Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Beşir İSLAMOĞLU


KADİR GECESİNİ KIYMETLİ KILAN NEDİR? 

Beşir İSLAMOĞLU'nun Yazısı;


 

Ramazan ayının son haftası geldiğinde, imamlarımız Cuma hutbelerinde mutlaka Kadir gecesi hakkında bilgi verirler ve hadis diye şu rivayeti aktarırlar.

“Kadir gecesini Ramazan ayının son on günde arayınız.”

Ben şimdi soruyorum: Neyi, nerede arıyoruz? 

Aramamız ve bulup kendisine tutunmamız gereken kıymet gece mi, yoksa İlahi mesaj mı? 

Bin aydan daha hayırlı olan, yani 80 yıllık insan ömrünün her aşamasını aydınlatıp nurlandıran gece mi, Kur’an mı? Önce ona bir karar vermemiz gerekir. 

Eğer, “kadir-kıymet gecededir” diyorsak, onu her yıl arayıp dururuz; fakat bilelim ki kadir-kıymet gecede değil, vahiydedir. 

Evet, Kadir-kıymet gecede değil, o gece inen Kur’an’dadır. Onun için gecelere takılıp kalmadan Kur’an’a yönelmemiz lazım. 

Bilindiği gibi, Kadir suresi Kur’an’da yer alan 97. Suredir. Bu surede Allah, İlahi mesajı bin aydan daha hayırlı olan Kadir gecesinde (fi leyleti’l kadr) indirdiğini belirtmektedir.

O gecenin kıymetli olmasının nedeni, vahyin inmeye başlamış olmasıdır. Hiçbir gece veya gündüz, hiçbir ay veya yıl, hiçbir dağ veya şehir kendiliğinden kutsal değildir. Onları kutsal kılan bazı olaylardır.

Mekke (m. Haram, arafat), Kudüs, Tur dağı, Hira, Kerbela gibi yerleri önemli kılan bazı olaylar varsa, Ramazan ayını da kıymetli kılan bir olay vardır; o da Kur’an vahyinin indirilmeye başlanmış olmasıdır. İşte, Ramazan ayı içerisinde Kur’an vahyinin indiği o geceye kadir gecesi denilmiştir ki o gece, kadir ve kıymetini indiği vahiyden almıştır.

Bilelim ki Kur’an (vahiy) bir nurdur, bereket ve rahmet kaynağıdır. Nereye inerse orayı nurlu ve bereketli kılar. Kur’an Hira dağında indi; orayı “Hira nur” yaptı. Mekke şehrine indi; orayı Mekke-i mükerreme yaptı. Ramazan ayında indi; bu ayı diğer ayların sultanı yaptı. Bir geceye indi; o geceyi kadir gacesi yaptı ve bir ömre bedel kıldı. Bir insana indi; o insanı kendisine elçi yaptı, mustafa (seçkin) kıldı. Resululllah’ın arkadaşlarına indi; onları ashap kıldı. 

Demek ki İlahi mesaj olan vahiy, indiği geceyi aydınlatır; Bu aydınlatma, karanlık olan geceyi maddi olarak aydınlatmak değildir. Bu aydınlatma (ışık), zulmette (karanlıkta) olan cahiliye toplumunu manevi olarak aydınlatmaktır. 

Bilindiği gibi, şirk ve inkar toplumu, cahiliye toplumu olarak tanıtılmakta ve bu toplumun zulumat, yani karanlıklar içerisinde olduğu belirtilmektedir. İşte, bu toplumu aydınlatan ışık, Kur’an ışığı (nuru) olmuş, inanan ömürleri bereketli kılmış ve bin aydan (bin ay, çokluktan kinayedir) daha hayırlı hale getirmiştir. 

Evet bugün, Müslüman halklar olarak aydınlık günlere sahip değilsek, Kur’an’ın istediği kardeşlik ve dayanışmadan yoksun isek, bütün insanlığa sunacak bir medeniyetimiz yoksa, mazlum insanlar bize değil de Hıristiyanlara sığınmaya çalışıyorlarsa demek ki Kur’an bizim gönüllerimize inmemiş, bizlere yol göstermemiş ve bizi aydınlatmamıştır; zira vahiy bir nurdur, bir rehberliktir; insanlığa gönderilmiş bir yol haritasıdır; indiği toplumu ihya eder, zulumattan kurtarır ve münevver yapar. (Yesrib’i Medine-i Münevvere -medeniyete önderlik yapan- şehir yaptığı gibi) 

Özetle, Kadir suresinde dikkat çekilen bizatihi gece değil, Kur’an’dır. Onun için geceye değil, İlahi mesaj olan Kur’an’a yönelmemiz gerekir. Parmak (ayet) Kur’an’ı gösterirken, Kur’an’a bırakıp, parmağa takılıp kalmak akıl dışı hareket etmektir. 

Evet, bilelim ki Kur’an’a yöneldiğimiz ve onu kendimize rehber edindiğimiz zaman, o bizi nurlandıracak, ömrümüzü bereketlendirecek, kadir-kıymetimizi yükseltecek ve bütün toplumlara bizi üstün kılacaktır.

Dolayısıyla Kur’an nurunu ve rehberliğini bir kenara bırakarak, gecenin adını kandil koyup mesajlarla kutlayarak aydınlığa ulaşamayız ve karanlıklarından (zulumattan) hiçbir şekilde aydınlığa çıkamayız. 

Öyle ise her inanan Müslümanın görevi, sadece Ramazan ayının son günlerinde ve bazı kutlamalarla değil, Ramazan ayının Kur’an ayı olduğu bilinciyle hareket ederek Kur’an’ı daha çok okuyup anlamaya çalışmalı ve onu kendine hayat kitabı yapmalıdır ki Kur’an onun hayatını kıymetli kılsın, tüm Ramazan ayı onun kadir gecesi olsun. 

Kur’an rehberliğinde yürüyenlere “Selamun hiye hatta matlail fecr” şafak atana kadar, yani ahiret şafağı atana dek selam (huzur ve barış) vardır. 

Kadir-kıymeti gecelerde değil, İlahi nur olan Kur’an’da arayanlara ne mutlu!

Selam ve muhabbetlerimle…

 

 



YAZARLAR