Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Kevser Huzziyas


KANAYAN YARAMIZ: KUDÜS

Kevser HUZZİYAS'ın yeni yazısı;


 

Dünya virüs salgını ile uğraşırken, şer güçler kirli emelleri için planlar yapıp uygulamaktan ne yazık ki vazgeçmiyor. Hal böyleyken değişmeyen tek bir şey var: ZULÜM! İnsanlık tarihinin ilk günlerinden bu yana var olan mazlumlar ve tabii ki zalimler bugün de mevcudiyetini devam ettiriyor.
Zulmün son zamanlarda değişmeyen tek adresi ise İslam dünyası. Durum böyle iken kendi iç gündemimizde körleşmemek, başımızı kaldırıp dünyaya olan bitenlere bakmak gerekiyor. Özellikle de Kudüs ve Mescidi Aksa'ya...
Ortadoğu'yu kan gölüne çevirmeyi gelenek haline getiren İsrail, dünyanın gözünün içine baka baka Ramazan ayında Müslümanlar namazda iken kadın çocuk demeden barbarlıklarını gözümüze sokmaya devam ediyor.
Mescidi Aksa bizim ilk kıblemiz! İsrail'in ısrarla tapınak tepesi dediği ve Süleyman mabedini inşa etmek için yıkmaya çalıştığı yerin adıdır Mescid-i Aksa. Devlet-i aliyye'nin 401 yıl boyunca adalet ve merhamet ile hükmettiği Kudüs, alemi İslam'ın ilk kıblesi şimdilerde ise siyonist postallarının altında eziliyor. Kudüs İsra ve Miraç mucizelerinin gerçekleştiği beldedir. Peygamberimiz Mescid-i Aksa'da bütün peygamberlere namaz kıldırmış,  Allah (c.c) huzuruna buradan çıkmıştır.
Dünyanın bütün devletleri ayağıma gelse de, bütün hazineleri kucağıma dökse de, size siyonist adına Kudüs'ten bir taş parçası bile vermem diyen Sultan II. Abdülhamid'in, Kudüs işgal altındayken ben nasıl gülebilirim diyen Selahaddin Eyyubi'nin, Filistinli Müslüman kadınların, İsrail askerlerinin silahlarına gögüslerini siper ederken, neredesiniz ey Müslümanlar, nidasına  kulak mı tıkadı acaba?

Peygamberimizin ehemmiyetini defaatle vurguladığı, Kudüs'e gidemezsiniz oraya kandillerini yakmak için zeytinyağı gönderin diyen Peygamberimizin Kudüs davasının sahiplenmek zorundayız. Kudüs davasının sadece filistinlilelere bırakmak Müslümanlık tanımına uyar mı ya da bu bir bencillik değil midir? Mekke, Medine gibi Filistin'de İslam'ın şiarı, Müslümanların kutsalı, bayrağıdır. Kudüs bizim namusumuz, canımızdır. Eğer biz bu vasfa sahip olamazsak ne olur biliyor musunuz?
Hazreti Süleyman'ın "Yarabbi, bu mescidde namaz kılan anasından doğduğu gibi tertemiz olsun duasına,  peygamberimizin umulur ki Süleyman'ın duası kabul olur, diyerek karşılık verdiğini unutarak yani iki peygamberin duasına mazhar olmaktan vazgeçtiğimizin  kanıtıdır aslında.
12 milyon Yahudi, Kudüs'ün Yahudileşmesi için yılda 2,5 milyar dolar para harcarken, yaklaşık 2 milyar Müslüman "BİZİM" dedikleri Kudüs'ün İslami kimliğini korumak için ne yaptığını sorgulayarak ne için kaybediyoruz sorusuna cevap bulabilir.
Cengiz Numanoğlu'nun bizim için ibretlik bir şiir gelir aklıma:

Filistin'de taş atan çocukların aşkına
Bu apaçık gafleti, görün Allah aşkına
Bir buçuk milyar insan, bir kez ayağa kalksa
Hiç garip kalır mıydı, böyle Mescidi Aksa?

Evet, bizim yer sorunumuz yok, yön sorunumuz var. Dünyanın kime göre neresinde olursak olalım yönümüz Hakka doğru olmalıdır. Çünkü iman nimetinin yeri yurdu yoktur. Müslümanın vatanı her yerdir. Müslümana yabancı bir yer yoktur, her yer secdegâhtır.
Sözün sonu şu ki: İnsanlık tarihinin en eski zamanlarından bu yana mazluma umut, zalime korku olmuş, "bir mümin  bir başka bir mümin kardeşinin ihtiyacını giderirse Allah onunla cehennem arasına on hendek açar ve her hendeğin genişliği doğu ile batı arası kadardır" diyerek, kardeşliğin önemine vurgu yapan bir dinin bayraktarlığını yapmış milletin varisleri olarak bize düşen, bu mirası hakedecek sabır ve olgunluğu göstermektir. Yoksa varlığı ile övündüğümüz ecdadımızın iki eli ahirette yakamızı bırakmayacaktır. Gözünü kırpmadan canını feda edecek bir neslin torunları olan bizler, kutsal beldelere her kurşun sıkıldığında, mazlumların üzerine her bomba yağdırıldığında artık dişlerimizi sıkmakla yetinmeyip daha da bir ötesine geçmeliyiz. 
Mazideki kadar güçlü, yekvücut, bir ve beraber olarak...Tefrikaların  kaynağına inip fitne ateşini söndürerek ve merhum şairimiz Cahit Zarifoğlu'nun hikmet damlayan ifadesine atfen; içimizde işgal edilmiş Kudüs'ü yeniden fethederek, kendimizde kaybettiğimiz savaşı yine kendimizde kazanarak...

Yeni gelen neslimizin binlerce Selahattin Eyyubi yetiştirmesi temennisi ile... 

Selam ve dua ile...



YAZARLAR