Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Mehmet Ali TEKİN


Körüklü Hoca

Yazarımız Mehmet Ali TEKİN'İN 'YENİ' YAZISI...


‘Bu dünyanın adamı değil’ diyordu bir ağabeyimiz O'nun için.

Kur'an Kursu hocalarından birisi de şöyle diyor O'nun için:

"Sanırım ortaokula gidiyordu. ve Kur'an hafızlık kursuna devam ediyordu. Bir gün odama geldi. Cuma suresini okumasını istedim.. Okumaya başladı "Kendilerine tevrat yüklenilenler" ayetini okuyunca durdurdum.

"Okuduğun ayet ne diyor biliyor musun?"

Biraz mahcup "Hayır" dedi.

Ayeti okudum "diyor ki kendilerine Tevrat yüklenildiği hâlde onun sorumluğunu yerine getirmeyenlerin hâli, kitap yüklü eşeğe benzer."

Hafif yüzü kızardı... "Sakın sen böyle olmayasın!" dedim. "Umarım Kuran'ı hıfzedersin, ne dediğini anlarsın ve gereğini de yerine getirirsin."

Çocuk hâliyle, kararlı bir şekilde bunu yapacağına dair söz verdi...

 

Hafızlığını tamamladı ve İmam Hatip Okulunu bitirdikten sonra, Üniversite için yolu İstanbul'a düştü. Kendilerini Türkiye Cumhuriyeti'nin sahibi olarak gören, İslam'a ve dine olan düşmanlıklarını, Laiklikle örtbas eden Kemalistler; Başörtüsünü laikliğe aykırı görerek, üniversite ve okullara başörtüsüyle girmeyi yasaklıyorlardı. Bu haksız ve din düşmanı uygulamaya karşı çıkan Müslümanlarla beraber, eylemlere katılarak; 'Haksızlık karşısında susan, dilsiz şeytan!' olmak istemiyordu.

Tam da bu esnada Avrupa'nın ortasında, güya medeniyetin beşiğinde 'Tek dişi kalmış canavarlar!' Müslüman Boşnak halkını acımasızca katletmeye başladılar.

 

"Nasıl olur da Allah yolunda savaşmayı ve "Ey Rabbimiz! Bizi halkı zalim olan bu topraklardan kurtarıp özgürlüğe kavuştur ve rahmetinle bizim için bir koruyucu ve destek olacak bir yardımcı gönder!" diye yalvaran; çaresiz erkekler, kadınlar ve çocuklar için savaşmayı reddedersiniz."

Ayeti Kerimesini okudukça 'Sakın sen böyle olmayasın!' diyen hocasının tavsiyesi, tokat gibi yüzüne çarpıyordu.

Dayanamadı ve okulunu dondurup, Bosna yollarına düştü. Boşnak kardeşleriyle birlikte savaşırken, Hırvatlar tarafından esir alındı. 6 aylık esaretten sonra, Boşnak kardeşleriyle bir müddet daha cephede savaştıktan sonra İstanbul'a okuluna geri döndü.

Cephede tattığı mücadele aşkı, okuldan ayrılmaya itti ve Eskişehir'e döndü. Çok kısa bir ticaret denemesinden sonra; Eskişehir'in en ücra dağ köylerinden birisine imam hatip tayin edildi. Burada, âdeta bir nevi uzlet hayatı yaşamaya başladı. Bir taraftan okuyor bir taraftan hâl ve hayatıyla köylülere timsal oluyordu. Bosna'nın 'Abdullah Hoca'sı Güney Köyü ahalisince 'Körüklü Hoca'ya tahvil oluyordu. Körüklü Hoca, âdeta bölgenin 'bilge'si oluyordu. Güney Köy'den sonra, Eskişehir merkezine yakın İmişehir Köyü'ne tayin edildi.

Bülent Kardeşimle dolaylı tanışıklığımız da, İmişehir'e gelmesinden sonra başladı.

2001 yılıydı. O zamanlar 'Karanlık güçler' diye adlandırdığımız ve daha sonraları Fethullah Gülen'in çevresinden olduğunu öğrendiğimiz kimseler tarafından, bir yılı aşkındır, Tevhid Selam Terör Örgütü uydurmasıyla, Eskişehir H Tipi Cezaevi'nde yattığımız günler. Çilekeş eşlerimiz, her hafta İstanbul'dan Eskişehir'e ziyaretimize geliyorlardı. Bülent, Ercüment Öztürk Kardeşimiz vasıtası ile hanımlarımızla tanışıyor. Ercüment Öztürk'ün müsait olmadığı zamanlarda; eşlerimizi Eskişehir otogarından alıp, evinde kahvaltı ikram ettikten sonra; 15 km. uzaklıktaki cezaevine getirir; ikindi sırasında ziyaret bittikten sonra da, saat 17.00 sularında cezaevinden alıp, otogara götürüp, İstanbul’a uğurlardı…

Tam o sırada Çeçen Direnişi kitabım, yeni yayınlanmıştı. Hanımdan bu kitabımdan alarak gençlere ve çevresine satarak; bize yarrımcı olmaya gayret ettiğini, anlatmıştı hanım.

 

Körüklü Hoca'nın şehadet yolculuğu

Bosna’da tanıştığı Murat Konukçu ile yollara düşürdü cihad aşkı…

Çeçenistan cephesine ilk gidişi, kısa süreli oldu ve Eskişehir’e döndü…

Döndü fakat boş durmadı…

Çeçen kardeşlerine yardım topladı, Çeçen cihadını anlattı…

Cephe gerisinde, cephede savaşır gibi gayret gösterdi ‘Körüklü Hoca’…

İkinci oğlu dünyaya geldi bu arada ve adını Ubeydullah koydu…

Yakın arkadaşlarından Murat Konukçu (Cüheyman) 10 Ağustos 1999 tarihinde şehadet haberini almasının akabinde, yollara düştü…

Gürcistan’da bir gurup mücahidle birlikte, Çeçenistan’a girmek için 4 ay bekledi…

Rus askeri kuvvetlerinin, sınırı sıkı bir şekilde tutmasından dolayı, Çeçenistan’a giremedi ve Türkiye’ye geri dönmek zorunda kaldı…

2001 yılında tekrar Gürcistan’a gitti…

Çeçenistan’a girmek için yine beklemeye başladı…

Bu arada, Hafızlığını kuvvetlendirmeye gayret ediyordu…

Nihayet vuslat vakti gelip çattı…

2001 Temmuz ayı başlarında, Gürcistan’dan Çeçenistan topraklarına, bir grup mücahidle girerler. 30 Km. kadar Çeçenistan topraklarına girmişlerdir. 70 Kişilik mücahid grubu dinlenirken, ‘Körüklü Hoca’ nöbettedir. Ruslar, bu grubun girişini haber alırlar ve çok büyük bir kuvvetle saldırırlar.

‘Körüklü Hoca’  ile birlikte üç arkadaşı daha, şehadet şerbetini içerler…

Bülent Tuna Kardeşimizin ve tüm şehidlerimizin Ruhuna El Fatiha…

Kaynak: Milat Gazetesi



YAZARLAR