Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Mehmet Ali BİLİCİ


İstikrarlı Yürüyüş – Yürüyüşte İstikrar!

Mehmet Ali Bilici'nin yeni yazısı;


 

Salt yürümekse sorun, düşe kalka veya yuvarlanarak da olsa herkesler bir şekilde yürümektedir. İşi, işin mahiyeti ve amacı anlamlı kılmaktadır. Anlamın doğruluğuna bağlı olarak da iş önem kazanır. Bir işin, iş olsun diye yapılması, doğru bir amaca sahip olmaması onu anlamlı kılmaz. Amaç ve hedefi tanımlanmamış bir iş (genelde) anlamsız bir iştir. Hedef ve amacına rağmen bir işte istikrar olmayabilir. Böylesi bir işle de doğru bir sonuca gidilemez. İşte, görüldüğü üzere, istikrar işin yapılmasının ve sonuç alınmasının ana öğesidir.

Bir mücadele öncelikle temel öğelere ihtiyaç duyar.

Bunlar;

  1. (O mücadelede) İlkeler
  2. Meseleler hakkında Düşünceler
  3. Mücadele Metotları
  4. Hedefleri güncelleyici ve kuşatıcı proje

 

Belki bunlar çoğaltılabilir. Ama bunları esas alarak temel belirleme ve yönlendirimde bulunulabilir de. İlkelilik hayatın anlamı, ilkesizlik anlamsızlık demektir. Bir mücadelenin öncelikli olmazsa olmazı ilkeleridir. İlkelerin mücadelenin inancını ifade ediyor olması, yürüyüşü düzenleyici olması, hedefleri gerçekleştirmede istikrar kazandırıcılığı dikkate alınmalıdır. Görüldüğü gibi, bir gemiye kıyasla dümen mesabesindedir ve istikrar bu dümenin belirlenmiş rotaya yönlendirilmesindedir. Herkes iyi bilmektedir ki dümenin sabit ve sağlam tutulması, izlenen rotanın izlenildiği anlamına gelmemektedir. Doğru rota izlenmedikçe dümenin sabitlenmesi, daha çok bir sapma nedeni olarak görülebilir. İstikrar, dümenin rotaya göre yönlendirilmesidir. Rotanın tutturulması, istikrarın güvencesidir.

Hayat hakkında düşünceler, hayatta önemlilik arzeden sorulara verilmiş doğru cevaplandırmalarladır. Bunların ne olduğu, olması gerektiğini belirleyememiş olmak, doğru cevaplandırılmamış olmak halinde, mücadelenin hayat tasavvuru, hayat anlayışı diye bir şeyi olmayacaktır. Her dünya görüşü savunu iddiası, genel-geçer önemli kabul edilen konularda düşüncelerini aktüel doygunlukta geliştirip ortaya koymalıdır. Bu şayet (benimsenmiş) bir süreci gerekli kılıyorsa, bu sürecin aşılması esas alınmalıdır. İç netlik ve mutabakat, dışa yansımada bulunmaktan daha ciddi ve daha önemlidir.

Birçok mücadele hedeflediklerine ulaşamamıştır. Koşullara bağlı anlaşılır nedenler için bir şey söylenemez. Ama sağlam gözlerle yürünülen bir yolda bir çukura düşme gerekçelendirilmelerinin ikna edilebilirliği de pek mümkün değildir. Yol yürümek isteyen, kendilerine ait bir yol edinenler, yol ve yolcuya dair gerekli olanı bilmek, işin muhasebesini yapmış olmak, bu iş için gerekli belirlemelerde bulunmuş olmayı gerektirmektedir. İhmal ve ihlaller bedelini de ödetecektir. Kimi zaman bu bedeller hayli de ağır olabilmektedir. İyisi mi, bedel ödemektense, temkinli ve emin adımlarla bir yürüyüş tarzının benimsenmesi ve buna olabildiğince riayet edilmesidir. Birilerinin acelesi mi var, onlara da güle güle…

Niceleri konuşup durdular. Niceleri nice teoriler geliştirdiler. Niceleri, nice zamanlarını laf ebeliğiyle geçirdiler. Niceleri fayda ve hayır adına nice konuları gündemleştirip konuştular. Bu nicelerden hiçbiri bir yerlere, doğru bir hedefe varamadı. (Salt) Bilgi taşıyıcı değildir. Felsefe, insanlığa çözümler sunamamıştır. Konuşmakla yürünülen bir yol olmamıştır. İş kadar bilgi-bilgi kadar iş bir prensip olarak benimsenmeli ve şöyle formüle edilebilir:

‘İNSAN YÜRÜDÜKÇE ÖĞRENİR’

Bu demektir ki yürümek esastır. Amaç ve hedef her ne ise bu yaşanan koşullarda en iptidai anlamda bir belirleme ile pratikte karşılığını bulmalıdır. Atılacak her adım bir sonraki adımın tetikleyicisi ve geliştiricisi olacaktır. Teoriyle atılacak adımlar olmadığı gibi, teoriyle şişirilecek balonların gerçek hayat içinde karşılığı yoktur. O balonlar hiçbir zaman uçmayacak, onlar (zaten) hiç olmadı ki! O balonlar, onları hayalini kurup geliştirenlerin hayal dünyasında patlayacaklardır.

Birçok İslami mücadele ya bir metoda sahip olmamaları, ya da yanlış metot anlayış ve uygulamaları nedeniyle akamete uğradılar. Bir deyimle: “Vusulsüzlüğümüz usulsüzlüğümüzdendir” özdeyişi bu durumu yeterli ifade der. Her ne yapılacaksa, kendisine ait bir usule bağlı olarak yapılmalıdır. Doğru sonuç, hedeflenene götürücü doğru metodun belirlenmiş olmasına bağlıdır. İnsanlığa bir misyon taşımak, o misyonun hayata dair neler getireceği tasavvurunun yaşanan şartlardaki güncellenmişliğiyle ilgilidir. İnsanlığa bir misyon taşınma iddiası, bu misyonun amaç ve hedef tanımlamaları kapsamında güncel ve kuşatıcı bir projeyi sunabilmeyi gerektirir. Projesi olmayan, elindekini de tüketerek mücadele adına mücadele yolunda tükenecektir. Ama insanlığa (iddiasında bulunduğu) bir misyon(u)da sunamamış olacaktır.

Önce tarih bir güzel okunmalıdır. Öncekiler ne yaptı; doğrular ve yanlışlar listelenmeli.

Bulunulan çağa kimler, hangi misyonu sunuyor? Başarı ve başarısızlık sebepleri listesi! Sonuçlar…

Hangi deneyim ekseninde çıkış yapılacak? Bu işin güvencesi ne? ‘Allah yar ve yardımcımızdır’ gerçek bir tevekkül olarak yerine getiriliyor mu, yoksa bu bir kuru-sıkı olarak mı kullanılmakta?

Yol yürümek çok önemli. Ama boşuna yürümenin zahmeti yanında, yanlış yürümenin vahameti daha acıdır.

Gelin önce şu Yürüyüşün istikrarı için ne gerekiyorsa o yapılsın…

 

 

 

Mehmet Ali Bilici

21.07.09 - 16.30-17.25 Arber



YAZARLAR