Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Nizamettin Yakışık


İSLAMA GÖRE KADINLAR NELERİ YAPMALIDIR?

Nizamettin Yakışık'ın yazısı; 


 

  Şüphesiz İslam hukukunda fetvalar, zaman ve mekanın şartlarına bakılarak verilmelidir. Fakat günümüzde bazı kişiler zaman ve mekana bakmadan "Kadın, erkeğinin çamaşırını yıkamak ve çocuğunu emzirmek zorunluluğu yoktur." Gibi söylemlerde bulunarak, aile hayatının yaşanmaz bir hâle gelmesine sebep olmaktadırlar.

    Evet fıkhen kadın, her ne kadar zorunlu değilse de fakat insani yönü ile ve merhamet boyutuyla sorumlulukları bulunmaktadır.

   Hanımların yemek ve ekmek pişirmesi, elbise yıkaması, oda süpürmesi, ev işlerini tertip ve düzenlemesi, kocasının yükünü hafifletmeye çalışması ahlaki ve insani birer görevdir ve şerefli bir hizmettir. 

(Hukuku İslamiyye Ö. N. Bilmen 2/483) 

  Şüphesiz Peygamberimiz (sav) her şeyde olduğu gibi aile hayatında da bize en güzel örnektir. Allah'ın Rasulü, kızı Fatıma'ya: "Kızım sen ev işlerini, Ali de dış işleri görsün." buyurmuştur. Bu da dinimizin aile hayatındaki çizgisini göstermektedir. 

  Bir anne doğurduğu çocuğunu süt anne buluncaya kadar emzirmesi dini bir haktır. Fakat süt anne bulunduktan sonra zorlanması uygun değildir. Ancak çocuğunu zikir ettiğimiz şekilde emzirmek, anne üzerine dinen lazımdır. Çünkü Kur'an-ı Kerim'de, "Anneler çocuklarını tam iki sene emzirirler."

 (Bakara, 2/233) ayeti kerimesi kadınların çocuklarını emzirmelerine açık bir delildir. 

(Mevkufat, 1/597)

    Evet kadın dinen ve örfen kocasına ikram ve iyilikte bulunmalı, eşinin annesine de saygı göstermelidir. Erkekler de  hanımına ve onun annesine karşı iyi davranmalıdır. Halbuki kadın bunu yapmakla aslında kendine iyilik yapmış olur. Zira Allah Teâlâ, "İyiliğin karşılığı iyilikten başka bir şey midir?” (Rahman, 55/60) buyuruyor. 

    Ailelerin dünya ve ahiret saadeti için önce Allah ve Rasulü’ne itaat etmeleri, sonra da birbirlerine meşrû zeminlerde itaatleri gerekir. Günah ve gayri meşru hâllerde  ise hiç kimseye itaat gerekmez. Bu konuda birçok ayet ve hadis mevcuttur.

  Hulâsa, evin hanımı;  yemek yapmak, evi süpürmek gibi aile efradına yardımcı olacak işleri -kendi durumuna ve kendi durumundakilerin adetlerine uygun olarak- yapması doğaldır . Çünkü yüce Allah şöyle buyurmuştur:

وَجَعَلَ مِنْهَا زَوْجَهَا لِيَسْكُنَ إِلَيْهَا 

"Ondan da yanında huzur bulsun diye eşini (Havva'yı) yaratan O'dur." (A’raf,189)

Adeta yüce Allah, eşlerimizde sükûn bulmayı, onlardan yararlanmayı ve adete göre bir çeşit hizmetlerinden faydalanmayı bir arada ihsan etmiş gibidir. 

Diğer bir ayetı celile’de Rabbimiz;

وَاللّهُ جَعَلَ لَكُم مِنْ أَنفُسِكُمْ أَزْوَاجًا وَجَعَلَ لَكُم مِّنْ أَزْوَاجِكُم بَنِينَ وَحَفَدَةً وَرَزَقَكُم مِّنَ الطَّيِّبَاتِ أَفَبِالْبَاطِلِ يُؤْمِنُونَ وَبِنِعْمَة اللّهِ هُمْ يَكْفُرُونَ

Allah sizlere kendi cinsinizden eşler yarattı. Eşlerinizden oğullar ve torunlar verdi ve sizi hoş hoş nimetlerle rızıklandırdı. Onlar, şimdi batıla inanıp da Allah'ın nimetine nankörlük mü ediyorlar? (Nahl,72) diye buyurmuştur.

     İslam alimlerinden Mücahid, İbn Abbas, Mâlik ve dil bilginlerinin, burada geçen "hafede'nin, hizmetçi ve yardımcılar demek olduğu şeklindeki görüşlerinden hareketle fer'i bir hüküm çıkarma yoluna gidersek, şunu söyleyebiliriz: Bu durumda hanımın çocuğuna hizmet etmesi, en harikulade bir beyanla Kur'ân-ı Kerim'den de anlaşılmış olmaktadır. Bunu İbnü'l-Arabî de ifade etmektedir. 

Başka bir hadiste Resul’ı  Ekrem şöyle buyurmuştur;

عَنْ أَبِي حَازِمٍ قَالَ سَمِعْتُ سَهْلَ بْنَ سَعْدٍ أَنَّ أَبَا أُسَيْدٍ السَّاعِدِيَّ دَعَا النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ لِعُرْسِهِ فَكَانَتْ امْرَأَتُهُ خَادِمَهُمْ يَوْمَئِذٍ وَهِيَ الْعَرُوسُ صحيح البخاري

Ebû Hazım şöyle dedi: Ben Sehl ibn Sa'd es-Sâidî (R)'den işittim. Ebû Useyd Mâlik ibn Rabîa es-Sâidî, Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'i kendi düğün yemeğine da'vet etti. O gün yeni gelin olduğu hâlde da'vetlilere hizmet eden karısı (Ümmü Useyd Selâme) idi. 

Yine bir hadisi şerifte sevgili peygamberimiz şöyle ifade buyuruyor;

عَنْ عَائِشَةَ رَضِىَ اللَّهُ عَنْها قالت: كَانَ النَّبىُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يُهْدِى مِنَ الْمَدِينَةِ فَأَفْتِلُ قََلائِدَ هَدْيِهِ أخرجه الستة

 Hz. Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) Medine'de iken Kâbe'ye kurban sunar, ben de kurbanının boynuna takılacak nişanlarını hazırlardım. Görüldüğü üzere peygamberin eşi, kızı ve sahabelerin eşleride evdeki zaruri işleri yapmış, evin mutluluğu için çaba sarfetmişlerdir. 

Ne gariptir ki günümüzde kadınlar, dinlerinden ve İslami örf ve adetlerinden uzaklaşıkları için toplumda sağlam bir aile görmek oldukça zorlaşmıştır.

   Evet Modern toplum, çağdaşlık, uygarlık ve son olarakta İstanbul Sözleşmesi aile hayatını ve mahremiyetini maalesef tarumar etmiştir.

    Selam ve dua ile

 



YAZARLAR