Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Nezir ERGENÇ


İnsanı Yeniden Düşünmek

Kim sorusu insanın kimliği ile ilgili bir bilgiyi zorunlu kılıyor. Kimlik ruhun, düşüncenin, aklın, iradenin, kudretin, estetiğin ve toplamda ?insan olmanın? ve ali şeraitinin veciz ifadesiyle ?insan kalmanın? mahiyetine dair bir anlamı içerir.


Esas itibariyle insana dair üç yaklaşımın olduğundan bahsedebiliriz; bu aynı zamanda ?varlık? görüşü olarak da okunabilir. Bunlardan birisi Brahmanist, Budist, Taoist ve bütün mistik veya panteistlerin yaklaşımıdır ki; ?mevcud? esas itibariyle bir tanedir; kesret yani çokluk veya çeşitlilik hakiki değil, mecazdır. Bir´in çokluk veya çeşitlilik halinde görünmesidir. Evren söz konusu Bir´in/bir olanın zahir/görünür halidir; buruz, sudur veya tecelli. Bu okuma biçiminde insan, bir olanın bir görüntüsü/ tezahürü olarak diğer tüm üyeler gibi evrenin bir cüzü, bir parçası ve elemanıdır. Bitkiler, hayvanlar, madenler neyse insan da odur. Bunların hepsi aynı aileden gölge kardeşlerdir.

İkinci yaklaşım, Batıcı/Aydınlanmacı yaklaşımdır. Buna göre evrende üç çeşit varlıktan bahsedilir; madenler, bitkiler ve hayvanlar. Aydınlanmacı felsefede Tanrı diye bir varın, mevcudun olmaması doğal olarak kainatı oluşturan unsurların madenler, bitkiler ve hayvanlardan meydana gelmiş fiziki bir evren tasavvuru oluşturmuştur. Tanrı yoksa ?yaratma? da yoktur. Dolayısıyla varlık bir şekilde var oldu veya zaten vardı ve var olmayı değişerek ve dönüşerek devam ettiriyor. Bu yüzen de insan, söz konusu varlıklar içerisinde ?hayvanlar? kategorisine dâhil edilir. Burada madenler ve bitkiler dışında esas olan üçüncü unsur hayvandır; onun için insan diğer hayvan kardeşleriyle kıyaslanarak tanımlanır. Tanımlanma veya tanıma diğer kardeşleriyle farklılıklar veya benzerlikler üzerinden yapılır. Mesela politik hayvan/Aristo tanımlaması, insan düşünen hayvandır/hayvanın düşüneni, insan sosyal hayvandır gibi; eksen hayvan olduğu için insan hayvanlardan düşünen veya sosyal yönü gelişmiş kısmına dâhil edilir; zira Tali, furu olan esasa göre kıyas edilir.

İnsanın hayvandan bir çeşit olduğu fikri son zamanlarda makineye doğru bir eğilim göstermiştir. Yapay zekâ hem felsefi bir kavram olarak ve hem de siyasi, ekonomik ve hatta ahlaki olarak geleceğin önemli kavramlarından biri olacağa benziyor. Düşünce tarihi derslerimde yaklaşık iki yıl önce bu konuyu gündeme getirmiştim ve yapay zekânın önümüzdeki yıllarda itikadi bir mesele olarak dünyayı etkileyeceği tespitinde bulunmuştum. İtikattan maksadımın sadece inanç olmadığını; sosyal, siyasi ve ahlaki alanları da kapsadığını ifade edeyim.

Daha önceleri insan makine ilişkisi, aydınlanmacılar tarafından dile getiriliyordu. Mesela 1800´lü yıllarda La Mettrie ?İnsan makine? kitabını bile yazmıştı. Benzer bir çalışmayı Gurdijief de yapar ve ?makine insanların? aslında hiç de insan olmadıklarını açıklamaya çalışır. Şöyle tanıtır makine insanı: İnsan bir makinedir; yaptığı her şey; düşünceleri, alışkanlıkları, duyguları diş etkenlerin ürünüdür. Bu anlayışa göre insan makine/bilgisayar, robotik eşyalar yapay zekâdır ve insan bunlarla kıyaslanarak anlatılır ve tanımlanmaya çalışılır. Mesela beyin hard diske benzetilir. Esas olan makine, yapay zekâdır; insan ise ona benzetilir. Hâlbuki insan yapay zekâyı üretirken olabildiğince kendine benzetmeye çalışır.

Yapay zekâ ile ilgili son bir şey söylemem gerekiyor: İnsan ne yazık ki yeni bir putperestlik aşamasına girmiştir. Yani, KENDİ TANIRISINI YARATMAYA ÇALIŞIYOR. Önce her şeyi yaratan bir tanrısı vardı insanın. Sonra aydınlanma ile birlikte onun yerine aklı ikame etti insan. Salt aklın insanı götürdüğü uçurum ufukta belirince ?akıl? yerini ?insana/ hümanizmaya? terk etti. Böylece insan, bizzat insanı; felsefi olarak hümanizmayı tanrılaştırdı. Gelinen noktada ise insan yapay zekâ ile kendi tanrısını yeniden yapmaya başlıyor.

Modern insan tasavvurunda insan, bir makinadır, sosyal bir hayvandır, düşünen bir hayvandır, hisseden bir hayvandır, başkaldıran bir hayvandır.

Bu tanımlamaların tümü insanın bir hayvan olduğu ön kabulünden hareketle yapılmıştır. İnsan bir hayvandır; ancak bildiğimiz hayvanlardan da bazı farkları vardır: mesela düşünmek gibi, sosyal olmak, hissetmek, başkaldırmak gibi özellikleriyle normal bir hayvandan ayrılır; ama yine de hayvandır.

Modern yapay zeka robotlar ise, bugün için bir bilim kurgu olayı olmaktan çok ötelere taşındı. ?Yapay zeka? filminde söz konusu edilen ?seven yapay zeka/ROBUT? bugün bir adım daha ileriye geçirilmiştir. Sevmenin ötesinde düşünen ve geliştiren yani bir nevi irade edebilen yapay zekâlara ulaşılmıştır. Ben buna teosofist yapay zeka denilmesinin uygun olacağını düşünüyorum. Yani inançlı, ibadet eden duygusal yapay zeka robotlar. Bugün makina insanı bu şekilde tanımlamakta bir beis görmüyorum. Evet, bugünün insanı teosofist bir yapay zekâdır.

Üçüncü insan yaklaşımı ise Kurandan/İslam´dan mülhem yaratma felsefesine dayalı her bir varlığın Allah tarafından özel bir yaratma ile vucuda getirildiği dünya görüşüdür. Buna göre kainat madenler, bitkiler, hayvanlar, insanlar, cinler ve meleklerin varlıklarının yanında gaybi kimi unsurların da bulunduğu toplam bir değerler bütünüdür. Ve bunların tümü hem varlıklarını ve hem de hayatiyetlerini Allah´a borçludurlar; onlarla Allah arasında çok sıkı bir Rabb Merbub ilişkisi vardır.

Bu bağlamda insan nedir sorusuna vereceğimiz cevap: O, kainatta bir ?şey? dir. Evrenin bir parçası, var olan her şeyin bir kardeşi ve tamamlayıcı unsuru. Bununla beraber sadece ona ait olan kimi özellikler var ve onları şu başlıklar altında toplayabiliriz:

  • İnsan, canlı bir organizmadır; doğar,  büyür ve ölür

  • İnsan, toplayan/ biriktiren bir organizmadır

  • İnsan, alet yapan bir organizmadır

  • İnsan, yaşamak için muhtaç sosyal bir organizmadır.

İnsan kimdir?

Aydınlanmacı dünya görüşünün aksine İslami dünya görüşü insan tanımını ne değil, kim sorusuyla cevaplandırmaya girişir. Kim sorusu akılla, akletmekle alakalı bir anlamı içerir. Kimliği, ruhu, nefsi ve bizzat insanı tanımlar. İslam, insan kimdir, diye sorduğumuzda asla ?o, bir şeydir?, ?o, bir makinedir?, ?o, bir hayvandır?, ?o, bir yapay zekâdır?, ?o, bir politik hayvandır? diye cevap vermez.

Kim sorusunda asıl olan, insandır; insan dışındaki her şey insana kıyasen tanımlanır. Hard disk beyne, arı veya karıncalar insanın sosyal yapısına benzetilir. Yapay zekâ insandan mülhemdir ve asla insanın yerine geçirilmez. Tıpkı her şeyi yaratan Allah yerine hiçbir şeyin ikame edilmeyeceği gibi. Onun için ilkesel olarak Allah, yaratılmışlara benzetilemez; muhalefetu lil havadis. Her neye benzetirsen o, O değildir. Bu yüzden insan belki Allah´a benzetilebiliriz; ilmiyle, ahlakıyla, merhametiyle, bağışlamasıyla ve cezalandırmasıyla insan Allah arasında bir kıyas zaten hep olmuştur. Bu anlamda mesela insan da âlimdir, insan da irade eder, insan da kadirdir, deriz. İbrahim nebi hikâyesinde geçen Nemrut´un kendisini İbrahim nebinin ilahına benzetmesinin mantığında da bu yaklaşım vardır.

Kim sorusu insanın kimliği ile ilgili bir bilgiyi zorunlu kılıyor. Kimlik ruhun, düşüncenin, aklın, iradenin, kudretin, estetiğin ve toplamda ?insan olmanın? ve ali şeraitinin veciz ifadesiyle ?insan kalmanın? mahiyetine dair bir anlamı içerir.

O halde insan kimdir diye sorduğumuzda şu sonuçlara ulaşmış oluruz:

  • İnsan düşünendir/ tefekkür, tezekkür, teemmül, tefehhüm ve Tedebbür

  • İnsan akledendir/ te´ekkül

  • İnsan tanımlayandır/ İsim koyma

  • İnsan yektin ve sorumludur/ hilafet

  • İnsan ahlak sahibidir/ yaratılış, erdem

  • İnsan bilendir/ bilginin verili olması, bilgelik

  • İnsan gaye endekslidir/ kulluk

  • İnsan haysiyetlidir/ sadakat

  • Ve insan hakikat hedeflidir/ hakikati arayış.

İnsan nedir ve insan kimdir sorularına verilen cevapların şerhlerini nasip olursa bir sonraki yazıda şerh etmeye çalışacağım.



YAZARLAR