Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Zehra KOÇER


KUDÜS’TE OLMAK

Zehra KOÇER'in (Mavi Marmara şehit ve gazileri anısına) yazısı;


 

 

(Mavi Marmara şehit ve gazileri anısına)

Rüya da olsa Kudüs’te olmak başkadır.

Rahmet iklimini solumak, hemde Allah’ın etrafını bereketli kıldığı Beytulmakdis’de solumak.

Kudüs’te nefes alıp vermek, Kudüs’de olmak bambaşkadır.

Kudüslü kardeşlerimizin gözlerindeki coşkuya şahit olmak, “ehlen ve sehlen” hoş geldiniz söylemleriyle bizleri bağrına basıp “Hoşgeldiniz memleketinize” karşılamalarındaki tarifsiz duyguyu yoğunluğunu hissetmek.

Işıl Işıl Kudüs’ün dar ama bir o kadar tarihi içine sığdıran sokaklarında, kalp atışlarımızı hissederek bir kuş gibi çırpınırcasına Aksa’mızın bereketini, rahmetini daha surlardan içeri ilk adımda yaşamak.

Adım adım, ilmek ilmek işler gibi bedenimize bu sevdayı, aşkı…

Peygamberlerin Allah’ın sözlerini egemen kıldığı, bereketli kılınan topraklara ayak basmanın sonsuz Hamdiyle…

Gözler Mekke’de Kabe’yi, Medine’de Yeşil  Kubbeyi nasıl ararsa, surlardan içeri geçtiğimiz ilk dakikada Kubbetus Sahrayı Arayarak, heyecanla Efendimizin Miracının Merkezine adımlamak.

Dar’ül  İslam sokaklar, eskimeyen kaldırımlar, her yanı tarih kokan, acı kokan Kudüs. Ey Tutsak Sevdam…

Çok geç kalmışız sana. Seni bu kadar mahsun bırakışımızdan dolayı bizleri affedebilecek misin? Sorusu ve  gözyaşlarıyla; İşte O Güzel Mabedin karşısındayız.

Sevdanın Simgesi, Miracın Simgesi…

Tarife yetersizdir tüm lisanlar Seni

Tel Örgüler ardında ümmeti bekleyen, Ümmetin, Ümmete Emaneti.

Sahip Çıkamadığımız Emanetimiz.

Abdulhami’din canı pahasına bir karışını bile vermemek için direndiği Mirası Kudüs.

Ne acılara  şahitsin Sen… sen direniş evi; Kudüs!

Ne Yüreklere sevda olmuşsun nağme nağme.

Allah’ın peygamberine yurt olmuş, yar olmuş diyar olmuşsun.

Efendimizin hüznüne, müjde olmuş, lutuf olmuş mirac olmuşsun.

Biz Sana geç kalsak ta sen tüm güzelliklerinle kuçak açıyorsun bize.

Senenin her ayında rahmet üfleyen, özelde ramazanda sendeki Rahmeti hissetmek; Bereketli diyarında kuruyan dudaklarımızı iftarının niğmetiyle mükafatlandırmak. Kuruyan gönüllerimizi, etrafı bereketli kılınan Aşk diyarınla, aşkın çeşmelerinde sulamak, tüm zerrelerimizle hissederek…

Peygamber nefesini çekmek içimize, Zeytin ağaçlarının altında solumak…

Sıcaklığında daha da kavrulmak. Güneşinle nurunla tarihe ve geleceğe bir ışık yakmak bir umutla.

Hiç olmadığımız kadar cesur, Geç kalışımızın mahcubiyetiyle küffarın karşısında daha da dik durarak, gözlerimizle haykırmak.

Burası bizim, Buralar bizim, Kudüs bizim, Aksa Bizimdir… Filistin İslam’ın…

Tüm bedenimizde hissettiğimiz aşk ve bereket, daha surlardan ilk adımımızla, damarlarımızdan tüm bedenimize yayılan bir iksir gibi.

Sen bize akarken, bizde sana akıyoruz damla damla…

Ve sen Kubbet -üs-sahra hissedeceğimiz bir eylem olacaksın, bir huzur olacaksın bundan sonra bizim için. Bir yanımız eksik kalacak sana nazar ettikten ve sana dokunduktan sonra. Bir yanımız yetim.

Hiç alamayacağız belkide, Kucağında açtığımız iftarın tadını Kudüs. Saatlerce kılınan teravihlerin feyzini özleyeceğiz hep. Sanki Kabe’ydin, sanki Medine, saf durduğum namazlarımda.

Seni öylesine mahsun bırakıp, aslında kendimizi mahsun bırakıp, dönmek gerisin geriye; Bu yüreğe en büyük acı…

Bir daha özgürlüğün ve aşkın nefesini solumak üzere seni terk değil sana veda ediyorum. Selahattin’ce gülümsemek üzere.

Senden ayrılmak Ey Kudüs…

Senden bedenen ayrılmak bekli ama, artık hep seninle kalmak.

Bir gün yine Kudüs.

Bir gün yine geleceğiz

Selehattin’ce bir Müjdeyle

Abdülhami’din Dirayetiyle

Hz Ömer’in Fethiyle

Yine Geleceğiz….



YAZARLAR