Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Ömer Naci YILMAZ


KUDÜS’Ü KİM SATTI?

Yazarımız Ömer Naci YILMAZ'IN 'YENİ' YAZISI...


Dünyanın kadrolu şeytanı ABD’nin Kudüs’ü İsrail’in başkentli ilan etmesi ve yaptıkları tek taraflı antlaşma ile adeta Filistin topraklarının yutulmak istenmesi dikkatlerimizi yeniden bölgeye çevirdi. Filistin meselesi çocukluğumuzdan beri hiçbir problemi çözülemeyen, çözülmek istenmeyen bir denklem olarak önümüzde durmaktadır. İsrail’in hamiliğini üstlenen ABD kendince en cesur adımları atmış ve Filistin’in yok sayıldığı bir antlaşmaya imza atmıştır. Amerikan başkanları içerisinde Yahudi lobisine tamamen teslim olan Tramp gibi bir deliyle karşı karşıyayız. Adamlar işini yapıyor, laf salatalığı bize kalıyor.

İsrail, Filistin ve Kudüs meselesindeki şımarıklığının cesaretini sadece ABD ve Batılı ülkelerden değil, aynı zamanda Arap ülke liderlerinden almaktadır. Bizim terör örgütlerine karşı helalinden yaptığımız harekâtları ve operasyonları kınama alçaklığını gösteren Arap Birliği yaşananlar karşısında kafasını kuma gömebilmektedir.

Birinci Dünya Savaşı sırasında “Araplar bizi arkamızdan vurdu.” söylemi bizim mahallede hep sövgüyle karşılandı. Yıllarca bu tezi savunanlara karşı çıktık. Yok Araplar bizi vurmadı falan dedik, durduk. Elbette ki Arapların hepsi bizi arkamızdan vurmadı. Bölgede bizi arkamızdan vuranlar Araplardı. Fahrettin Paşamız Medine’yi Arap askerlerimizle birlikte savunurken, İngilizler de yanlarına aldıkları Araplarla Fahrettin Paşa’ya saldırıyorlardı. Araplar bizi arkamızdan vurmasaydı bunca Arap devleti kurulabilir miydi? Yunanlılar, Bulgarlar, Sırplar, Arnavutlar bizi arkamızdan vurmasaydı adı geçen devletler kurulabilir miydi? Onlar da vurdu, Araplar da vurdu. Biz Müslüman oldukları için haklı olarak Arapların ihanetine daha çok içerledik. İstanbullu Şerif Hüseyin İngilizlerin halifelik ve bağımsız devlet vaadiyle bize ihanet etmedi mi? İhanetiyle beraber pişmanlık duyguları içerisinde “Ben ne yaptım, ben ne yaptım, ben Osmanlıya nasıl ihanet ettim?” diye diye geberip gitmedi mi? Yaptığı ihanetin farkına vararak, İngilizler tarafından satın alınan bir mal olduğunu anlayarak çekti gitti. Allah, Arap coğrafyasının belasını zillet içerisinde yaşamak olarak verdi. Nerede Arap izzeti, nerede Arap onuru? İzzet ve onur bir tek Katar Emiri Şeyh Temim’de mi var? Diğer liderler nerede? Umman İsrail’in yanında. Mısır İsrail’in yanında, Suudi Arabistan İsrail’in yanında. Adını sayamayacağımız bir sürü şeref ve haysiyet yoksunu Arap ülkesi nerede? Filistin’e ve Kudüs’e sahip çıkmak sadece ve sadece Türkiye’nin meselesi midir? Demek ki Türkiye olmasa şimdiye kadar Filistin ve Kudüs yutulup, yok olup gidecekti. Öyle ya da böyle tek çekinceleri Türkiye Cumhuriyeti Devleti’dir. Darbeleri boşuna yapmadıklarını çok daha iyi anlıyoruz.

Böyük hocalar “Gücün sözü mü, sözün gücü mü?” diyorlar ya meğer bizi kelimelerle büyülüyorlarmış. Peygamberimizin sözü çok güçlüydü; çünkü vahiydi. Ama düşmanın karşısına bizim güçlü sözümüz var diyerek çıkmadı. Gücüyle, kılıcıyla sözünü söyledi ve öyle de yendi. Söz söyleyerek bir yere kadar, ondan sonra güç devreye girecek ki barış gelsin. Haydi, söz söyleyerek İsrail’i yola getirin bakalım. Gücün yoksa hiçbir şeyin yok demektir. Haklılığın ve barışın korunması güce bağlıdır. İlke açık ve nettir: “Onlara karşı kuvvetiniz (gücünüz) ne kadar yeterse ve bağlanan (savaş için beslenen) atlardan (hazırlayın)! Onunla Allah'ın düşmanlarını ve sizin düşmanlarınızı ve onlardan başka diğerlerini korkutun. Siz onları bilmezsiniz, Allah onları bilir. Allah'ın yolunda her ne infâk ederseniz, size vefa edilir (ödenir) ve siz zulmedilmezsiniz (haksızlığa uğratılmazsınız).” (8/ Enfal, 60)

Lafı uzatmaya gerek yok. Kudüs’ü Osmanlıyı satanlar sattı. Tarihini ve milletini satıp Batının uşaklığını yapan tüm ihanet eden satılmışları Allah kahretsin.



YAZARLAR