Halil ÇİFTÇİ


KILIÇLARI BİLEYENLER

Yazarımız Halil ÇİFTÇİ'NİN "KONUYA DAİR" ANALİZİ...


İnsanoğlu yaratılıştan bu yana yeryüzündeki çatışmaların, çekişmelerin ve katliamların esas sebebi olmuştur. Bunun temel nedeni gücü ve iktidarı ele geçirebilme arzusundan kaynaklanmıştır. Tarihin birçok döneminde güç farklı kabileler ve kavimler eliyle hiçbir zaman kaybedilmeyecek bir olgu olarak bir kenarda durmuştur. Bu güç arzusu, bireyci bir nazariyede insan olma erdeminden uzaklaşan ve makamın ayrılmaz bir parçası haline gelmiş kişiler var etmektedir. Gücü artıkça kibrinin arttığı, etrafından bu güce tapan insanların varlığı arttıkça daha fazla hoyrat davranışlar sergileyen iktidar sahipleri tarihin sahnesinde zalim birer figür olarak anılmaktadır.

Bugün de yaşadığımız coğrafyanın insanlarının bu güç ile beraber yanlış bir zihniyet dünyasına evrildiğini acı bir şekilde müşahede etmekteyiz. İnancın, hoşgörünün, adaletin birer ayak bağı olduğu anlayışı ile ortaya konulan hükümlerin ve eylemlerin acısını mazlum insanlar çekmektedir. Vesayet odaklarının ve gücü elinde bulunduran erklerin tarihin bizlere sunduğu tecrübelerden zerre miskal etkilenmediği açıktır. İmtihan dünyasındaki belki de en önemli aşama, gücü elimize geçirdiğimizde sergilediğimiz davranışlar olacaktır. İslam dünyasında farklı odaklar tarafından dizayn edilen ve hayata geçirilmek istenen senaryoların bir şekilde bertaraf edilmesi sonrası nedense her daim despotizme kapı araladığını görmekteyiz. Kendi halkına zulmeden yöneticiler kendi boyunlarındaki dış vesayetlerin tasmasını çıkardıkları her girişim sonrası kendi yönetimlerindeki halkı prangalarla dize getirmeye çalışmaktadır.

Vesayetin asıl kaynağının insan nefsi olduğunu zihnimizden çıkarmaktayız. İnançları, ideolojilerin veya çağın bize getirdiklerini bahane ederek kendimizi savunmamız yersiz ve anlamsız kalmaktadır. Hayata geçirdiklerimizi vicdan muhasebesinden geçirmeden salt manada haz peşinde koşmamız, başkalarını kendimize köle yapmaya sürüklemektedir. Bu durum insanı insana kul yapmaya kapı aralamaktadır.

Yaşadığımız dönemde bu perspektif ile geliştirdiğimiz politikalar iflas etmiş vaziyettedir. Ne yazık ki gücün verdiği imkânlar ile beraber yapılan yanlışların sayısı her geçen gün artmaktadır. Birileri buna bir güç zehirlenmesi demesine rağmen pratikte durum böyle değildir. Yakın tarihte birçok siyasi figürün zamanla hayata geçirdiği ve sadece kendisini düşünerek yaptığı uygulamalar defalarca iflas etmiştir. Nefs ön plana alınarak yapılan girişimlerin genelin menfaatine dönüşmediği takdirde bir şekilde yönetimin el değiştirdiğini görmekteyiz. Bir de iktidar sahiplerinin kendi yanlışlarını görmezden gelerek farklı grupların, ideolojileri, siyasi hareketlerin vb. hayata geçirdiği eylemleri suç sayması, bu da yetmez gibi düşüncenin demir parmaklıklar ardına sürüklenerek topluma gözdağı verilmesi çöküşün işareti olarak görülebilir.

Bugün Türkiye’de zengin bir hareket sahasına kavuşan siyasi oluşum, elindeki bu fırsatı iyi bir şekilde değerlendiremedi. Vesayet odaklarını teker teker bertaraf ettikten sonra artık var olan gücü kaybetmemek için çabalar hale geldi. Bu da kendilerinin birçok hataları yapmasına kapı araladı. Hatalar arttıkça toplumsal öfkede o ölçüde artmaya başladı. Baskıcı bir anlayış ile insanların ses çıkarmaları engellenmeye çalışıldı. Farklı fikirlerdeki insanlar zindanlara atıldı. Yanlış yapıldığında bunları ifade eden insanlar gözdağı verilerek sindirme operasyonu ile muhalif oluşumlara “ayağınızı denk alın” denilmek istendi.

Şuanda yönetim bağlamında yasaların birçoğu idare ve amirin elinde bir inisiyatif halinde durmaktadır. Farklı ve art niyetli insanların iktidara gelmesi ile beraber bu yetkileri rantiyeci bir mantıkla kullanacağı su götürmez bir gerçek. Defalarca farklı platformlarda muhaliflerin baskı ve sindirme operasyonlarına verdiği “kılıçlarımızı bileyliyoruz” cevabı durumu özetlemektedir. Kılıçlar artık kınından çıkmış durumda. Siyasal hayata yeni katılacak oluşumlar, kendini bu toprakların asıl unsuru olarak gören vesayet odakları, ilk fırsatta kılıçları ile toplumda kıyım yapacaktır. Şu anki güç odakları yaşadıkları zamanın konjonktürel sebeplerini bir kenara bırakarak daha yapıcı ve yumuşatıcı bir dil kullanarak söylev geliştirmesi kendilerinden sonraki süreç için büyük bir önem taşıyor. Çünkü güç ile sınanan ve bolluk ile geçirilen bir dönemin kıymetini kavrayamayan güç oluşumları sonraki zamanlarda yaşanan kıyımlarda halkın desteğini yanlarında bulamamaktadır. Dolayısıyla acı bir sonu kendilerine reva görmektedir.



YAZARLAR