Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Prof. Dr. Bilal SAMBUR


Korona salgını üzerine değerlendirmeler

Yazarımız Bilal SAMBUR'UN "KONUYA DAİR" ANALİZİ...


Toplum, korona virüsü salgınının ortaya çıkışını başından beri dikkatle ve ilgiyle izlemektedir. Başlarda korona virüsünün gelip geçici olduğunu ve sadece Çin’le sınırlı olduğunu zanneden toplum, salgının İtalya ve İran’a sıçramasıyla durumun vahametini anlamaya başlamıştır. Salgın uluslararası bir boyut kazandıkça toplumun kaygı ve endişesi artmıştır. Bugün itibariyle toplum, salgına karşı kendimi nasıl korurum ve neler yapabilirimin arayış ve çabasındadır. Korona virüsü, bütün dünyada büyük bir şaşkınlığa ve şoka neden olmuştur.

Korona şokundan dolayı birçok ülke bu salgın karşısında ne yapacağını bilememiştir ve büyük bir kafa karışıklığı yaşamıştır. Korona salgınının ciddi bir küresel tehdit olduğunu fark eden Türkiye, bu salgını dikkatle takip etmiş, toplumu uyarmış, gerekli hazırlıkları yapmış ve tedbirlerini almıştır. Türkiye, İran ve İtalya gibi ülkelerin durumuna düşmemek her geçen gün tedbirlerini almakta ve salgınla mücadele kapasitesini arttırmaktadır.

Korona virüsü salgını, haklı olarak toplumda ciddi bir endişeye ve korkuya neden olmuştur. Virüs salgının yarattığı endişe ve korku, haklı ve sağlıklı bir durumdur. Kontrollü endişe ve korku içerisinde toplumun, gerekli olan tedbirleri alması ve uygulaması lazımdır. Koronayla mücadelede toplumu motive edecek şey, kontrollü korku ve endişedir. Burada riskli olan şey, toplumsal endişenin ve korkunun kontrolden çıkıp bilinçsiz, sorumsuz ve  yıkıcı bir paniğe dönüşebilme ihtimalidir.

Paniğe kapılmaması için toplumun, sağlıklı bir şekilde bilgilenmesi lazımdır. Topluma ne yapması gerektiğini anlatan sade, açık ve anlaşılır yayınların yapılması önemlidir. Toplum,  bilim insanları ve resmi otoritelerin dediklerine itibar etmeli,  onun dışında bilgi kirliliği ve panik havası oluşturmak isteyen kişilere ve kaynaklara kulak asmamalıdır. Toplum,  her aşamada sadece ve sadece alması gereken tedbirleri  uygulamaya odaklanmalıdır.  Korona salgını zararlarının en aza indirgenmesi için tedbirlerden hiçbir şekilde taviz verilmemesi lazımdır. Korku gerekli, paniğe gerek yok, tedbirleri uygulamaya devam!

Korona virüsü  pandemiği, sosyal, siyasal ve ekonomik alanlarda kalıcı etkilerde bulunmuştur. Ekonomik ve sosyal hayat  şu anda  durma noktasındadır. Sosyal mesafe, salgına karşı en önemli tedbirdir. Sosyal mesafe, insanların fiziksel olarak birbirinden uzak olması anlamındadır. Sosyal mesafenin  fiziksel mesafe olarak anlaşılması, sosyal yabancılaşma ile karıştırılmaması önemlidir. Fiziksel mesafeyi, kendimizi ve başkalarını korumak için ortaya koymamız gereken bir sosyal dayanışma biçimi olarak anlamamız lazımdır.

Ekonomik kurumların faaliyetlerini minimuma düşürdüğü bugünlerde, işleri zorlaştıran tutum ve davranışlardan sakınılması önemlidir. Gereksiz stoklama, bazı mallara yüklenme, trafiği meşgul etme gibi  yönelimlerden uzak durulmalıdır. Herkes birbirine işini yapabilmesi için yardımcı olmalı ve kolaylaştırıcı bir yol izlemelidir. Panik ve kaosun önüne bilgiyle, akılla ve dayanışma ile geçebiliriz. Endişe ve korkunun hakim olduğu bugünlerde insanları panikleten ve ne yapacağını bilemez hale getirten komplo teorilerinden, dedikodulardan,  ciddiyetsiz söylemlerden uzak durulmalıdır. Herkes soğukkanlı, makul ve bilimsel ölçülerde  kendisine göre bir yol haritası ve salgınla mücadele  programı oluşturmalıdır.

Kişisel temizlik, sağlıklı beslenme ve  evde hayat ilkeleri  çerçevesinde soğukkanlı bir şekilde günlük hayatımızı yaşamaya devam etmeliyiz. Sağlık Bakanlığı, ilgili resmi kurumlar ve bilimsel  araştırma kurumlarından gelen bilgilere, önerilere ve kurallara uyulmalıdır. Toplum, artık  korona virüsüyle hem başa çıkabilmek hem de onunla  birlikte yaşamayı öğrenmek için kendini eğitmeli ve güçlendirmelidir.

Dünya, korona virüs salgınını büyük bedeller  ödeyerek atlatacak. korona salgınını, tarihteki Kara Ölüm’le, 1929 Ekonomik Buhranıyla ve İkinci Dünya Savaşı’yla kıyaslayabiliriz. Bu salgının ekonomik, sosyal ve siyasal maliyeti dünya düzeyinde çok ağır olacak. Şu anda  insanlık, virüse  karşı  zaman kazanmak istiyor. İnsanlığın zamana ihtiyacı var. İnsanlık zaman kazandıkça, virüse karşı gerekli tıbbi tedavileri  geliştirecek ve virüsü etkisizleştirecektir. Eninde sonunda  insanlık, korona virüsünü etkisizleştirecek ve onunla yaşamayı öğrenecektir. İnsanlığın önünde duran en büyük sorun, küresel çevre krizidir. Ekolojik krize karşı ciddi ve sahici önlemler alınmadığı takdirde insanlığın gelecekte korona virüsünden daha tehlikeli  durumlarla karşı karşıya geleceğini söyleyebiliriz. İnsanlığın  topyekûn  olarak varlığının yok olma tehlikesiyle  karşı karşıya olduğu bir insanlık durumunun içinden geçmekteyiz.

Kaynak: Milat Gazetesi



YAZARLAR