Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Faysal Mahmutoğlu


İSLAM VE İKTİDAR

Faysal Mahmutoğlu'nun yeni yazısı;


 

Kim bir insanı (haksız yere) öldürürse bütün insanlığı öldürmüş gibidir.” (5/Maide, 32)

Kim bir mümini haksız yere öldürürse, cezası içinde devamlı kalmak üzere cehennemdir.”  (4/Nisa, 93)

İslam tarihi iktidar savaşları ve din adına işlenen cinayetlerle doludur.

Vahyin amacı Kamil insan olabilmenin temellerini bu dünyada atmaktır. İslam’ın, insanlığa rehberlik edebilmesi için Vahyin akılla buluşması zorunludur.   Fazlurrahman ; “Akıl ile Vahiy kardeş kabul eder.” İnsanlığın huzur ve refahı için siyaset ve iktidar uygulamalarının Akıl ve Vahiy rehberliğinde uygulanması gerekirken tarihsel süreç içinde özellikle Müslümanların buna pek riayet etmediklerini müşahede ediyoruz.

Müslümanlar arasında ilk ihtilaf Peygamberin vefatında hemen sonra “Beni Sa’ide” de Ensar ile Muhacir arasında gerçekleşmiştir. Hz. Peygamber döneminde dinin güdümünde olan siyaset “Beni Sa’ide” toplantısından sonra dine egemen olmuştur. Peygamberin mübarek naaşı henüz yerdeyken, iktidar mücadelesinin başlamış olması cahiliye siyasi değerleri ile Vahyin önerdiği evrensel değerleri karşı karşıya getirmiştir. Müslümanların,  Peygambersiz bir yaşama uyum sağlayamadıklarını görüyoruz. Bugün de İslam dünyasının en büyük sorunu iktidarla ilgilidir. Başlangıçtaki siyasi olayların zamanla din şeklinde formüle edilmesi farklı bir kültürün oluşmasını sağlamıştır.

Hz. Peygamberden sonra iktidar hırsının İslam’ı rehin aldığını görmekteyiz. Tarihsel süreç içinde oluşan geleneğin din şeklinde algılanması sorunların çözümünü zorlaştıran bir faktör olmuştur. Zihin dünyamızın temelini Olgulardan çok algılar oluşturuyor.

İlk anlaşmazlık  “halifenin Kureyş’ten olması” ilkesi çerçevesinde çözüldükten sonra, Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer, Hz Peygamber sünnetine harfiyen uyarak adil bir yönetim sergilediler. Hz. Osman’dan başlayan iktidar savaşları iktidar uğruna kundaktaki bebeğin ölümüne kadar indirgendi.

Hz. Osman’ın ilk icraatı yakın akrabalarını vali ve üst düzey yönetici olarak atamak oldu. Artık makam ve mevkiler Emeviler için birer arpalıktı. Hz. Peygamber dönemi sadelik Ebubekir ve Ömer döneminde devam ederken Osman döneminde lüks ve şatafat egemen oldu. Mekke’nin aristokratı artık Müslümanların aristokratıydı. Küfe valiliğine içki düşkünü kardeşi Velid bin Ukbe’yi tayin etti. Bu zat içki içip namaz kıldırınca Küfe halkı duruma itiraz etti. İtiraz eden Küfe’nin ileri gelenleri Şam’a sürüldü. Mısır Valiliğine Peygambere hakaret eden sütkardeşi Abdullah ibn Ebi Sarah’ın atanması tepkilere neden oldu.  Ebuzer Şam valisi Muaviye’nın İslam dışı uygulamalarını şikâyet edince Rebeze’ye sürgüne yollandı. Tüm Medine halkı başta onu seçen Abdurrahman ibn Avf olmak üzere Osman’ın azlini istemekteydi.  Ali, “ümmetin öldürdüğü devlet başkanı olma” diye kendisini uyarıyor.

Hicretin 35. Yılında Mısır, Küfe ve Basra vilayetlerinden toplam 900 kişi valilerinin görevden alınması için Medine’ye gelerek Halife Osman’la görüştüler.  Osman bu masum ve haklı taleplerini reddetti. Ali’nin araya girmesiyle Osman valilerin azlini kabul etse de Kâtibi Mervan Osman’ın mührünün basılı olduğu bir mektubu bölge valilerine yollayarak, isyancılarının öldürülmesini talep ediyordu, mektubu götüren kişi yolda yakalanınca isyancılar tekrar Medine’ye geri döndüler. Ali, İsyancılara tuzak kurulduğunu doyunca çok sinirlendi. Osman’a Mervan’ın derhal görevden alınmasını istedi Osman bunu reddedince isyancılar ya çekil ya da seni öldüreceğiz dediler. Osman ölümü seçti. Dışardan gelen isyancılar 900 kişi idiler. Medine’ de o zaman 20 bin silahlı insan vardı isteselerdi mani olabilirlerdi fakat seyrettiler, bir nevi onay verdiler. Dolayısıyla Osman Müslümanlarının çoğunluğunun rızasıyla öldürülmüş oldu. Hz. Aişe de onun için “bunak, akrabaların kölesi” tabirini kullanmıştı.

Hz. Ali, hem Sünnilerin hem de Şiilerin kabul ettiği tek İslam halifesidir. İlk icraat olarak kendisini Osman’ın katlinden sorumlu tutan Şam valisi Muaviye’yi azletmek oldu. Muaviye, Ali’yi halife olarak tanımadı. Ali ile Muaviye’nin ihtilafını geleneksel Sünni İslam’ın “içtihat” şeklinde değerlendirmesi, konuyu saptırmaktan başka bir anlam ifade etmiyor. Eşitler arasında bir mücadele yok.

Ali devlet başkanıdır Muaviye ise azledilmiş bir vali. Devlet başkanına karşı gelmek isyandır, içtihat değil.

Ali, Devlet başkanı olarak Ömer’in Şurasında kendisini destekleyen Talha ve Zübeyir’in Valilik taleplerini reddetmekle ilk siyasi hatasını işledi. Talha ve Zübeyir Medine’yi terk ederek Mekke’de bulunan Hz. Aişe’nin yanında Ali’nin karşı safına geçtiler.

Talha ve Zübeyr, Hz. Aişe’yi de yanlarına çekerek Ali’ye karşı savaşma kararı aldılar. Cemel vakası olarak anılan savaşta başta Talha ve Zübeyr olmak üzere 15 bin Müslüman katledildi. Niçin? İktidar için. Oysa Peygamberin 23 yıllık Risalet’inde Bedir’de ölen Müslüman sayısı 14, Uhut’ta 70,  hendek savaşında ise sadece 5 kişi ölmüştü. Muaviye’nin Başlattığı Sıffin savaşında toplam 70 bin Müslüman katlediliyor.

Hz. Ali Hariciler tarafından şehit edildikten sonra, Muaviye dönemi başlıyor. Artık siyasetin dinin üstünde kabul gördüğü bir dönemdir. Saltanatın fiili olarak başladığı dönemdir. Muaviye yasadışı olarak oğlu Yezid’i veliaht olarak atmasıyla sultanlığın babadan oğula geçmesinin kapısını aralamış oldu.

 Kerbela Faciasının faili Yezid, tarihe “HURRE” olayı olarak geçen hadisede Mekke’yi basarak 10 bin Sahabeyi katlediyor, bir rivayete göre bin, başka bir rivayete göre de 6 bin kadın baskında hamile kalıyor. Yezit’ten sonra tahta geçen Mervan ise hızını alamayıp Hac mevsiminde Kâbe’yi taşa tutturuyor.

Abbasiler Şam’ı fethedince 50 bin Müslümanı katlediyorlar. Emevi Camii’ne elli gün at bağlanıyor. Cami ahır haline getiriliyor. Muaviye’nin çürümüş cesedi çıkarılıp halka teşhir ediliyor.

Diğer saltanatlarda olduğu gibi Osmanlıda da durum farklı değil. Osmanlıda iktidar uğruna kundaktaki bebekler dahi katledildi.

İlk başta 1. Osman amcası Dündar’ı öldürttü. 1. Murat öz oğlu Savcı ile kardeşleri İbrahim ve Halil’i öldürttü.

Fatih Sultan Mehmet tahta çıktıktan sonra ilk iş olarak 2 yaşındaki kardeşi Ahmet ve Hasan’ı öldürttü. “Fatih kanunnamesini” yayınlayarak kardeş katline meşruiyet kazandırdı. Fatih ek olarak iki de eşini öldürttü. Yavuz Selim 8 kardeşi ile birlikte onların tüm eş ve çocuklarını katletti. Kanuni’nin oğlu şehzade Mustafa’yı nasıl boğdurduğunu TV.’ de yayınlanan bir diziden biliyoruz. 3. Murat tahta çıkar çıkmaz 6 kardeşini boğdurttu.  Kendisi öldüğünde hemen o gece ondan hamile olan 10 cariyesi boğdurulup Sarayburnu’ndan denize atıldı. 3. Mehmet içlerinde kundaktaki bebeklerin de olduğu 19 kardeşini tahta çıktığı günün gecesi öldürttü. 37 yaşında öldüğünde oğlu cenaze namazına “19 kardeşini öldüren babam da olsa katildir” diyerek katılmayı reddediyor.

Kur’an haddi aşanları, hak ve hakikat karşıtı olan siyasi uygulamaları, kibir, hile ve desise içinde olanları “Tağut” olarak nitelendirir. Siyasette hak, hakikat ve adalet endeksli uygulamalar “hikmet” olarak değerlendirilir.

İlk üç Halife (Ebubekir, Ömer ve Ali) ile Ömer bin Abdülaziz  “hikmet” endeksli siyasetin öncüleridir.

Emevi ve Abbasi sultanları ile yakın tarihimizde aynı çağda yaşadığımız Nasır, Enver Sedat, Saddam Hüseyin, Hüsnü Mübarek, Hafız Esat, Kaddafi ve ismini anmadığımız birçok Ortadoğu lideri “Tağut” olarak nitelenen siyasetin örnekleridir.

Saddam Hüseyin iki oğluyla sürdürdüğü iktidarının devamı için ülkesinin ve halkının katline neden oldu, istifa etseydi bütün bu yaşananlar gerçekleşmeyebilirdi.

Kaddafi ülkesi petrol zengini Libya’yı 8 oğluyla birlikte yöneterek iktidarı paylaşmak istemedi çocuklarıyla beraber ülkesini de kaybetti. Beşar Esat babası Hafız’ın yolunu takip ederek iktidarda kalma pahasına ülkesinin parçalanmasını ve milyonların ölümüne sebep oldu.

Bu Sultanlar, Diktatörler insanlık dışı zulümlere imza atarken ulema ne yaptı? Çoğunluk alkışladı, onların istekleri doğrultusunda fetvalar verdi, icraatlarını onayladı, çünkü ortada bir nimet paylaşımı vardı. Sultanlar döneminde az da olsa canı pahasına itiraz eden örnekler de vardır. Bunların başında Ebu Hanife gelmektedir, üç yıl zindanda tutulmuştur. Amiri ve Gazali yönetime karşı seslerini yükseltmişlerdir. Büyük bir kelam âlimi, fıkıh usulü uzmanı ve münazara üstadı Muhammet es Serahsi yıllarca Özkent kalesinde zindan hayatı yaşamıştır. Hemedani ders verdiği medresenin önünde diri diri yakılmıştır. İmam Şafii’nin “Sultanın sofrasında oturan âlimin fetvası geçersizdir” tespiti evrensel bir manifesto niteliğindedir.

Yönetimin İslam’a uygunluğunun temel ölçütü Adalet, Eşitlik ve Özgürlüktür. “Adaleti Allah için ayakta tutun” (5/Maide, 8) ayetinin yorumu hem yargısal hem de idari olarak her türlü ayrımcılığın önlenmesi anlamınadır. Kur’an; etnik, dinsel ayırım gözetmeksizin özgürlüğü tüm insanlar için kazanılmış bir hak olarak kabul eder. Hz Peygamberin Medine sözleşmesinde Müslümanlar, Yahudiler, Hristiyanlar ve Müşrikleri ümmet (Vatandaş) temelinde birleştirdiğini biliyoruz. (Medine Sözleşmesi/Ali Bulaç)

İnsan onurunu esas alan din’in yönetim için öngördüğü temel ilke “ehliyet ve liyakattir”. Sultanlığa ve Monarşiye dayalı yönetimler ehliyet ve liyakate aykırıdır.

Kur’an bize açıkça meşru siyaset yolunu  gösterdiği halde geleneksel Sünni anlayış Peygambere atfen “Harp hiledir” hadisini referans alarak siyaseti harbin ve hilenin bir aracı haline getirdiğini görüyoruz.

 Din ve devlet ilişkileri bağlamında çok sık gündeme getirilen “Allah’a itaat edin, Peygambere itaat edin ve ulu’l-emre itaat edin” (4/Nisa-59) ayeti hep yanlış yorumlanarak istismar edilmiştir. Allah’a itaat onun kitabına ve ilkelerine itaat’tır, Peygambere itaat ise Elçi olarak tebliğ ettiği Kuran’a itaat’tır.  Maturidi, ulu’l-emr’i ulema olarak kabul eder. Ulema da tüzel kişiliktir. Özel kişiliklerin bu dinin içerisinde yeri yoktur. (Âdem’den öncesine dönüş/ Şaban Ali Düzgün)

Bugün yeryüzünde günde ortalama olarak 1000 Müslüman iktidar uğruna katlediliyor ve bunun yüzde doksanı Müslümanlar tarafından öldürülüyor.

 

 

 

 

 

 



YAZARLAR