Necla Arpa GÜLAÇAR


KORKUYU KORKUTAN ANALAR (DİYARBAKIR ANNELERİ)

Yazarımız Necla Arpa GÜLAÇAR'IN "YENİ" YAZISI...


"Yollarıma diken diktiler yürüyemiyorum. Herkes evladını bağrına basarken ben bağrıma taş basıyorum. Söyleyin bana evladımı hangi Kuzgun kaptı. Söyleyin gidip gözlerini oyayım.

20 yıl önce köyde yaşayan dayımın eşinden duydum bu sözleri ve ağıtları. Evlatlarının hasretine dayanamadı kansere yakalanıp vefat edip gitti 2 evladı birden yitip gitti. Sırra kadem bastı kayboldular hala ne bir haber ne bir iz.

1990 yılı PKK'nın bölgede durmadan kan döktüğü yıllardı köyden birkaç gencin gittiği Köylü diğer gençlerin cılız ifadeleri ile dağa  gittikleri anlaşıldı. Hala bir haber yok. Kim bilir şuurları ellerinden alındı belki canlı bir bomba oldular vücutları lime lime oldu ya da kaçmak istediler vurulup gömüldüler. Yaşasaydılar muhakkak 20 yıl içinde bir ses bir haber alınırdı. Umutlar tükendi gitti ama yaralar hala kanar.

Türkiye günler önce Hacire annenin Kürtçe feryatları ile güne uyandı. Haceri Anne PKK den evladını istiyordu. Yüreksizsizliğimizi Hacire Annenin yüreğinde şahlandırmaya başladık. Şimdiye kadar sus pus olan, geceleri gizlice ağlayan, kayıp evlatlarının sevdiği yemekleri kendilerine haram eden Analar birer birer Hacire annenin etrafında toplanmaya başladı.

Analar güçlüdür! bağırlarında bir ordunun gücünü ve cesaretini taşırlar evlatları gözlerinde bir damla yaş olsa onu kaybetmemek için ağlamazlar. Ağızlarında çiğnedikleri lokmayı dahi açlıktan öleceklerini bile bile yine evlatlarına verirler. Soğuktan donsalar dahi evlatlarını ısıtmak için bedenlerini kurşuna da Soğuğa da siper ederler.

Analık öğrenilmez, öğretilmez! Analık fıtri  bir duygudur.Yüce Allah'ın Rahim sıfatının bir tezahürüdür. Yüce Allah anaları apayrı mükemmel bir donanımla yaratmıştır. Öyle ki kıtalar dolaşsak her yerde analığın aynı olduğunu görürüz.

Bir de Analar sorgulama yeteneğine sahipse hiçbir güç onların karşısında duramaz.Üstelik bu farklı mihrakların beslediği 30 yıldır Kürt halkının hakkını aradığını iddia eden PKK da olsa onların karşısında durur evladını ister  Hacire Analar.

Keşke bu kadar geç kalmasaydı 83 yaşında ki Nine 24 yıldır bağrına taş basacağına ağıtlarını  uluorta yaksaydı da bunca evlat yitip gitmeseydi keşke.

Korkuyu korkutmanın zamanı bu zamanmış demek.

Yaşadığım bu topraklar kan ve gözyaşı ile ıslanıyor her dem. Toprak hep taze Kan kokuyor "ne uğruna" bölgenin hassas noktası olan milliyetçilik uğruna.

Ne güzelde biliyorlar bizi nereden vuracaklarını. Hangi ırktan, hangi kavimden olduğumuzun ne önemi vardı bizler çok güzel kardeşlerdik. Kürtler, Türkler, Ermeniler ,Araplar, Farslar bu bölgede huzur içinde yaşayıp giderdik.

Ermeniler 1915 yılı öncesinde bu bölgede bizlere zanaatı öğretirdi. Ramazan aylarında oruç tutmasalarda bize saygı duyar gündüz yemek pişirmez  bizler için iftar sofrası kurar bizleri davet ederlerdi.

Biz Türkler ve Kürtler onların yaşam biçimlerine saygı duyar misafirliğe gider onlarıda misafir ederdik. Beraber Ticaret yapardık ta ki Ruslar topraklarımıza göz dikinceye dek. Bizler bu topraklarda kardeşçe yaşardık.derdi: Rahmetli Anneannem.

Evet Ruslar birlikteliğimizi bozmak topraklarımızı elimizden almak için bizi içeriden kemirmeye başladılar. Ermenileri işlediler onların içinden muhakemesi düşük olanlarından bir çete kurdular böylelikle Ermeniler, Türkler,Kürtler biribirilerini tüketinceye kadar kavgaya tutuştular. Sonuç hüsran oldu bu çekişmenin hiçbir kazananı olmadı.

Ermeniler hem  katledildiler hem de katlettiler azala azala bu topraklardan çekip gittiler.

Aradan bir fetret dönemi geçti. 1960 yıllarından itibaren bölgede o dönemin mevcut sistemin eliyle Kürt halkı itilip kakılmaya hor görülmeye başlandı.

1980 yıllarında PKK örgütü kuruldu. Çıkış noktası Kürt halkının temsiliyeti ve hak arayışı ile gündeme geldi.

1990 yıllarında devlet ve örgüt arasında sıkışmış Doğu halkının tarafsız kalma gibi bir lüksü olamadı maalesef.

Zayıf noktamız olan milliyetçiliğimiz terör ile beslenen mihrakların iştahını kabartmaya başladı. Tek derdi kazanmak olan insan düşmanı kan dökücüler silah, kurşun, uyuşturucu satmak için taze fidanları işleyip durdular.

1990 yıllarından itibaren gerek gönüllü gerek zorla götürülen gençlerin gidişine şahitlik ettik.

Malum tüm dünyada olduğu gibi örgütler örgütlenmiş insanlardan oluşmak zorundaydı.

Anneler bilirim bir evladını devletin asker ocağına gönderir bir evladını örgüte kaptırır.

İkisi içinde gözyaşı döker, ikisi için de dua eder birbirlerini vurmasınlar diye teenni de bulunur.

Belli aralıklarla kapısına birer cenaze gelir. Birgün Şehit anasıdır! öteki gün terörist anasıdır.

Bu durumu açıklayacak hiçbir merci yoktur.Hiçbir sorumlu bulunamaz. aynı Ananın evlatları neden bu haldeler?

Türkiye'nin hali aynı bu ananın hali gibidir. Hani bir marşta olduğu gibi "ölen benim,öldüren benim ama el benim değil"

Oysa bu kadim ve geniş topraklar hem Hacire Ananın evladına hem burada yaşamak isteyen herkese yeterdi artardı. 

Gelin tüm ülke olarak bu Anaların sesine kulak verelim.

Irkçılığı peygamber (s.a.v) dediği gibi ayağımızın altına alalım.

Gelin yeniden kardeş olalım birliğimize, Ülkemize göz dikenlerin dersini verelim. Diyarbakırlı Anaların sesi olalım. 

Olalım ki yer inlesin, gök inlesin yıkılsın tüm kötü niyetliler.

Selam ve dua ile Diyarbakırlı Anaların elini bir anne olarak öpüyorum.

Onların onurlu, cesaretli, korkuyu korkutan duruşlarını kutluyorum.



YAZARLAR