Mahmut HAMDERCİ


İstanbul seçimini Saadet tayin etti

Saadet Partisi´ndeki artış trendinin önümüzdeki genel seçimlere mutlaka olumlu yansıması olacaktır. Fakat, alternatif Parti olmayı başararak istediği sonucu alabilir mi? Bu sorunun cevabını ilerleyen zamanda göreceğiz?


Son zamanların en heyecanlı ve tarihi seçimini geride bıraktık. Tarihi diyorum; çünkü, 10 yıl Refah ve
Fazilet Partileri, yani Milli Görüş belediyeciliği ve sonraki 15 sene de Adalet ve Kalkınma Partisi tarafından yönetilen İstanbul ve Ankara, 25 yıl sonra Cumhuriyet Halk Partisi tarafından kazanıldı. Genel itibariyle iktidar kanadını oluşturan Cumhur İttifakı oylarını muhafaza ettiyse de, İstanbul ve Ankara gibi iki önemli kentin kaybedilmiş olması açısından bakıldığında iktidar partisi için mağlubiyet olarak değerlendirilebilir.

İstanbul ve Ankara´yı alan CHP, bu avantajı iyi değerlendirir ve hizmet belediyeciliğini başlatırsa, Adalet
ve Kalkınma Partisi´nin uzun yıllar devam eden iktidarına son verebilme şansını elde etmiş olur. Ancak, aksi durumda 1989 sonrası durumla karşılaşabiliriz. Keza, 1989 yerel seçimlerinden sonra, bu seçimlerde başarı kazanmış SHP, belediyelerde sayısal üstünlüğünü genele yansıtamadığı gibi, belediyelerdeki başarısız yönetim, 1994 yerel seçimlerinde Refah Partisi´nin galibiyetinde en önemli sebep olmuştu.
Refah Partisi, 1994´ten sonra belediyelerde hayata geçirdiği ?Sosyal Belediyecilik´ uygulamalarıyla
başarılı bir belediyecilik ortaya koymuş ve bir yıl sonra yapılan genel seçimde bu başarısının meyvesini almıştı.

Bu meyanda, CHP´de, özellikle İstanbul ve Ankara´da başarılı hizmetlere imza atar ve ?Sosyal Belediyecilik´ uygulamasını etkin bir şekilde ortaya koyarsa, genel seçimlerde önemli bir sıçrayış yakalama imkanı elde etmiş olabilir. Tabi ki, bu işin sonraki boyutu, bunu bize zaman gösterecek?

Şu an gerçek olan bir durum var ki; o da Saadet Partisi´nin bu seçimlerde yükselme trendini yakalaması
ve seçimin en kritik şehri olan İstanbul´daki iki parti arasındaki kıl payı farkta, almış olduğu %1,21 oy oranının seçimin sonucunu tayin etmesidir. İstanbul´da olabilecek en etkili isimle, Binali Yıldırım´la seçime giren Adalet ve Kalkınma Partisi, adayının müspet hamlelerine karşın, ekonomik politikadaki başarısızlıklar, insanların geçim sıkıntısındaki artış, parti içindeki metal yorgunluğu ve dış siyasetteki belirsizlikler sebebiyle istediği başarıyı yakalayamamıştır.

Diğer taraftan, iktidar mensupları tarafından hiçbir seçimde ismi en ufak bir şekilde telaffuz edilmeyen
Saadet Partisi´ne karşı yürütülen menfi kampanya ters tepmiş gibi görünüyor. Saadet Partisi, seçimlere bütün seçim bölgelerinde tek başına girdiği halde, Cumhur İttifakı ortakları tarafından Millet İttifakı´nın içinde gösterilmiş, HDP´de işin içine katılarak 4´lü çete suçlamasıyla, PKK ve FETÖ ile ilişkilendirilmiştir.

Bu aşırı söylemin toplum vicdanında karşılık bulmadığı görülüyor. Bunun en somut göstergesi de, Saadet Partisi´nin Türkiye genelinde altığı 1.257.482 oyla, oylarını % 2,71´e yükseltmiş olmasıdır.
Saadet Partisi´nin, İstanbul Büyükşehir bazında aldığı 103.300, yani % 1,21 oy oranıyla, Ekrem
İmamoğlu ile Binali Yıldırım arasındaki cüzi oy farkı dikkate alındığında, adeta seçimin sonucunu tayin eden Parti olduğunu görmekteyiz. İktidar mensuplarının sert söylemlerle Saadet Partisi´ne yüklenmesinin aksi tesiri ile birlikte, Saadet Partisi´nin bu seçimde, diğer seçimlere kıyasla seçmene kendisini daha iyi anlatabilmesi ve bazı seçim bölgelerinde isabetli adaylarla seçimlere girmesi oy oranında artış sağlamıştır. Bu artış istenilen düzeyde olmayabilir. Ancak, Saadet Partisi´nin etkisinin aldığı oydan daha fazla olduğu kesindir. Bunun bariz örneği İstanbul seçimlerine vurduğu damga olmuştur.

Saadet Partisi´ndeki artış trendinin önümüzdeki genel seçimlere mutlaka olumlu yansıması olacaktır.
Fakat, alternatif Parti olmayı başararak istediği sonucu alabilir mi? Bu sorunun cevabını ilerleyen zamanda
göreceğiz?

Son yılların en ilginç ve heyecanlı seçimi, İstanbul sonucu ve Saadet daha çok konuşulacağa benziyor?



YAZARLAR