Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Prof. Dr. Bilal SAMBUR


Irkçılık salgını her yerde!

Yazarımız Bilal SAMBUR'UN "YENİ" YAZISI...


Her gün ırkçılık haberleriyle sarsılıyoruz. Amerika’da Floyd cinayetinden sonra ırkçılık, dünyada tartışılan en önemli tehlike olarak konumlandırılmaktadır. Sosyal medya kanalları sayesinde kişiler, ırkçı zehirlerini ve pisliklerini kusan videolar yayınlamaktadırlar. Sosyal medya platformları, ırkçılık irininin aktığı karanlık ve kirli mecralara dönüşmüştür.

Irkçılık, insanın kirli, karanlık ve kanlı tarafının önemli bir unsurudur. Hiç kimse ırkçı olduğunu kabul etmemektedir, çünkü ırkçılık kötülük olarak görülmektedir. Hiç kimsenin ırkçı olduğunu kabul etmemesi, ırkçılık şeklinde bir sorunun olmadığı anlamına gelmemektedir. Irkçılık, insanlık için büyük bir tehlikedir, çünkü ırkçılığın kendisi insandan kaynaklanmaktadır. Tavukların, tilkilerin, aslanların ve kurtların ırkçı olması mümkün değildir. Irkçı olan ve ırkçılığı uyduran tek varlık, insandır. İnsan, uydurduğu ırkçılıkla yüzleşmeli ve içindeki ırkçılığın karanlığını kabul etmelidir. Irkçılık gerçeğiyle yüzleşmeden ve kabul etmeden söylenilen bütün sözler, ırkçılığı inkar etmekten başka bir anlam taşımayacaktır.

Irkçılık, psikolojik olarak insan kişiliğini zehirlemektedir. Irkçılık zehriyle yozlaşan herkes, kendisinden farklı gördüğü spesifik bir insan grubunu kız-erkek, çocuk-yaşlı ayırımı yapmadan şiddet dahil ortadan kaldırılması ve etkisizleştirilmesi gereken insan dışı varlıklar olarak görmektedir. Irkçılık, aslında kişinin insanlıktan çıkması anlamına gelmektedir. İnsan türünden kopuş anlamına gelen ırkçılık, diğer insan gruplarını değişik gerekçelerle aşağılayarak insanlıktan kopuşunu meşrulaştırmaya çalışmaktadır.

Sosyal medya platformlarında ırkçı yayınlar yapan kişiler, yaptıklarının ırkçılık olmadığını, düşman olarak gördükleri bir gruba karşı bir misilleme olduğunu söylemektedirler. Irkçılık, insanlığı ortadan kaldırmak amacıyla içinde bulunulan bir intikam, iktidar, şiddet ve yıkım halidir. Irkçılık, bir misilleme değildir. Irkçılık, insanlığı yok etmek üzere şiddet, nefret ve ayrımcılık etrafında kişilerin ve grupların kendilerini örgütlemesi ve harekete geçmesidir.

İnsan psikolojisini istila etmeye başladığı andan itibaren ırkçılığın, oradan çıkması imkansızlık düzeyinde zordur. Irkçılığın psikolojik boyutu, hiçbir şekilde ırkçılığın önemsiz ve zararsız bir sapma olduğu anlamına gelmemektedir. Irkçılık, çok tehlikeli bir psikolojik sapkınlıktır, ideolojidir, sosyolojidir, tarihtir, kültürdür ve politikadır. Psikolojik sapkınlık olarak ırkçılık, boşlukta kendi kendine ortaya çıkmamaktadır. İnsan psikolojisinde ırkçılığı doğuran şey, kişinin içinde bulunduğu sosyal, kültürel, ideolojik ve siyasal çevredir. Irkçılık, düşman olarak görülen grubun ekonomik, sosyal ve siyasal alanlardaki dezavantajlı durumlarının devamı için onları şiddetle ortadan kaldırma dahil her türlü yolun kullanımını meşru görmekte ve teşvik etmektedir.

Floyd başta olmak üzere siyah insanlara yönelik ırkçı saldırılar devam etmektedir. Dünya kamuoyundan gelen tepkilere rağmen siyahlara yönelik şiddetin devam etmesinin nedeni, ırkçıların kendilerini siyasal, kültürel ve sosyal açılardan güçlü hissetmeleridir. Amerika’da ırkçılar, Trump yönetimi tarafından desteklendikleri özgüveniyle hareket etmektedirler. Irkçılık, sosyal, siyasal, kültürel ve tarihsel bir kurumdur. Irkçılık, kendini muktedir görmekle ilgilidir. Kendini muktedir ve iktidar gördüğü andan itibaren ırkçılar harekete geçmekte, hedef gördükleri gruplara saldırmaktadırlar. Irkçılar, kız-erkek, yaşlı-genç ayırımı yapmadan hedef gruba saldırdıklarında, yaptıkları saldırıların ve cinayetlerin cezasız ve karşılıksız kalacağını bilmektedirler. Amerika’da ırkçı işkenceler ve cinayetler yapan beyaz polislerin çok küçük cezalarla kurtulmaları, ırkçılığın devamını sağlamaktadır. Irkçı cinayetlerden sonra katillerin ve saldırganların, çok kısa göz altılardan sonra serbest kalmaları, ırkçılarda gücün kendilerinde olduğu şeklinde bir duygu oluşturmaktadır.

Irkçılık zehri, günümüzde artık biyolojik olmanın ötesinde kültürel, sosyal ve politik tehlike olarak karşımıza çıkmaktadır. Farklı kültürel kimlikleri aşağılayan ve inkar eden ırkçılar, kendi kültürlerinin onlardan üstün olduğunu ve bu üstünlüklerinden dolayı aşağı kültürler üstünde hakim olmaları şeklinde bir yanılsamayla hareket etmektedirler. Irkçılığın kültür maskesiyle gizlenmesi, ırkçılığı ortadan kaldırmamaktadır. Kültürel ve sosyal ırkçılık, kendini çok sofistike ve sembolik şekiller dahil şiddet saldırıları ve cinayetler şeklinde de ortaya koymaktadır. Irkçılığın kültür, tarih, toplum, siyaset, eğitim ve ekonomi boyutları olan çok karmaşık bir olgu olmaya doğru evrildiğinin altını çizmeliyiz.

Kaynak: Milat Gazetesi



YAZARLAR