüce Allah kitabında birçok örnekle açıkladığı gibi özel dirilme örnekleriyle de bunu inananlarına anlatmak istemiştir.

İnananlarına!

Çünkü inanmayan insan için Kur'an içinde hiçbir şüphenin olmadığı bir kitap değildir. Ama bizim inancımızda ise Kur'an kendisinde hiçbir şüphe olmayan, doğruluğu tartışılmayan tek kitaptır. İnsanlığın ilk öğretmeni olan Allah’ın öğretilerini dikkate almayanlar cehalet çukuruna yuvarlanarak sonsuz hayatlarını ifsat edeceklerdir.

İnkârcıların (refah içinde) diyar diyar dolaşması, sakın seni aldatmasın! Azıcık bir menfaattir o. Sonra onların varacakları yer cehennemdir. O ne kötü varış yeridir!” (Al-i İmran/196-197)

İnkârın dünyası belki cennet olabilir ama ahireti mutlak cehennemdir.

Şimdi Kur'an’da özel diriliş örneklerine geçebiliriz.

İnsanların merak duyguları ölüm sonrası için daha şiddetli bir şekilde harekete geçmektedir. Bunun için bu konu sürekli olarak insanlığın zihnini meşgul etmiştir. İşte peygamberlerden Hz İbrahim’in bir gün bu konuyla ilgili düşüncesini şöyle dile getirdiği Kur'an’da belirtilmektedir;

“İbrahim Rabbine: Ey Rabbim! Ölüyü nasıl dirilttiğini bana göster, demişti. Rabbi ona: Yoksa inanmadın mı? Dedi. İbrahim: Hayır! İnandım, fakat kalbimin mutmain olması için (görmek istedim), dedi. Bunun üzerine Allah: Öyleyse dört tane kuş yakala, onları yanına al, sonra (kesip parçala), her dağın başına onlardan bir parça koy. Sonra da onları kendine çağır; koşarak sana gelirler. Bil ki Allah azîzdir, hakîmdir, buyurdu.” (Bakara-260)

Bu bir inançtır. İnanan insan bu olayı kendisi görmüş gibi kabul eder ve teslim olur. Bize bu olayı anlatırken şunu sorarlar alaycı bir bakış açısıyla; “Oraya gidip cennet, cehennemi gördünüz mü? Gidip de gelen var mı?” Bu soruya sadece tebessümle cevap verilebilir; “Evet biz öyle bir imana sahibiz ki gözümüzle gördüğümüzden çok daha kesin inandığımız bir kitabımız ve bunu açıklayan peygamberimiz var. Gözler belki yanılabilir ama inandığımız Allah asla yanılmaz ve bizi yanıltmaz!”

İkinci örnek yine bir peygamberin zamanında yaşanmış bir olaydan verilmektedir.

İsrailoğullarıın küstah istekleri karşısında yaşadıkları ölüm ve sonrasında dirilişleri de bu olaya bir örnektir.

“Bir zamanlar: Ey Musa! Biz Allah'ı açıkça görmedikçe asla sana inanmayız, demiştiniz de bakıp durur olduğunuz halde hemen sizi yıldırım çarpmıştı. Sonra ölümünüzün ardından sizi dirilttik ki şükredesiniz.” (Bakara, 55-56)

Ve bir miras, bir cinayet ve sonrasında katilin ortaya çıkması için diriltilen ölü ve Allah’ın kudreti de verilen örneklerden birisidir.

“Hani siz bir adam öldürmüştünüz de onun hakkında birbirinizle atışmıştınız. Hâlbuki Allah gizlemekte olduğunuzu ortaya çıkaracaktır. "Haydi, şimdi (öldürülen) adama, (kesilen ineğin) bir parçasıyla vurun" dedik. Böylece Allah ölüleri diriltir ve düşünesiniz diye size ayetlerini (Peygamberine verdiği mucizelerini) gösterir.” (Bakara, 72-73)

Bu olayın İsrailoğulları arasında bir gelenek olduğu da Tevrat’ın Tesniye 21/1-9 bölümünde anlatılmaktadır. Ancak Kur'an Tesniye bölümündeki bu anlatıma ek olarak adamın diriltilmesi olayın da vermiştir. Bu da Kur'an da anlatılan özel bir diriltilme olayıdır.

Ve yine merak ve soru Rabbimizin büyük bir lütfu! İnsana bizzat kendisinin nasıl diriltileceğinin gösterilmesi de özel diriltilme olayına örnektir.

“Yahut görmedin mi o kimseyi ki, evlerinin duvarları çatıları üzerine çökmüş (alt üst olmuş) bir kasabaya uğradı; "Ölümünden sonra Allah bunları nasıl diriltir acaba!" dedi. Bunun üzerine Allah onu öldürüp yüz sene bıraktı; sonra tekrar diriltti. Ne kadar kaldın? Dedi. "Bir gün yahut daha az" dedi. Allah ona: Hayır, yüz sene kaldın. Yiyeceğine ve içeceğine bak, henüz bozulmamıştır. Eşeğine de bak. Seni insanlara bir ibret kılalım diye (yüz sene ölü tuttuk, sonra tekrar dirilttik). Şimdi sen kemiklere bak, onları nasıl düzenliyor, sonra ona nasıl et giydiriyoruz, dedi. Durum kendisince anlaşılınca: Şimdi iyice biliyorum ki, Allah her şeye kadirdir, dedi.” (Bakara-259)

Ve çok daha ileri bir aşamada bir peygambere ölüleri diriltme gücü vererek bir nevi kendisinin gücüne vurgu yapmaktadır. Bir insana bile ölüleri dirilttirebilen Allah’ın kendisinin ölüleri diriltmeye gücü yetmez mi?

“Meryem: Rabbim! Dedi, bana bir erkek eli değmediği halde nasıl çocuğum olur? Allah şöyle buyurdu: İşte böyledir, Allah dilediğini yaratır. Bir işe hükmedince ona sadece "Ol!" der; o da oluverir (Melekler, Meryem'e hitaben İsa hakkında sözlerine devam ettiler:) Allah ona yazmayı, hikmeti, Tevrat'ı, İncil'i öğretecek. İsrailoğullarına bir elçi olacak (ve onlara şöyle diyecek:) Size Rabbinizden bir mucize getirdim: Size çamurdan bir kuş sureti yapar, ona üflerim ve Allah'ın izni ile o kuş oluverir. Yine Allah'ın izni ile körü ve alacalıyı iyileştirir, ölüleri diriltirim. Ayrıca evlerinizde ne yiyip ne biriktirdiğinizi size haber veririm. Eğer inanan kimseler iseniz, bunda sizin için bir ibret vardır.” (Al-i İmran, 47-49)

Kudreti ilahinin elinde mucize içinde mucize sunulmaktadır. Ölülerin yeniden diriltilmesinin ne kadar kolay olduğunu anlamak için ilk önce Kur'an’ın Allah’ını iyi tanımak gerekmektedir.

“Gökleri ve yeri yaratan, bunları yaratmakla yorulmayan Allah'ın, ölüleri diriltmeye de gücünün yeteceğini düşünmezler mi? Evet O, her şeye kadirdir.” (Ahkaf-33)

“Gökleri ve yeri yaratan, onların benzerlerini yaratmaya kadir değil midir? Evet! Elbette kadirdir. O, her şeyi hakkıyla bilen yaratıcıdır. Bir şey yaratmak istediği zaman Onun yaptığı "Ol" demekten ibarettir. Hemen oluverir. Her şeyin mülkü kendi elinde olan Allah'ın şanı ne kadar yücedir! Siz de O'na döneceksiniz.” (Yasin, 81-83)

Bu özel yaratma örneklerinin yanı sıra bir de doğada yaratmaya örnekler var ki Allah bizlerin düşünmesini, akletmesini ve sonunu hesaba katarak bir hayatı yaşamasını istemektedir. Bu da O’nun büyük bir lütfudur. Şimdi de doğadaki dirilişe örnekleri verebiliriz. Yüce Allah ilk önce nefsimizden sonra da doğadan bir örnekle yeniden dirilişi ne kadar veciz anlatmaktadır. Ama dediğimiz gibi inanacak akıl olmadıktan sonra mucizeler apaçık gözlerimizin önünde gerçekleşse bu bir büyü der geçilir yine de! İşte harika bir örnek!

“Ey insanlar! Eğer yeniden dirilmekten şüphede iseniz, şunu bilin ki, biz sizi topraktan, sonra nutfeden, sonra alakadan (aşılanmış yumurtadan), sonra uzuvları (önce) belirsiz, (sonra) belirlenmiş canlı et parçasından (uzuvları zamanla oluşan ceninden) yarattık ki size (kudretimizi) gösterelim. Ve dilediğimizi, belirlenmiş bir süreye kadar rahimlerde bekletiriz; sonra sizi bir bebek olarak dışarı çıkarırız. Sonra güçlü çağınıza ulaşmanız için (sizi büyütürüz). İçinizden kimi vefat eder; yine içinizden kimi de ömrün en verimsiz çağına kadar götürülür; ta ki bilen bir kimse olduktan sonra bir şey bilmez hale gelsin.

Sen, yeryüzünü de kupkuru ve ölü bir halde görürsün; fakat biz, üzerine yağmur indirdiğimizde o, kıpırdanır, kabarır ve her çeşitten (veya çiftten) iç açıcı bitkiler verir.” (Hac-5)

Hayat doğumla başlar, yaşamla sürer ve ölümle nihayete erer. Nasıl ki her kışın bir baharı varsa her ölümün de bir dirilişi vardır. Bununla ilgili anlatılmayacak kadar çok örnekler vardır. Rabbimiz, bizi seviyor ve bu konuda bizi uyarıyor. Ölüm sonrası hesabı hatırlattığı gibi buna kudretinin nasıl yeteceğini de açıkça belirtiyor.

“Allah, rüzgârları gönderir, onlar da bulutu kaldırır, böylece biz onu ölü bir beldeye sürükleriz, onunla, yeri ölümünden sonra diriltiriz. İşte (ölümden sonra) dirilip- yayılma da böyledir. (Fatır-9)

“Şimdi Allah’ın rahmetinin eserlerine bak; ölümünden sonra yeryüzünü nasıl diriltmektedir? Şüphesiz O, ölüleri de gerçekten diriltecektir. O, her şeye güç yetirendir.” (Rum-50)

Âlim ve Hâkim olan Allah bir olayı anlatırken herksin anlayacağı şekilde anlatmaktadır. Kalpten inanan insan için “Biz bir şeye ol dediğimizde olur!” diyerek. Anlamak istemeyen ve sorgulayan birisine ise “Akletmez misiniz?” diyerek olayları açıklayarak anlatmaktadır. Ama Allah şunu yapmamaktadır; hiç kimseyi zorla inandırmamaktadır. İnanmak isteyen insana delilleri sunduktan sonra sonucu kendilerine bırakmaktadır.

İnsan kararlarını yaşar.

Allah da insana düşünme, akletme, karar verme yetisi vererek davranışlarından sorumlu tutacağını belirtmiştir. İlk öğretmenimiz olan Allah öğrencilerine yani kullarına nasıl başarılı olacaklarının yolunu gösterdiği gibi kitap ve öğretmenlerle de bu yolu açıklamıştır. Artık karar kula aittir. Buraya kadar anlattığımız ve açıklamaya çalıştığımız misallerde Allah’ın yeniden diriltmesinin örneklerini göstermeye çalıştık. Bu konular aklın önündeki nefis ve şeytan perdesiyle engellenmediği müddetçe doğruya ulaşmamız mümkündür.

 

Seyit Ahmet Uzun



YAZARLAR