Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



İsmail Hakkı Güleç


KEMİYET KEYFİYET

    İSMAİL HAKKI GÜLEÇ'in yeni yazısı


 

Kemiyet; “miktar, sayı, nicelik.” demektir. 

Keyfiyet ise, “kalite, nitelik” Kemiyet, adet çokluğudur. Keyfiyet ise, bir şeyin esası ve kalitesidir. Kemiyet ile keyfiyet birbirlerinin zıddıdırlar. Kemiyet daha çok kalitesiz ve bol miktarda bulunma anlamında kullanılır. Keyfiyet ise az bulunur, ama kalitelidir. Mesela, elmas ile kömür; kömür boldur ve kalitesizdir, elmas ise azdır ve kalitelidir. Bin ton kömürün olmasından yüz gram elmasın olması evladır.

            İnsanlar arasında da bu mana geçerlidir. Kalifiye ve keyfiyetli bir eleman,  keyfiyetsiz bin elamandan evladır. Keyfiyetli bir insan bazen keyfiyetsiz bin elamandan daha fazla iş yapar ve daha verimli olur. Bu maddi manevi her alanda aynıdır. 

            Nitelikli az bir şey, niteliksiz çok şeyden daha önemli ve daha kıymetlidir.

Kemiyet “nicelik”, keyfiyet ”nitelik” olarak ta dilimizde kullanılıyor. Nitelikli insanlar az bulunuyor çok az yetişiyor. Bizim ihtiyacımız olan şeyde tam da budur. Kemiyetsiz keyfiyet,  keyfiyetsiz de kemiyet olmaz. Şüphesiz ibadetlerin bir ritüel kısmı var bir de ruhu(takva), ritüel kısmı şekil, dış, kabuk; birde öz, iç dediğimiz keyfiyet kısmı var.  (Buhari, İman, 41) ifade etmiştir.

Onun için insanlar sadece “iman ettik” demekle kurtulamayacaklardır. (Ankebut, 2) Hatta namaz kıldık, oruç tuttuk, defalarca hac ve umre yaptık demek de yeterli olmayacaktır. Gönül rahatlığı içinde kapılarını Allah’a açabileceğimiz bir kalp ve O’nun huzuruna sunabileceğimiz ameller için çaba göstermek zorundayız.

Maddî refahımız ve bedenî zevklerimiz için gösterdiğimiz gayretin küçük bir kısmını bu alana taşımamız bile, hesap gününde yüzümüzün ak olmasına yeterli olabilecektir. "Allah sizin dış görünüşünüze ve mallarınıza bakmaz. Ama o sizin kalplerinize ve işlerinize bakar." (Müslim, Birr, 33; İbn Mâce, Zühd, 9; Ahmed b. Hanbel, 2/285, 539      

            Biz burada keyfiyeti anlatırken, kemiyeti ihmal edelim veya onu inkâr edelim demiyoruz. Kemiyet; ruhunu, derdini ve davasını kaybetmiş tek derdi dünya olmuş, gözünü madde hırsı bürümüş, elde ettiği geçici bir takım mal ve servetle yetinen ve tamamen şekle boğulmuş, asli hüviyetinden kendini soyutlamış insanların yaptığı yanlışı anlatmak istiyoruz.

            Geçmişte her türlü kemiyete anlamsızca karşı çıkan, sonrada tam tersini yapan; kemiyete sımsıkı sarılıp keyfiyeti yok sayan dengesiz insanlar. İnsan bir denge üzerine yaratılmıştır;  kemiyet ve keyfiyeti dengeli bir biçimde sürdürmelidir. Madde ve mana denklemini hayatına iyi oturtmalıdır ki mutlu, huzurlu olabilsin. Yoksa onun kâbusu ve de kaosu bitmez. Hep bunalımda yaşayacak bir türlü normalleşemeyecektir. Hâsılı paslanmış yürekler, hastalıklı kalpler bu bedeni, bu hayatı çekemeyecek ve yolun sonunu getiremeyecektir. Çünkü bizim yolumuz uzun, yorucu, zahmetli, bedeli gerektiren bir yoldur. Kişi kendini her alanda geliştirmez, bedenini ve de ruhunu gerekli besinlerle beslemezse ki; bedeninin gıdası ekmek, ruhun gıdası, sevgi, muhabbet, iman, aşk, aklın ziyası (gıdası) ise ilimdir tefekkürdür.

            Peki, keyfiyetin gerçek anlamda hâsıl olması için ne yapmak gerekiyor. Her şey den önce salim bir kalp gerekiyor, temiz, arı duru, şirk, günah, haset, bencillik dünya sevgisi gibi hastalıklardan kişinin kurtulması gerekiyor. Keyfiyetin en hâsıl olduğu an gecedir. Gece her dava insanının mutlaka keşfetmesi, sonrada istifade etmesi gereken çok önemli bir zaman dilimidir. Bu konuda Şehit imam Hasan el-Benna şöyle buyuruyor; gece abid olmadan gündüz mücahit olunmaz. Mümin bir kişi; zor, zahmetli, meşakkatli, çileli ve de dikenli bir yol olan davası uğrunda yürüyebilmesi, tökezlememesi, bocalamaması için gece beslenmesine dikkat etmelidir. Modern hayat maalesef gecemizi de elimizden aldı. Bu noktada ne gecemiz kaldı nede gündüzümüz.

            Bu konuda yüce Rabbimiz kitabı keriminde şöyle buyuruyor; Geceleyin -birazı dışında- namaza kalk! Gecenin yarısında bu vakti biraz öne veya biraz ileri de alabilirsin. Kur’an’ı tane tane, hakkını vererek oku. ( Müzzemmil suresi-2)

Ey örtüsüne bürünen! Geceleyin -birazı dışında- namaza kalk! Gecenin yarısında bu vakti biraz öne veya biraz ileri de alabilirsin. Kur’an’ı tane tane, hakkını vererek oku. (Müzzemmil suresi-2,4)

            Keyfiyetin hâsıl olması, bu daveti yüklenebilmek zorlu, meşakkatli, çetrefilli, çileli, bir daveti yapmak için bu gereklidir. Bu uygulama davetin ilk yılarında Mekke de Allah cc Hz. Peygambere böyle emretmiştir. O da bu emri harfiyen yerine getirmiştir. O (as) tüm ruhi gıdasını gece almış ve onu gündüz sahada kullanmıştır. Yoksa o zor ağır Mekke imtihanını nasıl verebilirdi.

            Kalbin normal seyrini bulması, rahatlayıp genişlemesi, gerçek kıvama gelmesi için gece kalkmak çok bereketli önemli kazanımı çok olan bir durumdur. Mümin bir kimse bunu mutlaka keşfetmeli onu es geçmemeli ondan azami derecede istifade etmelidir. Şüphesiz bu durum özellikle ilk dönem çok zor gelecektir nefse, ama insan direnir sabrederse bunun üstesinden gelir. Mümin bu eğitime mecburdur. Çünkü davanın sahibi öyle emrediyor. Çünkü dağların göklerin ve yüklenmekten kaçındığı bir davayı, insan sırtlamış onu taşıması için bu eğitime, desteğe çok ihtiyaç doğacak. Mümin kimsenin keyfiyeti arttıkça kemiyeti de artar. Yakin, takva, vera, tezekkür birbirini besler.

            “Bunlar, iman edenler ve Allah’ı zikrederek gönülleri huzura kavuşanlardır. Bilesiniz ki gönüller ancak Allah’ı zikrederek huzura kavuşur.” (Rad suresi ayet-28)

            Bir başka ayette rabbimiz şöyle buyurmaktadır

(Gerçek) Mü'minler ancak o kimselerdir ki, Allah anıldığı zaman yürekleri ürperip (Kur’an’ın hükmüne yönelir ve Allah’a teslimiyet gösterirler) . O'nun ayetleri kendilerine okunduğunda (bu) onların imanlarını arttırır ve yalnızca Rablerine tevekkül (ve teslimiyet) gösterip (her işlerinde Allah’a güvenirler) (Enfal Suresi-2. Ayet) 

Rabbimden bizi keyfiyeti yüksek kullarından eylemesini dilerim. SELAM VE DUA İLE

                                                      



YAZARLAR