Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Ahmet TAŞ


KARDEŞLİK,VEFA,YARDIMLAŞMA VE BAYRAM

Yazarımız Ahmet Taş'ın "yeni" yazısı...


9 gün süren Kurban Bayramı tatili ve 4 gün süren mübarek Kurban Bayramını dünya Müslümanları olarak idrak ettik.

Bayramda dini bilinç ve kültüre göre her insan bayram nimetinden ayrı ayrı yararlandı. Ahde vefa sahibi insanlar kendisi üzerinde emeği olan yakın uzak dost ve akrabalarına ya ziyaret ederek ya telefon ederek ya da mesaj göndererek bayramlaştı, hatırını sordu, gönlünü aldı, vefasız olmadığının güzelliğini yaşadı.

Kurban kesme gücü olan insanlar kurbanlarını kestiler hayır dua ile kesilen kurbanların üçte birini ihtiyaç sahiplerine üçte birini dost akrabaya üçte birini de kendi aile fertlerine ikram ettiler.

Sağlığı sıhhati yerinde olanlar durumlarına göre ortak bayramlaşmalara katıldılar. Büyükleri ziyaret edip hayır dualarını aldılar. Sivil kurumlarda görevi olanlar yurt içi ve yurt dışı kurban organizasyonlarında görev alıp yetim, dul, gariban kalmışlara kurban eti ve bayram yardımlarını ulaştırdılar.

Hayır kurumlarımız (İHH, Kızılay, Diyanet Vakfı, Hasene Derneği, Verenel, İyilikder, Yardımeli ve diğerleri) Türkiye dahil yüzlerce ülkeye giderek milyonlarca insana kurban yardımları ulaştırarak İslam kardeşliğini ve insanlığın ne olduğunu ortaya koydular.

Siyasi partiler, sivil kurumlar bayramlaşma programları ile unutulmuşlukları, kırgınlıkları, küslükleri ortadan kaldırmaya çalıştılar. Ülkemizde olduğu gibi tüm dünyada barış, kardeşlik, dayanışma, dostluk ve vefa duygularının yeniden yaşamasına sebep olan Kurban Bayramımızın coşkusunun artarak devam etmesini Allah'tan niyaz ediyorum.

VİCDANA VE ANAYASAYA UYMUYOR

Son zamanlarda Kurban Bayramı arifesi ve sonrasında ülkemizde bazı insanlarımız ve siyasilerimiz tarafından kardeşlik, merhamet ve hukuka asla uymayıp, yakışmayan mülteci ve sığınmacılara karşı düşmanca söylemler kamuoyuna yansımaya başladı.

Yabancı uyruklu olup Türkiye'de oturma izni olan başta Suriye kökenliler olmak üzere sığınmacı ve mültecilere Bolu Belediyesi başta olmak üzere bazı belediyelerin başta su ve temizlik hizmeti olmak üzere hizmetleri 10 kat daha fazla bedelle vermeyi ilan etmesi, bazı siyasi parti başkan ve yöneticilerinin elinde hiçbir yetki ve belge olmadan yabancı uyruklu oturma izni olan insanları güvenliği bozuyorlar bunları hemen geldikleri yerlere göndereceğiz tehditleri ülkemizde yabancı düşmanlığını körükleyen davranışlar olarak ortaya çıkmış bulunuyor.

Tarih boyunca hiçbir insan rahat ortamda iken yerini yurdunu terk edip istenmediği yerlere gitmemiştir. Bugün ülkemize yerleşik bizim insanımız haline gelen Tatar, Çerkez, Arnavut, Boşnak Afganlı, Ahıskalı, Arap, Pomak, Uygur ve diğer insanlarımız yaşadıkları ülkelerinde rahatları bozulduğu için bizim merhametimize sığınarak ülkemize gelip yerleşen ve bizlerden olan kardeşlerimizdir. Hukuken de onlara asla farklı muamele ve ayrımcılık yapmadık yapmıyoruz da.

Siyasi partilerimizin ve belediye başkanlarımızın kamu vicdanında ve hukukumuzda asla yeri olmayan sığınmacılarla ilgili delilsiz, ispatsız iddia ve söylemlerini asla karşılığı olmayan ithamlar olarak değerlendiriyorum.

Elbette Suriye, Afganistan gibi ülkelerden gelen insanların geldikleri yerlerde güvenlik ortamı sağlanınca dönmelerini talep etmek düşünülebilir. Ama bu ortam sağlanmadan bu insanları ölüme göndermeyi düşünmek olan onları göndereceğim onlara suyu 10 kat pahalı içireceğim söylem ve uygulamalarının vicdanlada adalet ve hukukla da asla bağdaşır yanı yoktur. Sorumlu insan ve yöneticilerin tutum ve davranışı da olamaz.

Selam ve dua ile



YAZARLAR