Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Mustafa GÜL


Kriter’den İktibaslar

Yazarımız Mustafa Gül'ün, Özgün İrade Dergisi 2019 Aralık Sayısında yayımlanan yazısı...


Kriter’in ilk sayısı Mayıs 1976 tarihinde çıkmış. 1980-82 yıllarında yayımına ara vermiş. 1983 yılında tekrar yayımlanan dergi, Ekim 1984 yılında 48. sayısıyla kapanıyor.
 

İlk sayıda birçok isim, davetli yazarlar arasında, fakat derginin çoğunluk yazıları M. Said Çekmegil’e ait. Metin Mengüşoğlu da, şiir ve yazılarıyla en çok katkı sağlayan yazar. Bahaddin Bilhan, Kadir Gültekin, Hikmet Zeyveli, Ahmet Ertürk yazı gönderenler arasında.
Birçoğu vefat eden ve aradan 43 yıl geçen bu davetlilerin adını anmak istiyorum:

 

M.Said Çekmegil, Prof.Tayyip Ökiç, Dr. Hayreddin Kahraman, Prof. Emin Bilgiç, Erdem Şentürk, Ahmet Ertürk, Takiyüddin Bilgiç, Metin Önal Mengüçoğlu, Said Ertürk, Bayram Karaçor, İbrahim Soysal, Prof. Şakir Berki, Mikail Bayram, Prof. Korkut Özal, Prof. Hurşit Ahmet, Bahaddin Bilhan, A. Haydar Öztürk, Dr. Esad Keşşafoğlu, Süleyman Karagülle, Prof. Orhan Türkoğlu, Sacit Duman, Tahsin Ünal, Vehbi Sınmaz, Göktürk M. Uytun, Rasim Özdenören, Dr. Hüseyin Sarıçimen, Dr. Temel Dağoğlu, Dr. Talip Alp, Cevad Ülger, M. Yaşar Kandemir, Dr. Muhittin Turgut, Selami Algur, Soner Aksoy, Acar Okan, Musa Çağıl, Sabri Tandoğan, Mustafa Özdel, Durmuş Yılmaz, Gündüz Sevilgen, Kemal Kelleci, H. Enver Yener, Said Erdem, Bekir Topaloğlu, Ali Aslan, Dr. Abdullah Öztemiz.
 

Ankara’da çıkan derginin ilk dönem sahibi, Alaaddin Gürün, Yazı İş. Md. Ökkeş Kekeç görünüyor. İkinci dönemde sahibi Selami Çekmegil, Yazı İş. Md. Vahdeddin Yiğitcan.
 

Tercüme Heyetinde, Dr. Hüseyin Sarıçimen (İng.), Dr. Bahattin Yediyıldız(Fr.), Ercan Arslaner(Alm.), Av. Selami Çekmegil, Nuri Birtek(İng.), Şahin Duman(Arp.), Muzaffer Başaran(İng.) isimlerini görüyoruz.
 

İlk sayının arka kapağında, “En köklü davanın yepyeni organı KRİTER okumak size şu faydaları sağlar” denilerek, derginin kriterleri/ölçüleri belirtilmiş:
1-Önemli aktüel konulara ilmi bir yaklaşım için Kriter size sağlam doneler verir.
2-Meselelerde doğruyu yanlıştan ayıran bir ölçü, Kriter’in düşünceyi tahrik eden metodu ile daha çabuk elde edilir.
3-Ülkemizde ve dünyada olayların akış tarzını Kriter’le daha iyi ve daha isabetli değerlendirebilirsiniz.

 

Dergi, ismine uygun bir tarzda olayları kritik etmiş, doğrudan taviz vermeden yetmişli ve seksenli yıllarda büyük hizmet görmüştür. Bugün Selami Çekmegil, “kriter.org” sitesiyle, “Kriter” ismini devam ettiriyor.
 

Farklı sayılardan iktibaslarla, yetmişli ve seksenli yıllara bir yolculuk yapalım:
Kriter’e Mektup:
“1. Sayıdan itibaren ilmi olmakla iddialı çıkışınızı, M. S. Çekmegil’in bir yazısı ile kriterin tespit edilişini, 2. Sayıda ilmi usulün gereği olarak okuyucuları tenkide davet edişinizi, bir grubun veya kliğin organı pozisyonunda olmadığınızı, ölçünün ilim olacağını anladık, tebrik ederiz. Fakat 2. Sayınızdaki “Fetih Gücünün Kaynakları” başlıklı yazıda, ilmi usule uymayan kısımlar gördük:
“Sultan Mehmed’i Fatih yapan ruh, iman ve idealin kaynağı milli kaynaktır” sözünde “milli kaynak” belirtilmemektedir… “Milli kaynak” ne oluyor ki, imanın kaynağı olabiliyor? Halbuki biz her güzelin ve iyinin kaynağının iman olduğunu biliyoruz.
“…Türklerin Önasyaya geldikleri günden beri Hz. Peygambere(a.s.) atfen şöyle bir söz biliyorlardı: “İstanbul’u zaptedecek sultan, sultanların ve onun askerleri de askerlerin en hayırlısıdır” denilmiş. Rasulullah’a atfedilen sözün mehazı verilmemiş. …. Takvim yapraklarının arkasındaki gibi her olur olmaz sözün altına “hadis” yazan, ilmi usulden habersiz hurafecilerin durumuna düşülmektedir. Nitekim Resul-ü Ekrem “kişiye günah sayılması bakımından, her duyduğunu söylemesi kafidir” buyurdu.
İlmi, ilmi usul ile ele alan M. S. Çekmegil’in yazısını iddia edilen kritere uygun bulduk. Allah’tan yardım dileriz.”
(İbrahim Güneş, Osmaniye. Kriter, Temmuz 1976, Sayı 3, sf.2)

 

Diyanet İşleri Reisi Dr. Süleyman Ateş Diyor Ki:
“Hz. Peygamber, hadislerinde istikbaldeki şahıslardan ve fırkalardan bahsetmez. Ama vadda’lar çıkmış, tuttuğu şahısları metheden sözler söyleyip, bir ravi zinciri uydurarak “hadis” diye ileri sürmüşlerdir. Mesela Ebu Hanife hakkında: “Ümmetimin çırası Ebu Hanife’dir” diyen bir hadis var. Bunun karşısında: “Ebu Hanife isimli biri gelecek, o deccalin ta kendisidir” diyen hadis (!) de var. Diğer imamlar da böyle, hem kendilerini medheden, hem zemmeden hadisler var hakkında. Cerh ve ta’dil ilmi yani Hadis kritiği zayıf hadisleri tespit etmiş ve elemiştir. Böyle sözlere itimat edilmez.”

 

“Ebced hesabıyla Allah kelamının ne münasebeti var?.. Harflere birer rakam tayin edip onlardan manalar çıkarmak usulü, çok eskilere, Milattan önce Fisagor’a hatta ondan da öncelerine kadar gider. Tamamen hayalidir. Hiçbir ilmi yönü yoktur. Bu hayali şeyleri getirip Kur’an-ı Kerim’e tatbik etmek günahtır. Çünkü ne Hz. Peygamber ebced hesabından bahsetmiş, ne de sahabiler böyle bir şeyden haberdar olmuşlardır. Allah kelamının ebced hesabıyla, fallarla remillerle bir münasebeti yoktur. Cifir meselesine Muhiddin İbn-i Arabi de çok değer verir. Hatta o, harfleri de insanlar gibi birer topluluk kabul eder, bunların da peygamberleri, velileri olduğunu söyler. Bunlardan çeşitli teviller yaparak çeşitli manalar çıkarır. Ama bütün bunlar indi tevillerden öteye geçemez. Çünkü Kur’an ne cifir kitabı, ne de fal kitabıdır.” (Kriter, Nisan 1977, 12.sayı, sf.19)
 

İnsanın Yolu: İslâm
“Öyle ise insan,
a)Yaratılışındaki istidatla; tabiatıyla bir Müslümandır.
b)Kendini müdrik olduğu halde, yaratıcısından resulleri vasıtasıyla gelmiş bulunan vahiylerden haber alma imkânı olmayan bir durumda yaşarken, arayıcılığı bırakmayarak, aklı ile yaratıcısını kabul edecek bir yüce idrake yükselebilmişse hanif bir müslümandır.
c)Harikalarla (mucizelerle) gelen nebilere ve tebliğlerine kavuşarak onlara iman ederse kitabi bir Müslüman olarak azizleşir.
d)Kur’an gibi bir harikayla teyid-i İlahiyeye mazhar olan yaratıcının son Nebisi Hz. Muhammed (s.a.s.) in Allah’tan getirdiği tebliğlere erişerek onları tasdik edebilme şerefine yükselen müminlerin İSLAMİYETİ ise mükemmeldir.

Tek cümle ile. Başlangıcından kıyamete kadar, erişebildiği vahiyleri ret veya tekzip etmiyorsa; doğruyu (Rüştü) arayıcılıkta devamda ise, insan Müslümandır…” (M. Said Çekmegil, Kriter Mart 1977, 1. Sayı, sf.12)
 

Said Havva Diyor Ki:
“…Bu toplum, bazı insanların tanrılaştırıldığı ve bazısının da köleleştirildiği bir toplumdur. Onun için gericidir veya İslâm’ın tabiriyle, cahiliye toplumudur..”
“Düşünmek farzdır.” “İlim için ilim parolası şirktir.” “Avrupa düşünce metodu, Allah düşmanlığına dayanmaktadır.”
“Müslümana nasihat etmek, müslümanın müslüman üzerindeki haklarındandır.”
“Gerçek şu ki İslâm’ın olmadığı yerde inanç hürriyeti yoktur.” “Peygamberlerden başkası hata edebilir. Buna göre her insan, mertebesi ne olursa olsun hata edebilir.”
“Mukallitlik bir eksikliktir.” “İslam, akla değer veren, ilme çağıran ve alimlerin derecesini yükselten bir dindir. İslam, ilmi iman için bir anahtar ve amel için delil olarak kabul etmiştir. Ne mukallidin imanına ve ne de cahilin ibadetine itibar eder.”
(Kriter, Temmuz 1978, 27.sayı, sf.7)
İki Almanya Arasında Esir Ticareti
“Büyük dış ticaret açığını kapatmak için duyduğu döviz ihtiyacını karşılamak üzere Doğu Alman Hükümeti, Bonn’a siyasi mahkum satışını hızlandırıyor.

 

Doğu’dan Batıya siyasi mahkûm ticareti 1962 de başladı ve şimdi Doğu Alman Bütçesinde standart bir gelir kalemi olarak bahsedilmektedir.
Komünistler kişi başına ücreti yükseltmişlerdir. Eskiden kelle başına ortalama 10.000 sterlin(400.000 tl.) olan ücret şimdi 12.500 sterline çıkmıştır.

 

Bugüne kadar nakit mukabilinde “nakit mukabilinde mahkûm” ticareti Batı Alman vatandaşına 250 milyon sterline mal olmuştur.
Ticaretin başlamasından bu yana takriben 8.000 mahkûm Bonn hükümeti tarafından serbest bırakılmıştır. 13 Ağustos 1961 de Berlin duvarının yükseldiği gün adı verilen bir Batı Alman İnsan Hakları Grubuna göre, Doğu Almanların daha pek çok siyasi mahkûmu bulunmaktadır.
Bu grubun sözcülerinden biri: “Parmaklıklar arkasında siyasi sebeplerden 6.000 Batı Alman bulunmaktadır. Önümüzdeki aylarda çoğunun Batı’ya satılmasını bekliyoruz” şeklinde konuşmuştur.
(Daily Telegraph, Mart 1978)
(Kriter, Haziran 1978, 26.sayı, sf.15)

 

Feridüddin-İ Attar Diyor Ki.
“Akıllı adam odur ki Tanrı nimetlerine şükreder.”
“Allah’ın emir ve yasaklarını Kur’an’dan dinle.”
“Oğlum: Mal ve altında sevinç arama… Kur’an’dan, ferahlanma emrini dinle.”
“Kişinin ilmi aklıyla olgunlaşır. Niyet de fiil ve amelle güzelleşir. Dinin kötülüklerden sakınmakla kemal bulur. Nimetin de şükür ile bollaşır. İlim, az bile olsa hor bakma, çünkü ilmin hesaba sığmayan bir değeri vardır.”
“Ansızın ağzından çıkan bir söz, yaydan fırlayan bir ok gibidir. Söylenmiş bir sözü nasıl geri alabilirsin? Sonra hiç kimse olmuş bir kazayı geri çeviremez. İşte boşuna harcadığın ömür de böyledir. Düşünmeden söz söyleyen çok pişmanlıklar çeker.”
“Geceyle gündüzü, Allah’ı anmakla yaşat, günlerini gafletle geçirme. Allah zikri, bu ruhun gıdası bu yaralı gönlün merhemidir… Zikirde önce ihlas gerekir. Samimi olmayan zikir nasıl dürüst olabilir? Allah’ın ululuğunu dile getirmeden zikretmek bi’dat, zikirde bir şart da hürmettir. Her uzvun başka bir zikri vardır. Elin zikri, her zavallının yardımına uzanmak, ayağın zikri yakınlarını ziyaret etmektir. Gözün zikri, Allah korkusuyla yaş dökmek ve onun ayetlerini temaşa etmektir. Kulak zikrini de doğru sözleri dinlemekten ibaret bil. Dilin zikri Kur’an okumaktır.”
(Kriter, Aralık 1977, sayı 20, sf. 13)

 

Humeyni Diyor Ki:
2 Kasım 1978 tarihli Cumhuriyet’te bildirildiğine göre, İran muhalifi Ayetullah Humeyni’ye Fransız televizyonu, şöyle bir soru sormuş ve cevap almıştır:
Soru: Sizin her çağrınız üzerine İran halkının Şah’a karşı sokaklara dökülmesini nasıl yorumluyorsunuz?
Yanıt: Halk, bizim İslâm’ın ve ülkenin hizmetinde olduğumuzu anlamıştır. Biz ülkenin ve halkın sesini ve özlemlerini dile getiriyoruz. Halk bugün Şah yönetiminden gelen tüm davranışların ülke ve İslâm’ın yararlarına ters düştüğünü anlamıştır. Bizim destek görmemiz buna dayanır.”
(Kriter, Aralık 1978 sayı 32. Sf.10)

 

Refahtan Patlayanlar, Hasetten Çatlayanlar
……………………………..
Bir yanda refahtan patlayan olsun
Bir yanda hasetten çatlayan olsun
Böyle bir memleket nasıl doğrulsun
Ekmeğine soğan bulmazken halkın
Siz viskiyle kafa bulmaya kalkın
Ey kocaman laflar edip duranlar
Kalbi ancak fayda için vuranlar
Aleme bin çeşit düzen kuranlar
Yarın hesap günü yok mu sandınız
Şeytana nasıl da çabuk kandınız
Bir millet İslâm’dan uzak kalmışsa
Elbette başından eksilmez tasa
Bir de imansızlar tüm hayasızca
Ne beklenir artık böyle kitleden
Cezasını bulur elbette eden
Her neyse üzülme mümin kardeşim
Sanma ki sahipsiz kalmıştır bu din
Müsterih olsun ki o yüce kalbin
Her zaman kârlıdır gür imanlılar
Kâfirler gün gelir ateş alırlar
(Mukız OZAN(Said Çekmegil) Kriter, Eylül 1984, sayı 47, sf.40) l



YAZARLAR