Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Beşir İSLAMOĞLU


KADER, NASİP, KISMET, İMTİHAN AYNI ŞEYLER Mİ?

Beşir İSLAMOĞLU; Kur’ani bazı kavramları Kur’an merkezli açıklamaya çalışılması..


 

Bu makalede insanların günlük hayatlarında en çok kullandıkları, fakat anlamlarını karıştırarak birbirlerinin yerine kullandıkları Kur’ani bazı kavramları Kur’an merkezli açıklamaya çalışacağım.

Başta şunun altını çizerek belirtelim ki Müslümanlar dinlerini Kur’an’dan öğrenmek mecburiyetindedirler. Kur’an yerine başka kaynaklardan dinlerini öğrenmeye çalışırlarsa, çok büyük yanlışlara düşer ve Allah’a hesap veremezler.

Dünya Müslümanlarının yaşadığı dine baktığımızda -Kur’an’ın öngördüğü İslam yerine- tevhitten şirke, hakikatten mistizme, ilimden atalar dinine, yani haktan batıla her dinden bir şeyler bulmak mümkündür. Hakikat ile batıl karıştırılmış karma bir dine dönüştürülmüştür.

Müslümanların yaşadığı dini, Allah’ın elçisine öğrettiği şekilde saf, arı duru hale getirmek için –öncelikle- Kur’an’i kavramların anlamlarını çarpıtmadan Allah’ın öğrettiği şekilde öğrenip kullanmak zorundayız. Aksi takdirde Allah’ın Yahudileri azarladığı konuma düşmüş oluruz. 

Ne demişti Yahudilere?

“Yahudilerden öyle kimseler vardır ki onlar kelimeleri (dolayısıyla sözü) bağlamından koparıp –anlamını- çarpıtıyorlar. Din hakkında ileri geri konuşuyorlar…” (Nisa 46 ve ayrıca Maide 13, 41) 

Öyle ise, Kur’an, kelime ve kavramları hangi anlamda ve bağlamda kullanıyorsa, bizler de aynı anlam ve bağlamda kullanmamız gerekir. Aksi takdirde büyük sapmalara ve açmazlara gitmiş oluruz.

Bu düşünceden yola çıkarak -ilk etapta- en çok karıştırılan, birbirlerinin yerlerine kullanılan ve anlamı saptırılan Kader, kısmet, nasip, bela (imtihan) kavramları üzerinde durmaya çalışacağız. 

1.KADER 

Kader kelimesini ve müştaklarını (türevlerini) Kur’anda araştırınca şu anlamlarda kullanıldığını görürüz:

Takdir, ölçü, miktar, kadar, güç, hak, kural, nizam, yasa, sünnetullah, plan, program, nimet vd. 

Şimdi Kur’andan örnekler vererek somutlaştıralım. 

1.Her şeyin bir ölçü ve nizamla yaratılması: 

“Biz her şeyi bir kaderle (ölçü) ile yarattık.” (Kamer 49)

“Ay, güneş ve diğer gezegenler hepsi bir kaderle (ölçü ve düzen içerisinde) yaratıldı.” (Yunus 5, Müddessir 18-20, Fussilet 10, Ra’d 8)  

2. Güç, kuvvet, hüküm anlamında kullanılması: 

“Allah her şeye kadirdir; güç kuvvet sahibidir.” (Bakara 20, Beled 5, Nahl 75, Kamer 55) 

3. Takdir etme anlamında kullanılması: 

“Aranızda ölümü takdir ettik.” (Vakıa 60, Neml 57, Sebe 18) 

“Onlar, Allah’ı hakkıyla (gereği gibi) takdir edemediler; doğru bir yargıda bulunmadılar.” (Enam 91, Hac 74, Zümer 67) 

 4. Yasa, kanun, düzen, kural (Sünnetullah) anlamında kullanılması: “Allah her şeyi yaratan ve belli bir kadere (yasalar örgüsüne) göre düzen koyandır.” (Furkan 2, Ahzab 38, Secde 5)

5. Bir plan, program anlamında kullanılması: 

“İnsanı bir kaderle (plan program dahilinde) yarattık. İnsana şekil verdik.” (Mürselat 23, A’la 3) 

6. Rızkı ölçülü verme anlamında kullanılması:

“Allah dilediğine rızkını bol bol verir, dilediğine de bir kader ile (programı dahilinde sınırlı ölçüde) verir. (Ra’d 26, İsra 30, Ankebut 62)

Görüldüğü gibi Kur'an'da kader kavramı, "Allah’ın Kainata yerleştirdiği sistem" olarak kullanılmaktadır.

Evet Kader; her şeye kadir olan Allah’ın, her şeyi ölçülü, düzenli, amaçlı ve sistemli yaratması demektir.

Kadere inanmak demek, Allah’ın ilim, irade ve kudretiyle her şeyi yarattığına, yaratmaya (takdir etmeye) devam ettiğine, yarattığı her şeye düzen verdiğine, her birinin bir amacı olduğuna, hiç birinin boş ve amaçsız yaratılmadığına inanmaktır. 

Güneşin kaderi, bir düzen içerisinde akıp gitmek ve ısı-ışık vermektir. Ayın kaderi gece-gündüzü meydana getirip ışık vermektir. Arının kaderi bal vermek, koyunun kaderi süt ve yün vermektir.                     

Meleklerin kaderi de Allah’a itaat etmektir. İnsanın kaderi ise, özgürce tercihte bulunmaktır.

Dikkat edilirse, kadere bağlı hareket eden varlıkların aklı ve iradesi yoktur; ancak insan akıllı ve iradeli bir varlık olduğu için onu bağlayan bir kader söz konusu değildir; çünkü o, sorumlu (görevli) bir varlıktır. Sorumlu ve görevli olan bir varlığın tamamen söz ve fiillerinde özgür olması ve kendi tercihini yapması gerekir.

(kader konusu devam edecek...)                                                                                                                                                                            Allah bizleri, sorumluluk bilinciyle hareket edenlerden kılsın…

Selam ve muhabbetlerimle…

 



YAZARLAR