Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



NURETTİN KALGI


İTTİFAKLAR SÜRECİNDE KÜRD OYLARI – 2

Nurettin Kalgı'nın yeni yazısı:


Yine gökleri ve yeri yaratması, dillerinizin ve renklerinizin farklılığı da O’nun kudret delillerinden biridir. Şüphesiz bunda (farklılığın değerini) bilenler için mutlaka alınacak dersler vardır. (Rum 22)

               Kürdler temel insani haklara sahip olmadıkça, bu ülkede hiç kimsenin rahat edemeyeceği, ekonominin düzelmeyeceği, insanca bir yaşamın inşa edilemeyeceği bu ülkenin insanları tarafından acı bir şekilde tecrübe edilmiştir. Bundan dolayı bu can yakıcı sorunun çözümü aciliyet arz etmektedir. Bu sorunun ceremesini çekmeyen tek bir fert yoktur Türkiye’de. Dolayısıyla bu sorunun çözümü herkesin hanesine artı değer olarak kaydedilecektir. Araştırmacı yazar İzzet Akyol, merkezi Londra’da bulunan Demokratik Gelişim Enstitüsü (Democratic Progress Institute) tarafından hazırlanan raporda, 40 yıldır devam eden silahlı çatışmaya harcanan paranın 3 trilyon dolar olduğunu söylemiştir. Kişi başına düşen miktar yaklaşık 36.000 dolar olmaktadır. Bu para bu ülkede yaşayan herkesin cebinden çıkmış ve hepimizi fakirleştirmiştir. Bu sorun var olmasaydı her ferdin cebine fazladan 36.000 dolar girecekti. Bir asırdır devam eden bu sorunun çözümü kolay değil ama imkânsız da değildir.

               Kürdler’in, bu ülkede doğuştan sahip olması gereken haklarının dışında herhangi bir talepleri yoktur. Bu talepler birlikte yaşamanın asgari şartlarıdır. Nitekim Kürdler, bağımsızlığın makul bir tercih olmadığını, birlikte yaşamanın daha makul bir yol olduğunu düşünmektedirler.

               Kadir Has Üniversitesi'nin yaptığı Türkiye eğilimleri araştırmasına göre Kürtlerin sadece yüzde 17,3'ü bağımsız bir Kürt devleti istemektedir. Geri kalan yüzde 80'den fazla bir kesim ise birlikte yaşamaktan yanadır. Orhan Miroğlu da yazdığı bir yazıda Kürtler için, "yaşadıkları ülkelerin halklarıyla ortak bir gelecek kurma düşüncesinin, Büyük Kürdistan projesine nazaran daha gerçekçi bir yol olduğunu" söylemişti. Nitekim Kürtler de birlikte bir gelecek tasarlamayı arzulamaktadır. Bu da ancak adaleti sağlayarak mümkün olabilir. Bunun çözüm yeri de meclistir.

               Ortak bir gelecek için aşağıdaki taleplerin yerine getirilmesi şarttır. Bu talepler;

               1- Anadilde eğitimin önündeki bütün engellerin kaldırılması,

               2- Kürdçe’nin ikinci resmi dil olması,

               3- Eşit yurttaşlık temelinde yeni bir anayasanın hazırlanması,

               4- Hakların anayasal güvenceye alınması,

               5- Kürdistan’da ismi değiştirilen tüm yerleşim alanlarının, coğrafi ve tarihi yerlerin Kürdçe isimlerinin iade edilmesi

               Yukarıdaki talepler kabul edildiği takdirde Kürt sorununun çözümü kolaylaşır ve Türkiye halkları huzura kavuşur. Araştırmacı yazar İzzet Akyol, “Türkiye’nin huzuru ve menfaati, siyasi kanalların, Kürdler'in taleplerine cevap verecek şekilde genişlemesini gerektirir…” der.

               Kürd halkının yukarıdaki taleplerinin gerçekleşmesi için, Kürd sorununu merkezine alan siyasi partilerin hiçbir çıkar ve menfaat gözetmeden ortak bir mücadele zemini hazırlamaları gerekir. Şüphesiz bunun yolu da bu siyasi partilerin ortak bir iradeyle hareket etmesinden geçer. Kürd halkı güçlü bir şekilde pazarlık masasına oturan, güçlü siyasi bir irade istiyor. Böyle güçlü bir siyasi iradeye, kuşkusuz halk daha güçlü bir şekilde sahip çıkacak ve destekleyecektir.

               Bölük pörçük, sayıları fazla fakat hiçbir etkiye sahip olmayan tabela partilerinin Kürt halkının sorununu çözemeyeceğini, böyle devasa bir sorunun altından kalkamayacağını hepimiz görmekteyiz. Sayıları kabarık olan bu partilere gün geçtikçe yenileri de ekleniyor. Bir parti enflasyonunun yaşandığı bir ortamda, partilerin çıkar ve menfaatleri Kürdler’in insani ve ulusal haklarının önüne geçmekte ve bu hakları perdelemektedir. Bu da verilen mücadelenin heba olmasından başka bir işe yaramıyor.

               Kürd oylarının bu şekilde heba edilmesi Kürdler’e  yapılan en büyük zulümdür.  Kürd oylarının önem kazandığı bu süreç, Kürdler’e sunulan bir fırsattır. Bu fırsatı iyi değerlendirmek gerekir.

               Peki ne yapılabilir;

               1- Bu partilerin tamamı fedakârlık yaparak bir araya gelmeli ve aralarındaki ihtilafları ertelemelidir.

               2- Kürdler’in genelinin istemleri olan yukarıda sıraladığımız maddeler çerçevesinde ortak bir irade ortaya koymalıdır.

               3- Bu konuyu müzakereye olumlu şekilde yaklaşan ittifakla konuşarak kabul ettikleri takdirde sözleşme imzalanmalıdır.

               4- Sözleşmedeki şartları kabul eden ittifak desteklenmelidir.

     Kürd oylarının altın değerinde olduğu bu dönemi çok iyi bir şekilde değerlendirerek Kürdler’in mağduriyetini minimize edelim.                                                                                                                                                        

YAZARLAR